"san. uyan artık!"
uyanması için yaklaşık yarım saattir tepesinde bekliyordu ama hiç hareket bile etmemişti. aklına gelen fikirle yavaşça yatan san'ın üzerine doğru eğildi. yüzüne iyice yaklaştı ve dudaklarını dudaklarına bastırdı. birkaç saniye kıpırdamadan öylece durdu. tam geri çekileceği esnada dudaklarında bir hareketlenme hissetti.
uyanıktı.
onu öpen dudaklara yavaşça karşılık vermişti. san, üstündeki minik bedenin dudaklarını öperken bir elini ensesine diğer elini ise tişörtünden içeri sokarak yavaşça belini okşuyordu. wooyoung aldığı karşılık karşısında öpüştüğü dudakların üzerinden gülümsedi. tam şehvetlendiği anda bölmek istemediği için ıslak bir sesle öpüşmeyi kesip nefes nefese konuştu.
"uyuma numarası yapıyordun değil mi?"
san'ın bakışları wooyoung'un dudaklarındaydı hâlâ. yavaşça gözlerine çevirdi etkileyici gözlerini. muzip bir tavırla ensesindeki elini çekerek önüne gelen saçları arkaya attı. gözleri yarı uykulu yarı arzuluydu.
"bir an hiç öpmeyeceksin sandım."
wooyoung bu dediğine sadece gülerek daha ateşli bir öpüşme başlattı. üzerine eğildiği için çok rahat değildi bu yüzden bacaklarını aralayarak san'ın üstüne yerleştirdi bedenini. tam olarak san'ın erkekliğinin üstüne oturduğu için ağzına doğru boğuk bir inleme bırakmıştı.
fazlasıyla etkilenen san, öptüğü alt dudağı dişlerinin arasına kıstırarak ısırdı. üst dudağıyla ilgilenen wooyoung'ta hissettiği zevkle memnun mırıltılar çıkartmıştı. san'ın iki eli de üstündeki bedenin çıplak belindeydi. küçük bedenin elleri, altındaki kaslı bedenin göğüsleriyle oynuyor ve arada da kalçasını altındaki erkekliğin üstünde hareket ettiriyordu. san, üstündeki bedeni bir anda alta çevirip üste geçti. wooyoung ani yer değişiminden dolayı ayrılan dudaklarını tekrar birleştirdi. bacaklarını san'ın beline dolamış, ellerini de saçlarının arasına daldırmıştı. kaslı beden fazlasıyla erekte olmuştu. bacaklarını ona saran wooyoung'un şişkinliğini çok net bir şekilde hissediyordu. kendinin de ondan bir farklı yoktu.
"wooyoung. ahh gerçekten bu kadar etkileyici olmak zorunda mısın?"
şişkinliğini, bacaklarını sardığı bedene iyice bastırmıştı. ikisi de dudaklarını ısırıp derin bir nefes vermişti. nefes nefese ve ter içindeydiler ama daha yeni başlıyordu.
"sen önce kendine bak."
san artık üstündekilerden kurtulması gerektiğini düşünüyordu. önce altına aldığı bedenin tişörtünün eteklerinden tuttu. ne yapmaya çalıştığını anlayan küçük beden yattığı yerden biraz dikelerek yardımcı oldu. çıkarttığı tişörtü bir kenara fırlattıktan sonra sıra giydiği eşofmandaydı. elleri beline uzandığında kalçasını hafifçe yukarı kaldırdı. bağcıklarını çözüp içindeki boxerla birlikte onlardan da kurtulmuştu. işte şimdi tamamen çıplaktı karşısında büyülendiği beden. kendine yönelip soyunmaya başlayacakken wooyoung onu durdurmuştu.
"bana bırak."
ellerini kendinden çekerek serbest bırakmıştı. kollarını aşağı salarak izledi ona uzanan elleri. wooyoung, uzandığı tişörtü hiçte sakin sayılmayacak bir biçimde hızla çıkarıp fırlattı. san'ın altında wooyoung'un aksine şort vardı. şortu çıkartmadan önce elini arsızca kumaş parçasının üstünden bile belli olan şişkinliğe bastırmıştı. baskıyla birlikte kısık sesli bir inleme dolmuştu kulaklarına.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FEVER ~ woosan
Teen Fiction"geldin." "birbirimize her şeye rağmen demedik mi san?" {texting•düz yazı} {woosan•seongjoong•yungi•jongsang}
