Hafif bir esinti değdi tenime. Gözlerim yavaş yavaş açılmaya başladı. Yataktaydım. Başımı çevirdim. Kırmızı kanatlar gördüm önce. Sonra o kanatlar hareket etti ve bana döndü. Adamın yüzünü görmüyordum. Kanatları engelliyordu.
Bir dakika, bi adam benimle birlikte yataktaydı?! Etrafıma baktığımda burasının benim evim olmadığını anladım.
Çığlık atarak kafasına vurdum yanımdaki adamın. Bağırışımla irkilerek uyanmıştı ve darbem de onu kendine getirmişti. Sırtına çıktım ve ellerini arkada birleştirdim.
"KİMSİN SEN, BEN NEREDEYİM?!"
"Hey, sakin ol. Sabah sabah kulağım patladı."
"NEREDEYİM LAN BEN!"
"Benim evimdesin gibi görünüyor. Şimdi beni bırakır mısın?" yüzüne baktım. Yüzüne baktığımda daha çok şaşırdım. Bu adam benim iş arkadaşım Keigo Takami'nin ta kendisiydi.
"Hawks? Neden senin evinde olduğumu açıklar mısın bana?"
"Hiçbir şey yok aklımda şu an. Sadece midem bulanıyor." dedi yüzünü ekşiterek. Üstünden indim ve yanına oturdum.
"Biz.. bir şey yapmadık değil mi?"
"Sanmıyorum."
"Sanmıyorum ne demek tam olarak?"
"Hatırlamadığımı söyledim."
"Düşünmeye çalış o zaman, lanet olsun Keigo!" verdiği belirsizlik hoşuma gitmiyordu. Her ne kadar iş arkadaşı olsak da genelde sürekli laf atardık birbirimize. Düşünmeye devam ettim.
"Ne yaptık dün? İçmiş olmamız lazım ki şu an böyleyiz."
"Düşünmeme izin ver." dedi yatakta doğrularak. Gözlerini kaşıdı ve esnedi.
"Sanırım dün bara gittik."
"Amacımız neydi acaba tam olarak."
"Bekle de düşüneyim Ryoko. Bazen çok yoruyorsun beni." oflayarak düşünmeye başladım. Sahi, ne olmuştu dün?
*
"Bugünün de devriyesi bitti ha?" dedi genç kadın sokakta iş arkadaşıyla yürürken. Genç adam belli belirsiz gülümsedi.
"Bir şeyler yapmayı ne zaman teklif ettiğimde reddediyorsun. Bence bu akşam bir şeyler içmeye götürebilirim seni." genç kadın kıkırdadı.
"Bugün sana karşı çıkacak kadar gücüm yok. Gidelim hadi."
Bara geldiklerinde yüksek sandalyelerden birine oturdular. İçeride çok kişi yoktu. İkisi de önüne bakıp konu arıyordu konuşmak için. Susmak istemiyorlardı çünkü, beraberken susmak istemiyorlardı. Keigo girdi konuya.
"İş hariç uğraştığın hiçbir şey, hiçbir insan yok mu Lynx?"
"Uğraştığım bir şeyler var tabi ki. İnsan yok. İlgilenmiyorum sanırım. Arkadaşlarım var sadece, bilirsin." dedi genç kadın. Dillendirmek istemese bile Keigo'yla bir şeyler yapmak mutlu ediyordu onu. O da sordu.
"Sen neler yapıyorsun, Hawks?"
"Bildiğin gibi, yarı zamanlı bir kötüyüm de. Tabi öyle olduğunda o kadar kolay olmuyor." ikisi de güldü.
"Sence All Might'ın emekliliğinden sonra en çok neler değişti Kötüler Birliği'nde?" Keigo gözlerini devirdi.
"İş hariç bir şey konuşmaz mısın sen kadın? Bugünlük bu dertleri düşünmesek olmuyor mu?"
"Bildiğin üzere bunlar dert değil, sorumluluk Hawks. Ama bugünlük öyle olsun bakalım." Keigo keyifle sipariş ettiği içkisini yudumladı. Aynı şeyi genç kadın da yaptı. Birden aynı anda birbirlerine baktılar, sonra utanıp gözlerini kaçırdılar. Keigo genç kadına merak ettiği soruyu sormak istiyordu.
"Aşk hakkında ne düşünüyorsun, Lynx?" genç kadın bu sorunun gelmesini beklemediğinden heyecanlanmıştı, ama bir o kadar da gereksiz bulduğu bir konuydu. Duygularını inkar etmeyi seven bir insandı.
"İnsanın hayatı boyunca kurtulamayacağı ve bütün dengesini alt üst eden saçma bir duygu. Fazla düşünürsün, fazla umursarsın, ve kolay kırılırsın. Eğer bu dünyada ayakta kalmak istiyorsan, bunların hiçbirini yaşamamalısın. Bu yüzden aşk benim için saçma. Ayrıca önemli bir anda dikkat dağınıklığı da yaratabilir." dedi. Son cümleyi bir villainle savaşırken Ryoko'nun Keigo'ya dalıp gitmesi sonucu villanın onu yaralamasından yola çıkarak söylemişti. Aklına her geldiğinde utanıyordu. Keigo düşündü.
"Aslında benim için tam tersi biliyor musun, bence saydığın negatif olarak isimlendirdiğin düşünceler ve hisler işine yarayacak şeyler. Örnek vermek gerekirse, fazla düşünmek iyidir çünkü bütün ihtimalleri değerlendirebilirsin. Fazla umursarsan, bir savaşta sevdiğin kişiyi korumak için daha kararlı olursun. Savaşmak için çok güçlü bir sebebin olmuş olacak ve körü körüne bağlı olacaksın o sebebe. Hem hırsından kazanma şansın da artmış olur. Son olarak, kolay kırılmak konusunda tamamen haklısın, ona bir sözüm yok." dedi hafifçe gülümseyerek. Ryoko başka bir bakış açısı kazanmıştı. Şaşırmıştı da biraz, kimsenin böyle diyeceği aklına gelmezdi, özellikle her gün gördüğü iş arkadaşı Keigo'nun.
"Hiç böyle düşünmemiştim Keigo. Vay be, bakış açını beğendim." dedi sakince. içkisini içmeye devam etti. Bittiğinde barmene işaret etti bir tane daha getirmesi için. Keigo zevkle ona baktı, çok hoşuna gidiyordu. Yeni bir soru geldi aklına.
"Peki, aşk için ne yaparsın?" Ryoko hafifçe güldü. Sarhoş olmaya başlamıştı.
"Derdin ne Keigo, bana aşıksan bunu sorularla fark ettirmeye çalışmak yerine direkt söyle."
Keigo'nun kalp atışları hızlanırken sorusuna cevap istiyordu.
"Söyle hadi. Ne yaparsın?"
"Hmm düşüneyim. Çoğu insan aşk için ölürüm falan der değil mi?"
"Evet, devam et."
"Ölmek çok basit bir eylem bana göre. İntihar edenler neden intihar ediyor söylesene bana? Hayatın zorluklarına, Tanrı'nın karşılarına çıkardığı şeylere sabretmek yerine kaçıyorlar. Ölmek yaşamaktan çok daha kolay. Ben, aşk için yaşayabilirim. Aşk için ölmek bana göre çok basit. Ben aşk için yaşardım." Keigo bu laflardan etkilenmişken ikisi de gittikçe sarhoş oluyorlardı.
Bu sohbetle birbirlerine daha da kaptırmaya başlamışlardı kendilerini.
"Vay, vay, vay. Ryoko Kamei mi karşımdaki, siz misiniz hanımefendi?" diye şakasına kızı yokladı Keigo. Ryoko ona yaklaştı. Dudaklarına bakıyordu.
"Ben gayet kendimdeyim Keigo Takami. Peki sen, sen aşk için ne yaparsın?" Keigo'nun da gözleri Ryoko'nun dudaklarındaydı. En son birbirlerine iyice yaklaştılar ve dudaklarını birbirlerine bastırdılar. Sanki bütün gece bu anı beklemiş gibi çok duygulu bir öpücüktü. Sonunda ayrıldıklarında alınlarını birbirlerine dayadılar. Nefes nefeselerdi. Keigo genç kadının sorusuna cevap verdi.
"Senin için her şeyi yapabilirim, Ryoko."
Gecenin ilerleyen saatlerinde Ryoko'nun uykusu geldiğinden ve çok içtiğinden Keigo onu kucağına aldı ve evine götürdü. Yatağa yavaşça bıraktı ve yanına uzandı. Arkadan beline sarılıp sevdiği kadını kendine çekti ve kokusuyla birlikte uyuyakaldı....
*
Birden her şey zihnime yüklenmişti. Şu an kıpkırmızı olduğumdan emindim. Keigo'ya baktım. O da kızarmış gibiydi. Dayanamayıp güldüm.
"En azından dün gece bir şey yapmamışız Hawks."
"Ama ben dudaklarını özledim Lynx.." diye bana yaklaştı Keigo. Hoşuma gitmişti. Dudaklarımız birleşirken bir eli belimde daireler çiziyordu.
Kokusu o kadar iyi geliyordu ki...
~
NEDEN BİLMİYORUM AMA İÇİME SİNMEDİ! Neyse umarım beğenirsiniz bölümü, gecenin bi vakti wattpad okurken dedim neden yeni bölüm yazmıyorum -saat 4.15- o yüzden manyak gibi kalkıp bölüm yazdım. Gidiyorum uyumaya, iyi geceler! (Bölümü sabah yayınlarım muhtemelen o yüzden ayrı olarak günaydın! <3)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MHA Characters x Reader (oneshots)
Fanfictionher bölümde mha karakterlerinden herhangi biriyle vakit geçireceksiniz ^^
