Kontrol etmeden atıyorum hata varsa kusura bakmayın.
İyi okumalar
----
Telefonumu cebime soktuktan sonra dükkandan içeriye girdim, kasanın arkasına ilerleyip önlüğümü aldım ve boynumdan geçirip arkada ki kuşaklarla belime bağladım.
Kasanın arkasında ki odadan kırk beşli yaşlarda halam çıktığında gülümseyerek baktı bana, bende aynı şekilde ona gülümseyerek baktım.
"Hoşgeldin oğlum, işlerini hallettin değil mi?" Halamdan izin alıp bir kaç saatliğine Ankara merkeze kadar gitmiştim. Bir kaç ihtiyacımı aldıktan sonra eve bırakmıştım ve dükkana geri gelmiştim.
"Hallettim hala" halam bana fazla düşkündü bu düşkünlüğün babamdan kaynaklı olduğunu düşünüyordum. Babam öldüğü için babamı hatırlatan bir ben vardım onun için.
Gelen müşteri ile halama bir baş selamı verip kasanın oradan çıktım ve müşteriye doğru ilerledim. Aslında halam kendi semtinden olan benden yaşça küçük olan 18 yaşında bir kızı da yanına işe almıştı ama hâlâ gelmediğine göre sanırım bugün izinliydi.
Gelen müşterinin ne istediğini dinledikten sonra not alıp pastaların olduğu yere ilerledim, raftan aldığım tabağın içine bir dilim cheesecake koydum. Bardak bölüme ilerleyip bir tepsi çıkardım. Tatlıyı içine koyduktan sonra yanına bir peçete ve çatal bıçak koyduktan sonra bir fincan alarak kahve makinesinin yanına ilerledim.
Kahve makinesine türk kahvesi için malzemelerini koyup çalıştırdım, iki dakika sonra olan kahveyi de bardağa boşalttıktan sonra onu da alıp tepsiye yerleştirdim.
Müşteriye gülümsedikten sonra tepsiyi masasına bıraktım, bana aynı şekilde gülümseyerek bakmıştı. Onu orada bırakıp kasanın arkasına geçtim yeniden..
Halam elinde ki temiz bardaklarla arkadan çıktığında yanına gidip üstü bardak dolu olan tepsiyi elinden alıp tezgaha koydum ve bardakları yerlerine yerleştirmeye başladım.
Halam "İyi ki geldin be oğlum" diyip omzumu okşadığında hafifçe gülümsedim ona, ne kadar buraya zorlada gelmiş olsam uzun zaman sonra babamı hatırlatan bir insanı görmek beni mutlu etmişti. Halamı oldum olası hep seviyordum zaten.
İşim bittiğinde halamın ikimiz için söylediği sıcak yemeklerden yemeye başladım, bu sırada gelen iki üç müşteriye de istediklerini vermiştim. Yemeğim bittikten sonra ayağa kalkıp elimi yıkamaya başladım.
Gelen telefon sesi ile arkama döndüğümde halamın telefonunun çaldığını gördüm, halam bana bir bakış atıp telefonu eline alarak açtı.
Annemin aradığını anlamak zor değildi, arada arıyor ve iyi olup olmadığımı soruyordu çünkü tam on gündür buradaydım ve bir kere olsun telefonlarını açmamıştım.
Halam bir süre karşı tarafı dinledikten sonra üzgün bir şekilde yanıma yaklaştı ve telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.
"Oğlum annen seninle konuşmak istiyor" onu duymuyor gibi yapıp musluğu kapattıktan sonra elimi yavaşça kurulladım, halam hâlâ belki telefonu alırım diye beni bekliyordu, onu orada bırakıp kasa bölümünden çıktım ve kirli olan masaları toparlamaya başladım.
Ne olursa olsun onu affetmem söz konusu değildi en azından daha olaylar çok yeniyken onunla konuşmamı nasıl bekliyordu hayret ediyordum.
Resmen aşık olduğum adamın yüzünü görmiyeyim diye beni başka şehire göndermişti, üstelik ben sırf o yalnız başına kalmasın diye geceleri arkadaşlarımın yanına bile gitmeyen biriyken... Yaptığı fazla ayıptı bana göre, bir anne olarak yanlış yaptığımı düşünüyorsa bile bir şekilde çözüm bulabilirdi ama onun aklına ilk gelen şey beni yanından göndermek oldu.
Bu yüzden onunla bir süre daha konuşmam imkansızdı en azından kalp kırıklığım geçene kadar sesini bile duymak istemiyordum.
