1. Bölüm. Kılıç Toparlanma zamanı

43 3 0
                                    

General son zamanlarda olanlar yüzünden Albay kopuzu çağırır
Ahmet kutalmış: hoş geldin kopuz geç otur
Kopuz: emredersiniz komutanım
Kopuz albay geçib oturur
Kutalmış: vazyet iyi diyil kopuz bu hafta altıncı baskın ve eylem
Kopuz: haberlerde görüyorum sokaklar savaş alanı gibi
Kutalmış: kılıç timi ne alemde
Kopuz: hepsi perişan ihrac yüzünden
Kutalmış: ben bunu üst bölgeyle konuşucam sen en kısa zaman da kılıç timini tekrar kur ben tekrar dönmeleri için elimden geleni yapıcam sen de timi toparla
Kopuz: emredersiniz komutanım
Kutalmış: timin bazı üyeleri dahada çökmüş durumda açığa alındıkları için
Haydar bozkurt Kağan bozok ve Üma kara
Kopuz: evet komtanım en çok da astsubay üma kara durumu hiç iyi diyil isdanbula gidi ailsiyle kalıyor
Kutalmış: ailesiyle kalması iyi en azından
Kopuz: en son aldığım habere göre odasından dışarı çıkmıyor kağanla haydar yine öyle timin diğer üyelerinden de haber yok
Kutalmış: anlaşıldı hadi sen timi topla ben de şu orduya dönme işini hall edeyim
Kopuz albay ayağa kalkar
Kopuz: emredersiniz komutanım
Kopuz albay odadan çıkar

İSDANBUL.
Üma yine odasına kapanmış boş duvarı izler oturma odasından sesler duyar
Can: anne bu ne vakte kadar devam edicek delirdi iyice bi konuş kendine gelsin iki kelam etiyi yok anca odasına tıkılmış demeki olucağı varmış üzülmesin
Sema: sus duyacak şimdi zaten iyice siniri bozuk
Can: duyarsa duysun anne yeter
Üma çıkar odadan hızla
Üma: ne diyorsun lan sen ne demek olucağı varmış
Can: doğru konuş benle
Üma: hak edene hak ediyi şekilde konuşurum. Ordudan atılmak ne demek biliyormsun uğruna canımı vereceyim ünüformayı giyemiyiceyimi ne demek biliyormusun silah arkadaşlarımımın ne halde olduğunu biliyormsun orda kalleşler onca askeri şehid ederken benim arkadaşlarımın elimzin kolumunuzun bağlı olduğunun ne demek olduğunu biliyorsun babam abilerim görevde o itleri parçalarken ben burda eve tıkılıp kaldım
Sema: kızım deme öyle nolur sakin
Üma: anna dayanamıyorum benim bişey yapamam canımı yakıyor önce şehit verirken tim arkadaşlarımı arayıb soramıyorum bunlar olucağına keşke kafama sıksaydım.
Üma odasına gider kapıyı kitler odada ne var ne yok dağıtır kırar döker dolaba yaklaşır kılıç timi olan resim çerçiveyi eline alır hafif gülümser
Üma: eskiler ne güzell be kılıç ama şimdi perişanız hepimiz başka başka yerlerde
Kapı tıklanır
Sema: kızım aç konuşalım
Üma: konuşucak bir şey yok anne
Sema: kızım lütfen
Üma dinlemez yatağına geçib uyuklar
Kağan yüzbaşı Murat teğmeni arar
Murat: komtanım
Kağan: Murat nerdesin
Murat: İsdanbuldayım komtanım
Kağan: iyi yarın sabah sen ve üma astsubay Ankarada karargahda olun göreve geri dönüyoruz ben ümayı arayıb söylerim
Murat: komtanım gerek yok eyer uygun görerseniz ben gidib söylerim evini biliyorum
Kağan: tamam yarın sabah burada olun teğmenim
Murat: emredersiniz komutanım
Kağan yüzbaşı telefonu kapatır murat ümayı arar ama kapalıdır telefon evine gider eve yaklaşıcaken ümanın evden çıktığını görür üma kapşonu kafasına çeker yürür arkasından birinin onu takib ediyini anlar ara sokaklara döner bir eli silahında yürür adımını hızlandırır
Üma: gel bakalım kimsin eceline susadın her halde köpek
Yan sokağa döner duvara siner silahını çıkarıb bekler sokağa dönen muratın kafasına dayar
Üma: kimsin lan sen
Murat: üma benim Murat Teğmen
Üma Muratı görüb şaşırır
Üma: komtanım
Üma silahı indirir beline takar
Üma: sizin ne işiniz var burda niye beni takib ediyorsunuz
Murat: senle konuşmak için geldim
Üma: ne konuda?
Murta: buradamı komuşalım?
Üma: siz nerde isderseniz konuşalım komtanım

Kağan komutan Emre ve Galibin evine gelir Emre uykulu halde kalkar kapıyı açar kim olduğuna bakmaz dürümcü sanar
Emre: dürümcü poşeti bırak çık parasını veririz sonra
Kağan içeri girer sesizce içeri yürür ev yine her zamanki gibi dağınık
Galip: kim lan gelen
Emre: dürümcü sen aradın ya siparış için siparişleri getirmiş
Emre hayla uykulu arkasına bakmaz Galip kafasını kanepeden kaldırıb gelene bakar gördüyü kişiyle gözlerini açar
Galib: lan pis herif ne dürümcüsü arkana bak Kağan komutan
Emre uykulu uykulu  bakar Galipe
Emre: ne Kağan komtanı hatrlarsan ordudan atıldık ve malak gibi evdeyiz
Galip: lan arkana bak
Kağan: lan kendinize gelin ne dürümcüsü
Emre kendine gelir arkasına döner
Emre: komutanım
Kağan: komutanım ya lan bu haliniz ne?
Galip: komtanım normal ev halimiz
Kağan: saçınızı sakalınızı tıraş olun yarın ikinizde saat sekkizde karargahda olun göreve dönüyoruz
Emre: dönüyormuyuz ?
Kağan: yarın geçikenin canına okurum
Galib: dönüyoruz yani komtanım kılıç timi yeniden eskisi gibi
Kağan: evet neyse ben gidiyorum daha Haydar yüzbaşı ve Bayram başçavuşa gidib haber vericem
Kağanı yolcun eder Emre ve Galip
Emre: lan dönüyoruz efsane kılıç timi yeniden kuruluyor
Galip: çok koumuşdu ama dönüyoruz be kardeşim
Kağan komutan Haydarın evine gelir kapıyı Haydarın karısı Gökcen açar
Gökcen: Kağan hayırdır noldu?
Kağan: hayır inşallah yenge hayır Yörük nerde ?
Gökcen: kendini  kapatı yalnız  yemek yemek için bi defa ya çıkar ya çıkmaz
Kağan: tamam yenge ben hall ederim
Gökcen: inşallah
Kağan  Haydarın yanına gider kapıyı açar girer kapatır Haydar arkası dönük olduğu için görmez Gökcen sanar
Haydar: ya Göküş sana beni yalnız bırak dedim
Kağan: ne bağırıyorsun manyak yörük
Haydar Kağanın sesini duyar ayağa kalkar Kağana döner
Haydar: bozok baba senin ne işin var burada?
Kağan; şöyle söylüyeyim Kopuz baba bu sabah beni aradı kılıç timini toplamamı söyledi
Haydar: ya babalar şaka yapma zaten havamada diyilim
Kağan: bu durumda ne şaka yapıcam yarın karargahda ol. Bu ne lan sabahdandır ev ev gezib size haber ediyorum telefonlarınızda kapalı
Haydar: bozok baba her şey biti demi
Kağan: hele hayırlısı topalanalım tepelerine bincez
Haydar: ecelleri olucaz babalar ecelleri şerefsizlerin
Kağan: hadi toparlan yarın sabah karargahda ol
Haydar: sen nereye ?
Kağan: Bayram kaldı bi tek

Üma ve Murat bi kafeye gelmiş oturmuş
Murat: iyimsin?
Üma: he çok iyiyim baksana halime o kadar rahatım ki kafede oturub kahve içiyotum
Murat: Kağan komutan aradı orduya geri dönüyoruz
Üma: geri dönüyoruz derken başka timlemi olucaz ben kılıç timinden başka timde olmam
Murat: hayır  kılıç timi tabiki  emir geldi Astsubayım kılıç geri dönüyor geri dönüyoruz
Üma ayağa fırlar sandalyeden
Üma: neee
Murat: bas baya dönüyoruz hadi hazırlan
Üma: ben uçakla giderim  araba çok zaman alır
Murat: tamam şu bilet işini hall edelim bende uçakla gideyim madem sen gidiyorsun
Üma: tamam
Murat: tamam ben de biletleri hall  ettim üç saat var   İsdanbul uçağına
Üma: ben eve gidib  hazırlanayım
Murat: ben seni ararım o zaman
Üma: tamam
Üma eve gelir kapıyı anahtarla açar eve girer hızla
Sema: Üma kızım sensmisn
Üma: evet anne benim. Mutfakdamsın?
Sema: evet
Üma mutfağa gelir annesi ona bakar
Sema: kızım bişeymi oldu?
Üma: anne şu elindekini bırak gel şuraya otur senle konuşmam gerek senle
Sema: kızım korkutma beni noldu babanamı abilerinemi bir şey oldu?
Üma: yok onlar iyi görevdeler muhdemel
Sema: noldu peki?
Üma: Ankaraya geri dönüyorum orduya geri çağırıldık 
Sema: nasıl yani
Üma: göreve dönüyorum üç saat sonra uçak kalkıyor
Sema: bu kadar çabuk mu gidiyorsun?
Üma: yarın sekkizde karargahda olumam gerek
Sema: biz napıcaz burda yalnız başına
Üma: abim var can var
Sema: baksana hepimiz bir tarafda baban kim bilir nerde şimdi bir haftadır  arıyorum kapalı Timur abin o da yine öyle Gökay desen kısa konuşur görev var der kapatır bir de sen gidiyorsun
Üma: biliyorsun bizim mesleği  bizlerde böyleyiz
Sema: gitmesen
Üma: anne arkadaşlarım orda canı pahasına savaşırken benim burda oturmam hayvanlık olur
Sema: ne zaman çıkıyorsun
Üma: saat yedide 
Sema: ben sana bir şey hazrlıyayım eve varınca yersin
Üma: gerek yok anne zaten pek fazla bi şey almıyıcam yanıma. Hadi ben hazırlanayım sende sıkma o güzell canını
Üma  ayağa kalkar odasına gider hazırlanır bir kaç saat geçer  çantasını toplar komodinin üzerinde ki  çerçivede ki resme bakar odanın kapısını çalar  annesi
Üma: gel
Sema: kızım hazırlandınmı
Üma: evet anne hazırım
Sema: sende gidiyorsun kaldım bi başıma
Üma: anne ne konuşduk yapma böyle
Sema: tamam tamam demedim bir şey
Üma: Can nerede?
Sema: işim var dedi çıktı
Üma: tamam ben onu ar arım
Sema: ne zaman çıkıyorsu
Üma saate bakar
Üma: taksini çağır vakti gelir
Sema: tamam
Taksi gelir üma annesiyle vedalaşır taksiye biner yolda Muratı arar
Üma: komutanım
Murat: üma hazırmsın?
Murat: ooo ben hava alanına gidiyorum artık
Murat: bende ki de soru deli astsubay tabi hazır olucaksın. Bende çıkıyorum zaten yakın hava alananına
Üma: görüşürüz
Murat: görüşürüz
Hava alanına gelirler uçağa binib kendi yerlerine geçerler uçak havalanır bir süre sonra varırlar Murat selçuk ve Turanın evine gider Üma evine gelir bir annesini arar haber verir ortalığı toparlar uyur. Sabah kalkıb hazırlanıb evden çıkar karargaha gelir ilk üstünü değişir kılıç timi yavaş yavaş toplanıyodur üma üstünü değişib çıkar tam komutanın odasına gidiceken Kopuz albayı görür hazır ola gecib asker    selamı verir.
Kopuz: rahat hoş geldin astsubayım
Üma: hoş buldum komutanım
Kopuz: kılıç hangarda tim toplansın bende geliyorum
Üma: emredersiniz komutanım
Üma hangara iner
Üma: günaydın kılıç
Çiğdem: oo astsubayım geldiniz 
Üma: sonun da kavuşduk
Çiğdem: sen bu günmü geldin?
Üma: hayır dün Murat teğmenle geldim
Kağa:n Murata ben haber etim nerdesin sordum İsdanbuldayım dedi
Serdar: iyi de muratın orda ne işi vardı ki?
Üma: bilmiyorum ki komtanım
Kılıç timi hepsi toplanır Kopuz albayın ve Kutalmış paşanın karşsında karşısında tek sıra halinde toplanırlar
Kopuz: Kağan
Kağan bir adım öne gelir asker selamı verir
Kağan: Yüz başı Kağan Bozok emret  komutanım
Kopuz: Murat
Murat: Teğmen Murat Gündoğdu emret komutanım
Kopuz: Üma
Üma: Astsunay Kıdemli Başçavuş Üma Kara emret komutanım
Kopuz: Haydar
Haydar: Yüzbaşı Haydar Bozkurt emret komutanım
Kutalmış paşa gururla kılıç timine bakar
Doğan: hay sizin Allahınıza kurban be
Kutalmış paşa ve Seded astsubay Doğana bakar Doğan kendini toparlar
Kutalmış; doğru diyorsun hay sizin Allahınıza kurban.
Bütün tim tek tek tekmil verib kendini tanıtır

Vatan ve Senin UğrunaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin