Merhabalar. Umarım bölümü beğenirsiniz. İyi okumalar:))
Cafeden çıkalı yaklaşık 20 dakika olmuştu. Dışardan bakıldığında 20 dakikadır sesiz sakin yürüyordum. Ama gerçek bu değildi. Kafamdaki sesler susmuyordu. Gelecek bir hamle olduğunu bana haykırıyorlardı adeta. Bu haykırışlar bana kabuslarımı anımsatıyordu. Çünkü yardım çığlıklarım sadece o zaman duyuluyordu .Bana savaşacağımı ve kan akıtacağımı söyleyen beynime tezat kalbim, orda ışığı bulabileceğimi fısıldıyordu. Ama kalbimin atladığı bir nokta vardı. Ben ışığı aramıyordum. Bu hikayede ışıklı sokaklar değil, karanlık ve çöp kokan sokaklar vardı. Ve hayat bunu hatırlatmaktan asla vazgeçmeyecekti.
Bacaklarım sızlamaya başladığında artık dinlenmem gerektiğini fark ettim. Gözüme kestirdiğim banka yerleştiğimde, rahat bir nefes aldım.
Bankın arkasında çimenler, önünde ise taşlı bir yol vardı. Hemen sağımda kocaman bir ağaç vardı. Tam kitap okumalık bir yerdi. Hava bugün kapalıydı bu da, gözü rahatsız eden bir güneş olmadığını kanıtlıyordu. .Ama bu durumdan dolayı da hava biraz soğuktu. Birden rüzgarlar esmeye başladığında, biraz soluklanıp gitmem gerektiğimi kendime hatırlattım. Sonuçta güçlerinizin olması hasta olmayacağınız anlamına gelmiyordu.
Bu saçmalıklarla sadece zihnimi durdurmaya çalışıyordum aslında. Yıllardır beklediğim şey başıma gelmişti sadece sakın olmalıydım, temkinli olmalıydım.
Elimi cebimdeki telefona uzattım ama bu manasız bir çaba oldu. Birden kafamı sağa çevirme dürüst hissettim. Bu çok derinden gelen, ama aynı zamanda karşı koyamayacağım kadar yoğun bir istekti. Kafamı çevirdim. Gördüğüm manzara şaşırtıcıydı .Göz ucuyla gördüğüm kadarıyla, bir sürü insan etrafa toplanmıştı.10? 15? Kaç kişi olduğunu sayamadan, duyduğum sese yöneldim. Bir karga ve secretum kuşu karşı karşıya geldi. Karga siyah görkemli kanatlarını sergilerken, diğer kuşta geri kalmadı. Grinin tüm tonları ton sür ton şeklinde olan kanatlarını, oda görkemli bir şekilde sergiledi. İlk başta sesiz bir savaşa girmişçesine sustular. Belki dakikalarca, belki senelerce. İnsanlar homurdanmaya başlamışlardı ki, secretum kuşu ses çıkarmaya başladı. Dikkatler oraya döndü. Ben ise tüm süreç boyunca başımı bir santim bile oynatamadım.
Birden bizim anlamadığımız bir şekilde kavga etmeye başladılar. Birbirlerine ötüp, kanatlarını savuşturuyorlardı.
İki tarafta kazanmak için oynuyordu. Ama tek bir taraf kazanacaktı. Bu savaşın sonunda kim galip gelecekti? Bu savaştan sağ çıkmak mümkün müydü?
Ya bir rüzgar gelip her ikisini de savurursa?
Bilinen tüm gerçekler yalan çıkarsa?
O rüzgarın gücü yetmezse ve her şey eskiye dönerse?
Kazanmak ve kaybetmek. Tüm kumarların sonucu. Yapılan her şeyin ana sebebi.
İnsanlar bu gösteriyi çekerken, ben ise tepki bile veremiyordum. Bu gösterinin bana özel yapıldığının farkındaydım.
Ama bu şaşırtıcı değildi. Beklediğim hamle buydu.
Bu gösterinin anlamını o zaman bilseydim, her anını zihnime not ederdim. Belki o zaman bu kadar yara almaz, bu kadar acı çekmezdik.
Birden bire tüm sesler kesildi. Onların susmasıyla nefesler tutuldu, ve sadece bu güzel iki kuşu izledik. Sağımda olan büyük ağaç birden sallandı. Rüzgar öldüğü yerden canlanıp saldırdı. Ağaç iki kuşun önüne adeta bir perde yaratıp geri çekildi. Ağacın çekilmesiyle, hayal kırıklığı insanların üzerine bir yağmur gibi yağdı. Ağaç onları perdelediği anda ortadan kaybolmuşlardı.
Belki de rüzgar kazanırdı.
Herkese inat.
-Anne bu anlattığın hikaye gerçek mi?
-Hikayeleri gerçek kılmak bizim elimizdedir Saye. İster bir hikaye gerçekleştirirsin, istersen de bir kabusu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VENEM ( İLK BÖLÜMLER DÜZENLENECEK)
FantasiVenem 11/01/1672: Yıllar yıllar önce Venem'e bir kar tanesi düştü. Uzun süredir beklenen kış, kendini şimdi gösteriyordu. Tüm Venem halkı bu durumun uğur olduğunu düşünmüştü. Lakin durum öyle değildi. Bu kar tanesi değişimin ve başlangıcın belir...
