5. Bölüm

39 6 20
                                    


Bana yalan mı söylenmişti yoksa ben mi inanmayı seçmiştim?

Telefonla konuşan adama bakmaktan başka hiçbir şey yapamadım. O da tanıdıklarım gibi miydi, şüphelendiklerim gibi miydi? Ondan yardım almak mantıklı mıydı, onun yardımını kabul etmek...

Korkmak istemiyordum. Hayatımda ilk defa korkmadan ilerlemek ve kendimi kurtarmak için ipleri elime almak istiyordum.

Yere çivilenmiş gibi hareketsiz duran ayaklarımı adım atmaya zorladım. Eninde sonunda yanına gidecektim ve ne kadar çabuk olursam o kadar iyi olurdu.

Ben adım atmak için hazırlanırken adam duruşunu değiştirdi ve benim olduğum tarafa döndü. Göz göze geldiğimizde kaşlarını çattı ve yavaş hareketlerle telefonu kapattı. Ne yapacaktı? Yanıma mı gelecekti?

Telefonu kapattığı yavaşlıkta yanıma adımlamaya başlayınca ellerimi birleştirip titremesini engellemeye çalıştım. "Neden yanıma gelmek yerine orada dikiliyorsun?"

Cesaretimi toplayıp sanki az önceki telefon konuşmasını duymamışım gibi korkusuzca gözlerinin içine baktım. Bakışları dondurucu şekilde soğuktu. "Telefon konuşmanı bölmek istemedim."

"Bölebilirdin." Kaşları alayla kalktı ve dudakları hafifçe kıvrıldı. "Tabi benden korkmasaydın."

Yutkundum ve bakışlarımı, avıymışım gibi bakan soğuk gözlerde zar zor sabit tuttum. Tehlikeden kurtulmak için tehlikeye mi atılıyorum diye düşünmeden edemedim. Bu adam soğuk bir avcıdan başka bir şey değildi sanki. "Senden korkmuyorum. Korkulacak biri olsaydın benimle görüşmeyi kabul etmezdin."

Adam benden bu cevabı beklemiyor olmalıydı ki Kaşları bu sefer hayretle havalandı. "Neden böyle düşünüyorsun, telefon konuşmamın başından beri orada dikilip dinlemiyor musun beni? Her şeyi duymuş olmana rağmen seni kullanacağımdan korkmuyor musun?"

Her şeyi duyduğum doğruydu fakat beni ne için kullanabilirdi ki? İşe yarar biri olsaydım önce kendime yardımcı olurdum. Ayrıca başından beri benim orada dikildiğimi biliyorsa duymama izin vermiş olmalıydı. Rol yaparak beni korkutmaktan başka bir şey değildi amacı. "Konuşman benim düşünmemi istediğin kadar ciddi olsaydı duymama izin vermezdin. Sadece benim gözümü korkutmaya çalışıyorsun."

Hafifçe bana yaklaştı ve üstten bakışlarıyla beni ezmek istercesine üzerime eğildi. Hem bedensel olarak hem de psikolojik olarak bana üstünlük sağlamaya çalıştığını anlayacak kadar eğitim görmüştüm, buna aldanmayacaktım.

"Seni kullanma ihtimalim hakkında neden konuşmuyorsun? Ona, masum gözükmemi sağlayacak bir kılıf uyduramadın mı yoksa?"

Hafifçe geri çekildim ve kararlı gözükmeye özen göstererek gözlerinin içine baktım. Benim üzerimde hakimiyet kurması için bütün hafızamı silmesi gerekiyordu. "Kardeşin ve abin masum bir öğretmeni esir alman hakkında ne düşünür?" Gülümsedim ve değişen ifadesini memnuniyetle izledim. "Özellikle kardeşinin öğretmeniyken?"

Adamın ifadesi, az önceki haline nazaran gayet okunur hale gelirken boğazımı temizledim ve keyif aldığımı saklamaya çalıştım. Derin bir psikoloji eğitimiyle kendini donatmış birini manipüle etmek o kadar kolay değildi. Korksam da endişeden ölsem de dik duracaktım. Bayılmamak için kastığım bedenime rağmen dik duracaktım.

"Bir akademisyenden beklenileceği gibi..." Adam tekrar yüz ifadesini düz bir hale getirdi ve ellerini cebine sokup etrafımda dönmeye başladı. "Ama bedenin sana ihanet ediyor haberin olsun." Yüz yüze geldiğimizde durdu ve bakışlarını gözlerime çıkardı. "Titreyen ellerin, kızaran ensen, terleyen alnın... Daha sayayım mı?"

AMNEZİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin