Instagram hesabı açtım fice edit yapar paylaşırım diye, üşeniyorum amk
İnstagram hesabim:yazarmisinnesinsen
Takip ederseniz guzel olur😭
[][][][][]
"Siz arka taraftan girin ben ön kapıdan gireceğim."
"Tamamdır patron."
Genç adam yarım bıraktığı işi bitirmek üzere Minho'nun yaşadığı eve gelmişti. Madem Soobin ve grubu bu işte başarısız olmuştu o zaman buraların lideri kim göstermek gerekiyordu değil mi?
Yanındaki korumalarıyla birlikte usul adımlarını eve yöneltti hiç beklemeden bir katliam yaratacaktı. Minho onun ezilli düşmanıydı. Küçüklüğünden beri hep onun başarısını kıskanmış, başarısı yüzünden ondan hep nefret etmişti.
Şimdi de ondan çaldığı başarıyı en değerlisi, ruh eşini ondan alarak ödetecekti.
Genç, silahını evin camına doğrulttu ve bir el ateş etti, rakibini az sonra olacaklara hazırlıyordu.
~Minho~
Gelen cam kırılma sesiyle uyanmıştım. Aşağıya inmemle onu görmem bir olmuştu, Woojin.
"Hay amına koyayım." Sesimi duymasıyla bana doğru döndü. İşte o nefret ettiğim yüz, tam karşımda duruyordu.
"Bende seni gördüğüme sevindim Minho. Görmeyeli baya olgunlaşmışsın."
"Ben seni olgunlaşmış armuta çevirmeden önce gitmeni öneririm Woojin. Aksi taktirde olacakların sorumlusu ben olmayacağım."
"Hadi ama Minho, artık küçük çocuklar değiliz, bana senin olanı ver sana bir şey olmadan buradan ayrılayım. Ne dersin?"
"Benim olan?"
"Jisung" Tabii ya bu piçten başka ne beklenirdi ki?
"Onu alabileceğine cidden inandın mı? Hiç değişmemişsin Woojin hâlâ bir hayalperestsin."
"Hadi ya, söylesene Minho, Jisung yukarıda mı?"
"Ne demek Jisung yukarıda mı? Ne ima etmeye çalışıyorsun?"
"Git ve gör." Yukarıya çıkacakken Woojinin adamının kucağında uyuyan Jisung'u gördüm.
"Seni piç." Hiç beklemeden ondan Jisung'u aldım. Koruma daha ne olduğunu çözememişken yumruğumu suratına geçirdim.
"M-Minho, ne oluyor?"
"Bir şey yok güzelim. Odana çık sen"
"Ah Minho, onu burada tutmanın yasal olmadığından haberin yok mu?"
"Yine ne demeye çalışıyorsun piç?"
"Diyorum ki, Jisung'u burada savunmasız tutman yasal değil. Tik tak Minho iyi günler buraya kadardı. Polisi aradım Jisung'u senden alacaklar."
"Nasıl yan-" Daha sözümü tamamlamadan bahçeden polis sirenleri yükseldi. Bunu cidden yapmış mıydı?
İğrenç kahkahası kulaklarıma ulaşınca yüzüne sert bir yumruk geçirip yere düşmesini sağladım. Benim olanı benden almaya çalışırken kendi başını yakacaktı.
"Lee Minho, sen misin?" İçeri giren memura doğru döndüm. Asıl eğlence şimdi başlayacak.
"Evet, benim. Bir sorun mu var?"
"Han Jisung'u alacağız Minho, ayrıca bizimle karakola geliyorsun. Verecek hesapların var. Zorla adam tutmak neymiş görmelisin."
"Kim demiş zorla diye?"
"Hadi Minho, birbirimizi kaldırmadan Jisung'u bize ver."
"Minho, beni onlara vermeyeceksin değil mi?" Jisung'un konuşmasıyla tüm dikkatimi ona verdim. Sorusunu yanıtlamadım ama polislere vereceğim cevap onun sorusunu da yanıtlayacaktı.
Bir elimle kendi boynumu, diğer elimle ise Jisung'un boynunu açtım ve mühür bölgemizde olan çiçekleri gösterdim.
"Jisung benim ruh eşim, ayrıca yakın bir zamanda evleneceğiz ve o bana mühürlü. Söylesenize memur bey, eşleri birbirinden ayırmakta anayasa maddesi mi?" Memur donup kalmıştı belli ki bazı şeyler ona gerçekten yanlış anlatılmıştı.
Woojin yerden kalktı ve polislere açıklama yapmaya çalıştı. Planı daha başlamadan suya düşmüştü. Yazık, üzüldüm.
"Kim Woojin bizimle geliyorsun."
[][][][][]
Polisler Woojini ve adamlarını alıp götürmüştü. Bizde şuan -Jisung'u ne kadar zor ikna etsem de- eşyalarımızı topluyorduk. Ona henüz bir açıklama yapmamıştım ve fazla sinirli görünüyordu.
Böyle şirindi.
Jisung'u alıp bir süreliğine Busanda ki evime götüreceğim. Son olanlardan sonra gerçekten yoruldu ve dinlenmeye ihtiyacı var.
Yolda giderken Jisung hiç konuşmuyordu. Sorularıma cevap vermiyordu hatta dönüp bakmıyordu bile.
"Daha 13 yaşımdayken babam beni hiç bilmediğim bir yere götürmüştü, türlü türlü silahların ve işkence aletlerinin olduğu bir yer. Babam acımasız bir mafyaydı kimsenin gözünün yaşına bakmaz tak diye herkesi öldürürdü. O zamanlar tek arkadaşım Hyunjindi 5 yaşından beri en yakın arkadaşım. Onunda babası bu tür şeylerle ilgileniyordu, onun için o da benimle eş zamanlı olarak bu işe katılmıştı."
Anlatmaya başladığımdan beri beni hiç bölmüyor, ilgiyle dinliyordu.
"20 yaşımdaydım. Şehre düzenlenen bir saldırı vardı. Bunun için Busan'dan Seul'e seyahat etmek zorunda kalmıştım. Hyunjinle birlikte gezerken senin yaşadığın eve rastladık. Evinizin önüne bomba yerleştiriliyordu. Hyunjin ve adamları buna engel olurken bende içeriye girmiştim. Tek başına yatağında melek gibi uyuyordun. Silah seslerini duymaman için bir kulaklık alıp kulaklarına taktım, tenim tenine değdiği an içimde fırtınalar koptu, ayrıca seninde mühür bölgende küçük bir çiçek deseni oluştu. O an anladım ruh eşi olduğumuzu. O günden beri sürekli adamlarıma seni takip ettiriyorum. Parktaki karşılaşmamızı hatırlıyor musun? Hepsi ayarlanmıştı Jisung, hepsini seninle tanışmak için ayarlamıştım."
Jisung ağzı açık bir şekilde beni dinlemişti ve duyduklarına inanamıyormuş gibi bakmaya başlamıştı. Uzandım ve dudaklarına küçük bir buse kondurdum.
"Minho ben.."
"Konuşmana gerek yok güzelim, dinlen."
"Peki"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kurtar beni/Minsung(Omegaverse)
Genel KurguNereden bilebilirdi hayatını kurtaracak kişiyi boş bir sokakta bulacağını
