Keyifli okumalar!
Yorum yapmayı unutmayalım...
Annem bizim dünyamızda aşka yer olmadığını söylerdi.Ablamıda benide buna inandırmıştı.En azından çabalamıştı.Kendi kendime okuduğum aşk masalları, aşk romanları benim için inanmam gereken düşünceden daha büyük silahtı.
Bildiğim tek birşey varsa hırsım için duygularımın hepsini harcayabileceğimdi.Kimseye göstermediğim o zihnim önüme kocaman bir engel çıkarmış ve kendimi bildim bileli, zihnimde n bana tanıdığı karmaşık engelin arkasına sığındığımdı.Korkarlardı zihnimden,yapabileceklerimden, hatırladığım herşeyden.
En çok hırsımdan.
En güçlü silahım o olmuştu.Kontrol edebiliyordum ama bu bazen serbest bıraktığım gerçeğini değiştiremiyordu.
Korkarlardı benden.Sırlarımdan.Herşeyden.Ama birilerinin birilerine güvenmesi beni alaşağı ediyordu.Kaybettiriyordu.Suskunluk beni mahvediyordu.
Yüzbaşı Sinan her sırrımı bilip benden ölesiye korkmasına rağmen hala dik durmaya, yapmacık bir ifadeyle hayatıma karışmaya devam ediyordu.Arkamda kocaman bir devlet vardı.Tüm sırlarım devletin sırrıydı.Göz önündeki dosyam hariç, diğer dosyam asla erişilemeyecek bir noktadaydı.
Beni yenebilecek bir adam değildi.
Beni yenebilecek tek özelliği rütbesiydi.Evin önüne geldiğimde,sessizce bir nefes alıp arabadan indim.Bunu yapmam gerekiyordu,en çok güvendiğim adam böyle emretmişti.
Kapı ziline bir kere bastığımda,hızlıca açıldı.Normal çocuklar gibi direkt boynuma atlamamış,sessizce hoşgeldin yapmak zorunda kalmışlardı.Yasaktı bizim evde.Alin dokunamıyorsa,Atlas'ta dokunmayacaktı.Hiçbir farkları olmamalıydı.Olursa birbirlerini kıskanır, büyük bir çatışmaya neden olurdu.
"Size ne getirdim biliyor musunuz?"İkisininde heyecanla gözleri parladığında,elimdeki iki ayrı kutuyu onlara verdim.Aynı renkte bir gün pembe,bir gün mavi oluyordu.O erkek pembe şeyleri sevemez değildi,ya da o kız mavi giymesin değildi.İkiside eşitti ve ben her zaman bunu aşılardım onlara ve onlarda bundan hiçbir zaman şikayetçi olmamıştı.Heyecanla ikiside kutuya uzandığında içinden çıkacak olan oyuncaklarını görmek için heyecanla odalarına koştular.
Adımlarım istemsizce mutfağa gitti.Birazdan Gökberk Cengiz burada olacaktı ama ondan önce ablamla ufakta olsa konuşmam gerekiyordu.Sessizce mutfağa ilerledim, köşede eskiden kalan hukuk kitaplarından birini okuyor,hala deli gibi çalışıyordu.Online davalarda tezler yazıyor,siber suç yöneticiliğiyle uğraşıyordu.İnancım, birgün yine aşık olduğu topuklu ayakkabılarını giyip,cübbesini gururla taşıdığı mahkeme salonlarından birinde onu görebileceğim yönündeydi.Olacaktı.Emindim.
"Çok mu işin var?dedim sessizce ocağa çay için su koyarken.
Karşıdan cevap gelmeyeceğini biliyordum,ama kafasını kaldırıp bilgisayarın tuşuna basınca cevap almış oldum zaten.
"Bugün seni biriyle tanıştırmak istiyorum,yani sadece seni değil çocuklarıda."
'Sebep?'deri gibi başını salladığında derin bir nefes daha alıp mutfak tezgahına yaslandım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
LAÇİN;ÇAKIR KUŞU
ActionKeskin Nişancı Lilya Laçin. Yeni Tim Komutanı Gökberk Cengiz.