5.Bölüm;Kaçınılmaz Olan Sonlar

1.3K 83 51
                                    

Keyifli okumalar

Kaybettiğimiz gerçekler,beynimizin bir köşesine tavanlara bakarken kazınır.Hayal kurarsın,hayalde bir gerçeklik arar yine keşkelere dönersin.

Bazen böyle hissettirir işte,ne olduğunu bilmezsin,kim olduğunu anlamazsın.Sen,bazen sen bile olamazsın.

Satırlar yazdım,cümleler bile ihanet etti.Kelimeler ben değil,sanki o'ydu.

Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum ya da artık neye saygı duymam gerektiğini bilmiyorum tek bildiğim gerçek;mavi gözlerinin benim kaçınılmaz sonum olduğuydu.

Gün yavaş yavaş batarken,pencereden son kez gökyüzüne bakıp derin bir nefes verdim.Buradaydım.Polat komutanın evinde ve şu geçen onsuz iki günün ardından 'gelecek mi acaba?' diye pencerenin başında.

"Miraç,dur artık."Ela ablanın sesiyle arkamı döndüğümde ayaklarımın dibinde biten küçük yumurcağı hızlı bir şekilde kucağıma aldım.

"Lilya vallaha-"

"Yok Ela abla,sorun değil."Dedim kocaman Kayra Miraç'a sarılırken.Kendisi beş yaşında ufacık bir bücürdü.Tarih bilgisinin ekstra olduğunu söylemeyi kesinlikle unutmamam gerekiyor,çünkü kafa cidden zehir gibi.Tabi o yaşta bir çocuğa göre.

"Ben gittim,herşeyi öğrendim."

"Neyi mesela?"dedim tatlı tatlı.

"Mesela İstanbul'u"Ellerini hızla birbirine vurduğunda,anlatmak istediği şeye karşı gülümsedim.

"Ne varmış İstanbul'da?"

"Bilmiyormuş gibi yapıyorsun ama"Bozulmuş ifadesi kocaman bir kahkaha atmama sebep oldu.

"Tamam o zaman,kim fethetmiş İstanbul'u?"

"Fatih Sultan Mehmet,ama babam bana onu izletmiyor."Kollarını göğsünde birleştirip,yanaklarını şişirdi.Geçenlerde anlatmıştı Polat komutan çok istediğini,ama izletmemekte haklıydı.Ona göre ağır bir film.

"Birazcık büyü,o zaman beraber izleriz."Ellerimle o birazcık kavramını işaret ettiğimde,direkt başka soruya yöneldim çünkü bir trip daha gelecekti.

"Peki kaç yılında?"

"Bir,dört,beş,üç.Biliyor musun babamın kredi kartı şifreleri de öyle,annem habire alışveriş yapıyor.Sana babamda böyle derin bir nefes alıyor,veriyor."Bunların hepsini göstererek anlatması, olayı dahada komikleştiriyordu.

"Bende tahta on iki yaşında geçicem,benim babam padişah olacak."Hafifçe kulağıma eğildi,sanki bir sır verecekmiş gibi."Yaşı birazcıcık geçmiş ama."İkimizde ardı ardına kocaman kahkaha patlattığımızda,onu mutfak taşının üzerine oturttum.Sabahtan beri su içmemiştim ve ciddi manada boğazım kurumuştu.

"Ben ayrıca birşey daha öğrendim."

"Neymiş o?"dedim bardağa uzanırken.

"Senin araban varmış."Bardağa suyu doldurup önce ona uzattım.Elimdeki sudan bir yudum alıp tekrar bana verdi.

"Birgün Atlas,Alin ve beni de gezdir olur mu?Söz dokunmam Alin'e"

En ağır yaradır bazı çocuklar için,diğerlerinden farklı olmak.Ama bir anne için daha zordur çocuğunun diğerlerinden farklı olması.Yara alacak mı,birileri ona birşey diyecek mi,dışarıda nasıl hissedecek...

LAÇİN;ÇAKIR KUŞUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin