Seven

258 22 28
                                        

Elizabethin şirketten ayrılışının üzerinden birkaç saat geçmişti.Öğle arasındaydık ve karnım felaket derecede açtı.Bir an önce bir şeyler yesem çok iyi olacaktı.

Koridorda ilerliyordum.Bay Mikkelsen'a vermem gereken bir, iki dosya vardı sonrasında yemek yemeğe gidecektim.Odasının önüne geldiğimde kapıyı çaldım ve girmem için onay verince kapıyı açıp içeriye girdim.

Bay Mikkelsen askıdaki ceketini üzerine geçiriyordu.Beni görünce yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.Masasına yaklaşıp dosyaları masaya koymadan önce konuşmaya başladım.

-Bir yere mi gidiyorsunuz Bay Mikkelsen?" Üzerindeki ceketi düzeltirken konuştu.

-Evet, Adel.Yemek yemeğe gideceğim." Yemek demişken vallahi şu an açlıktan ölüyorum sabahtan beri hiçbir şey yemedim..

Başımı anladığımı belirten bir şekilde salladım.O sırada ceketini üzerine geçiren Bay Mikkelsen'da bana doğru yaklaşmaya başladı.

-Yemek yedin mi?" Başımı kaldırıp yüzüne baktım.Başımı sağa sola sallarken mırıldandım.

-Hayır, şimdi yiyecektim."

-Harika! Eşyalarını al, gidiyoruz."

-Nereye?"

-Yemeğe Adel.Hadi zamanımız kısıtlı." Dedi bir yandan da elimdeki dosyaları alıp hızla masaya koyarken.Başımı hızla sağa sola salladım.İmzalamam gereken birkaç dosya vardı, onları yemeğimi yerken yapacaktım ve eğer şu an Bay Mikkelsen ile yemeğe gidersem bunlar kalacaktı.

-Olmaz Bay Mikkelsen." Bay Mikkelsen'ın bakışları hızla beni bulmuştu.

-Neden?" Diye sordu merakla.

-Ben çok isterdim ama yapmam gereken bir ton iş ve imzalamam gereken birçok dosya.." sözümü kesen Bay Mikkelsen'ın konuşması oldu.

-O zaman dosyalarını da al yanına." Dedi.Ardından ise devam etti.

-Hadi Adel eşyalarını al, gel."

-Cidden Bay Mikkelsen gelmek çok isterdim ancak.."

-İtiraz yok Adel.Hadi dedim, gidiyoruz." Ne kadar itiraz etsemde bir faydası olmuyordu.Adam bir şekilde her şeye çözüm buluyor ve elimde kalan son kozları oynamamı engelliyordu.

Şöyle bir düşününce gerçekten çok acıkmıştım ve sürekli şirkette olmak, aynı şeyleri görmek canımın sıkılmasını sağlıyordu.Biraz ortam değişikliği iyi gelebilirdi.

-Peki, Bay Mikkelsen." Diyerek odadan çıktım ve odama, çantamı almak için ilerledim.

Çantamı aldıktan sonra bay Mikkelsen ile şirketten çıkış yapmıştık.Onun arabası ile gidecektik.Arabasının yanına geldiğimizde vakit kaybetmeden arabaya binmiştik.Bay Mikkelsen emniyet kemerini takarken bende kendi emniyet kemerime uzanmış ve takmaya koyulmuştum ancak bir sorun vardı, kemer sıkışmıştı.

Resmen emniyet kemeri ile cebelleşmeye başlamıştım.Bu ne biçim bir kemerdi böyle!
Emniyet kemerini takmış olan Bay Mikkelsen bana doğru döndüğünde benim o halimi görmesi ile kahkaha atmaya başlamıştı.Adama dönüp 'ne gülüyorsun' der gibi baktığımda emniyet kemerini işaret ederek konuşmaya başladı.

-Zorlanıyor gibisin."

-Gibi değilim bas baya zorlanıyorum, kemer sıkışmış." Hala gülmeye devam ederken kahkahasının arasından mırıldandı.

-Tüm gücünle çek, gelir." Yok ben bunu akıl edememiştim zaten.

-Şu an onu yapıyorum zaten ama gelmiyor." Bunu demem ile Bay Mikkelsen hızla oturduğu koltuktan bana doğru eğilmiş ve yanımdaki emniyet kemerini uzanmıştı.Sıcak nefesi boynuma çarparken gerilmemek elde değildi.Ne yapacağımı bilemez halde dona kalmış onu izliyordum.O sırada burnuma çok güzel bir koku gelmişti, parfümü gerçekten çok güzel kokuyordu.İlk kez bu denli yakından almıştım kokusunu.

YENİ ORTAK Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin