Kafe'de sakinlik vardı. Sadece iki masada doluluk olduğu için gün durgun geçmişti. Doru ile shift'imiz aynı saate denk gelmişti. Yarım saat içinde paydos edecektik. Bakışlarını üzerimde sezebiliyordum. Sanki bir şey söylemek ister gibi tezgahın arkasından bana bakıp, sonra gözlerini kaçıyordu. Boş servisleri götürme bahanesi ile tezgaha yaklaştım.
Servanta boş servisleri bırakırken
İyi oldu beh... dedim.
Şaşkın bir şekilde bana baktı, sonra yaptığı işe tekrar dönerek
Ne için söyledin anlamadım?
İyi ki diyorum... Kafeye yeni çalışan arkadaşlar geldi.
Biz de bu sayede biraz dinlenmiş oluruz. Malum yoğun dönemde sosyal hayatımız bitmişti.
Çok mu önemliydi. Kaçırdığın çok derin hislerin var heralde
dedi elindeki krema potunu kremanın köpüğünü almak için sertçe tezgaha sertçe vurdu,ve gözlerimin içine baktı.Afallamıştım.Tüylerim diken diken oldu.Yanlış anladığını düşünerek kafamı salladım
Yok canım öyle demek istemedim
Dediğimde gözlerini pota kaydırırken, dudağının kenarındaki gülümsemeyi fark ettim.
Yanaklarımın ateşini hissediyordum. Utanmıştım.
Bahar geldi, biz bir tane çiçek göremedik dalda çalışmaktan o maksatla söyledim.Sen bana bir şey mi söyleyeceksin?
diyerek araya iteledim konuyu.
Biraz düşündü, kararsızlığını yüzünden okuyabiliyordum.
Buradan çıktığımızda ne yapacaksın?
Plansızca canımın istediğini...
Çiçekleri olan çok güzel ağaçlar biliyorum.
dedi hınzır bir gülüşle.
Artık direnmenin bir faydası yoktu. Ne kadar direnirsem direneyim Doru'ya çekiliyordum. Belki Doru ile zaman geçirmek aklımdaki bütün bu karmaşaya son verecekti. Kalbimdeki...
Benimde canım ne zamandır güzel, çiçekli ağaçlar çekiyordu
dedim hazırladığı kahveyi tezgahtan alarak.
Beklemeden masaya doğru ilerledim ve kahveyi müşteriye servis ettikten sonra göz ucuyla Doru'ya baktım.Bana bakıyordu. Gözlerimin ta içine. Kalbime... İçimde kalan ve parçalanan bütün duygularımı sihirli bir şekilde onaran bakışıyla bakıyordu. Korkuyordum. Bütün hücrelerim bakışının karanlığında yıkanırken bu kadar çabuk iyileşmekten. Bakıştığımız birkaç saniyenin nabzımı bu denli etkilemesi beni uyandırmıştı. Aşık olmuştum Doru'ya. Bütün kalelerimi zapt etmiş, benim olan ne varsa artık onundu da. Çarpan kapının sesine döndüğümde, aynı kızın tekrar geldiğini gördüm. Bu defa yalnız gelmişti. Bir masaya oturdu. Saatime bakarak son on beş dakikamın kaldığını gördüm.
Dayan kızım Leyla.
diyerek yüzüme mecbur bir tebessüm yapıştırıp sipariş almaya gittim.
Hoşgeldiniz.
menüyü önüne bıraktım. Kafasını kaldırdığında beğenmez bir tavırla

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kristalin
RomanceLeyla...Büyük bir aşk hikayesine konu olmuş, fakat kendisi hala aşkı bulamamış. Hayır, hayır! Aşkı çoktan bulmuş ve kaybetmişti. Doru... Onun Doru'su! Siyah saçlı, keskin bakışlı... Leyla...Hiç umursamamıştı Doruyu. "Bir Heves!" demişti. Kendisi...