8-Kıskançlık

12 0 0
                                    


Bu çapkın milyoner Hazar'ın uzun zamandır Amerika'da yaşayan kız kardeşi Deniz'di. Ve biz kafe'de çalışırken Doru'ya olan saplantısından kafeden ayrılmadığı günler gelmişti aniden aklıma.'Ne benzerlik ama...' dedim kendi kendime.

Elimde taslaklarla orda saydam bir şekilde olanları izliyordum.

Doru kızı samimi bir şekilde karşılamıştı. Gülerek birbirlerine sarılışlarını ve sohbet etmelerini izledim. Kalbime sanki bir bıçak saplanmıştı. Birisi sanki kalbimi içinde çeviriyordu. Kendimi şu anda tokatlamak istiyordum. Bu hissi yüreğimden söküp atmak, kazımak istiyordum. Çok derinlere gömmek. Bir an gülümseyerek bana baktığını fark ettim. Donup kalmıştım ve geriye çekiliyordum.

Kader deyip bıraktığım aşkın çok gerisine çekiliyordum. Beş sene öncesine...

...........................................................................................................................

"Hoşgeldiniz!Ne alırdınız?"

Bir gurup zengin kızın karşısında dikilip kibarlık yapıyordum. Beni aşağılayarak süzen bakışları arasında dik durup gülümseyerek sabırla siparişlerini bekliyordum.

Sarışın kız menüye baktı.

"Ben bir tane latte...Yok şey var mı acaba sizde taze elma çayı?"

Kendimi yormadan menünün diğer yüzünü çevirerek işaret parmağımla "Burada." diyerek gösterdim.

"Ahh! Görmedim. Tamam. Bir de çikolatalı kek alayım."

Görmemesine şaşırmayarak üzerinde durmadan kalan diğer üç arkadaşının siparişini aldım.

"Sen iyimisin?" diye sordu Doru.

"Yoruldum sadece. Bi de şu havalıların burada ne aradığını merak ediyorum. Gerçekten sabır sınırımın sonundayım bu gün." dedim gülümseyerek.

Siparişleri masaya götürdüm. Arkamı dönüp tam kasaya doğru ilerliyordum ki sarışın kızın ciyaklayan sesine döndüm.

"Bu nasıl bir çay. Bir bakar mısın?"

"Bir sorun mu var?"

"Bu resmen elma çayının çakması gibi. Ben taze elmadan yapılmış bir çay istemiştim."

"Çayımız taze elmadan yapılmıştır. Ama eğer beğenmediyseniz başka bir şey sipariş edebilirsiniz."

Tahammül sınırımın sonu olduğunu kızaran yanaklarım ve kulaklarımdan hissetiğim de anladım.

"Siz nasıl bir müşteriye böyle davranıyorsunuz?"

Masaya iyice yaklaştım kızın gözlerinin içine bakıp güldüm ve

"Onu da mı beğenmediniz? Onu sipariş veremiyorsunuz işte..." dedim.

Benim gerildiğimi izleyen Doru arkamdan yaklaştı ve kibar bir şekilde bana bırak der gibi ciddi bir şekilde konuya dahil oldu.

Beş dakika sonra kızların Doru'nun sert duruşuna rağmen sakızlı türk kahvesine tav olmuş ve kendini sunar şekilde gülerek sakinleşmesini izledim. İçimde yanan ateşe anlam veremiyordum. Ona her dakika alıcı gözle bakan kızın gözlerini yerinden çıkarma isteğimi bastırmaya çalışıyordum. Kasaya dönüp, ortamın sakinleşmesinden mütevellit;

"İyi iş çıkardın." dedim.

"Allah vergisi ne yaparsın." dedi gülerek.

"Anladık. Pişman etme insanı."

KristalinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin