İki yüzlü olmak berbattır. Ya da bir kişikiğinizi öldürmek. Ben Han Jisung... sırf öldüğüm düşünülsün diye kurulan düzenekleri bilseniz aklınız şaşar. Tabutuma cesedim yerine çürüdüğü için kim olduğu anlaşılmayan bir ceset konması ise bu düzeneklerden en basit olanı.
Han Jisung özgürce yaşayamadı. Belki gerçekten ölmemiştim ama içimdeki Han Jisung ölmüştü.
Rhino'nun acısını kalbine gömmüşken Jisungun acısını bu kadar zirvede yaşamaktan nefret etti Minho.
Peterin Jisung olma ihtimalinden nefret etti.
Onunla yatmaktan nefret etti.
Onu sevmekten nefret etti.
Çünkü bütün bunları yaparken onu Jisung gibi hayal etmişti. O kalıplara uydurmuştu.
Çünkü Peter, Minhonun istediği 'Jisung' kavramına %100 uyuyordu.
Yine de onun yanına dönmek istedi.
Chanın attığı her toprakta yanında istedi küçüğünü. Kucağında.
Ona muhtaç olmaktan nefret etti.
Sevmekten nefret etti.
Nefret etmekten nefret etti.
Boşluktaydı. Onu seven kişileri kendinden uzaklastırırdı hep. En mantıksız kararları verirdi.
İlk önce rhino soğumuştu kendinden. Jisunga olan hislerini anlattığında.
Sonra Sam Felix yüzünden aramızda çıkan kavgada ağzını yüzünü yamulttuğum için.
Sonra Felix O sözleşmeyi imzaladığımda.
Sonra Seungmin Sevgilisini sürekli kısıtlayıp pis işlerimi yaptırdığım için. Bunu hiç söylememişti ama yüzünden okunuyordu zaten.
Sıradaki de Chan'dı belki ki. Belli etmemeye çalışsa da Seungmin'i defalarca kez aramıştı. Açmıyordu. Her seferinde yüzündeki gerginliğin arttıği belliydi.
Ayrılırlarsa nefret ederdi Minho'dan.
Chan toprakları atarken Minho da son gözyaşlarını döktü. İşi bittiğinde ikisi de konuşmadan arabaya ilerledi. Chan sanki bir şey söylemek istiyor da ağzını açamıyor gibiydi.
Minho önündeki Felix'e omuz atarak geçti. Siyah arabaya yerleşti. Minho Chan'ın eve sürdüğünü fark ettiğinde durdurdu onu.
L: K-kumarhaneye gidelim...
Chan🗣: Peterle hemen konuşmak istediğine emin misin patron?
L: Hm Hm...
Rotayı değiştirdi. Bebeğime gidiyorum şimdi.
Sürekli kendimi onun yanında bulmaktan nefret etsem de ona gidiyorum.
Sonunda. Tabelayı gördüm...
Microce.
Chan arabayı park eder etmez fırlıyorum kapıdan içeriye.
Seungmin kenardaki kırmızı deri koltukta. Beni görünce yine göz deviriyor. Ardımdan chan içeri girince mekanın arkasındaki çıkışa gidiyor.
Onu umursamıyorum.
Hemen kendi odama atıyorum kendimi. Yatağım boş. Üstündeyse yanlızca bir not var.
"Özür dilerim Lee... Çok özür dilerim... Artık yurtdışına çıkıyorum. Bunu okuyorsan uçağım çoktan kalkmıştır. Bu ikimiz için de daha iyi inan bana...
Dilerim ki Lee... Dilerim mi asla caymazsın benim olmaktan.
Seni seviyorum...
~Peter" . . .
H: Bay Lee yine uzaklara daldınız?
L: Ha? Ah şey... Bir şey yok doktor Han devam edebiliriz...
Biliyordum... Hersey şizofrenimin bir oyunuydu.
__________________♤SON♤_________________
Angst yaptığım için sakın sövmeyin bana.
Olaylar böyle gelişti böyle olması gerekti.
Kitapta sık sık minhonun ağır şizofren olduğundan bahsettim. Böyle bir son bence en çok yakışanı oldu.
Aklınıza takılanları sorabilirsiniz>>>>>
Chanmin ficime de göz atmayı unutmayın | | V
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.