Jisung çorbayı yapıp önüme koymuştu. Ah yine Jisung dedim değil mi? Sanırım git gide kafayı yiyeceğim. Aklımdan kendi kendime düşünürken sürekli Peter'e Jisung diyorum... Şimdi burada olsaydın Jisung sen yapardın bana çorbamı.
Şu an Peter'in yaptığı gibi yedirirdin.
Yemek istemesem de zorlar bitirtirdin bana. Gerci merak etme. Peter eksikliğini hissettirmiyor. Senin yaptıklarını yapıyor hep.
P: Ya düzgün yesene şunu. Bak bitirmezsen iyileşemezsin.
Lee🗣: Ne güzel işte. İyileşmezsem hep benimle ilgilenirsin.
P: Yavşak herif.
Kızıyordu bana böyle. Ama içten içe hoşuna da gittiğini biliyordum. Utanıp konuyu değiştirmeye çalışıyordu hemen.
P: Hadi ama bak son birkac kaşık kaldı.
Biraz daha itiraz ettim ama eninde sonunda bana hepsini içirmişti.
Eşyalarını toplamaya başlamıştı.
Lee🗣: Gidiyor musum?
P: Kalmamı mı isterdin?
Lee🗣: Hm Hm...
P: Sende hastalığı bahane edip etimden sütümden yararlan zaten. Sırf hastasın diye duruyorum. Sakın başka bir anlam arama.
Lee🗣: Dün de dedin... Aramıyorum anlam falan.
Dünden bahsedince direk bakışları boynuma kaymıştı. Tenim hassas olduğu için o minicik öpücükleri bile izi kalmıştı. Gözü bir süre oraya takıldı ve sertçe yutkundu.
Dudağını dişledi. Bunu alışkanlık haline getirmişti. Stresliyken veya utandığında çok yapıyordu.
Parmaklarımı yüzüme çıkardım dudaklarında gezdirdim. Dudağını dişlerinin arasından kurtardım. Onunsa bu minik dokunuşumdan bile nefesinin kesildiğini hissetmiştim.
Aramızdaki kimya inkar edilemezdi.
Ama ben Jisung'un boşluğunu Peterle doldurmak istemedim. Onu bir yara bandı gibi kullanıp atamazdım.
Ya atmasam?
Bizim Peterle bir geleceğimiz olabilir mi ki?
Hayır hayır... onu sadece 3 gündür tanıyorum... Değil mi?
P: Uyuyana kadar durabilirim sadece... sonra Giderim.
Lee🗣: Yeter de artar...
Sık sık ateşimi kontrol ediyor bol bol su içiriyordu. Bir ara eczaneye ilaç almaya gidecekti zor durdurmuştum. Yanımda kalsın istiyordum.
Başımda durdu benim için. Uyumamı bekledi ama uyuyamadım. Yanlızca gözlerim kapalı şekildenyatıyordum. Uyudugumu sansın diye nefesimi düzene soktum.
Gitsin istemiyordum ama benim yüzümden başımda bekleyip sıkılmasını da istemiyordum. Yanında bir hareketlilik hissettim. Kalkmıştı
Onu kendimden uzak tutmaya çalışırken Bu yakınlaşma...
Her ne kadar sözlerini tutmayan biri olsam da patronla yakın olmamalıydım. Eğer jisung olduğumu öğrenirse bu onun 2. Çöküşü olurdu. Canım o an sigara istemişti ama üzerimde yoktu. Gerçi patronu her düşündüğümde bh oluyordu o yüzden boşvermeye çalıştım.
Sadece biraz olsun düşünmemek istedim. Hiçbirşey düşünmemek. Saat henüz geceye varmasa da uykum gelmişti. İçimdeki bu berbat hislerin yanına bir o kadar kötü bir his daha eklendi.
İzlenme hissi _____________________♤_____________________
Çok kötü yerlerde kesiyom hep di mi :) Ama bir sonraki bölümün daha akıcı olması gereken bir şey bu.
Kitap kapağını değiştirdim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bunu bir daha değiştirmem muhtemelen aşırı içime sindi.
Şimdiii sormak istediğim birkaç soru var.
Hikayeyi jisungun gözünden mi okumayı seviyorsunuz yoksa minhonun gözünden mi?
Sizce jisungun sondaki kötü hisse kapılmasının sebebi ne?
Bir de buraya küçük bir çizim bırakayım
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.