"Oluyor mu?" dediğimde başını salladı. "Benim için her yol mübah galiba." Kıkırdayarak söylediklerine güldüm.
Bir adım daha zorlayarak attım. "Böyle düşünmemiştim." dedim yorulup soluklandığımda. "Eğer yolun sonunda bir ödül bekliyorsa beni, koşayım."
Elini olduğu yerden uzatıp elimin üzerine koydu. "Bir öpücükle taçlandırabiliriz bu seansı." Kaşlarımı havaya kaldırdım. "Bir mi?"
Gülerek birkaç adım geri attı. "Ne kadar ekmek o kadar köfte." dediğinde açtığı aramızı gösterdi. Muzip bakışına göz kırptım.
Daha da iyi hissediyordum. Daha fazla yol kat etmiştim. Bunda, tedaviden çok ruhumun gayretinin payı vardı. Yani şu an ulaşmaya çalıştığım kadına duyduğum sevginin. Ruhumu saran sevgisinin.
Son adımı da atıp elimin biri hala trabzana tutunurken diğerini onun beline sardım. Benim gibi bir elini elimin üzerine koyup oradan destek alırken diğerini omuzuma koydu.
Dudaklarımı, dudaklarının üzerine örttüm. Bir öpücük. İki öpücük. Üç.. Attığım adım kadar öpmeyi planlarken geri çekilmemden haz etmeyerek homurdanıp ensemden bastırdığı eliyle dudaklarımızın devamlılığını sağladı.
Yavaş öpüşümü, üst dudağımı ısırmasıyla hızlandırıp daha da derinleştirirken bacaklarımın beni tutamayacağından korkuyordum. Ama ondan ayrılmak istediğim son şeydi.
Benden önce kendini çekip, dudağımın kenarını öptü. "Buna daha sonra devam etsek iyi olacak." dedi nefes nefese.
O da benim gibi hissediyor muydu bilmiyorum ama onu öpmek hissi çok başkaydı. Hiç görülmemiş yerler keşfetmek gibi, yıldızlara dokunmak gibi, onu tabir ederken hep kullandığım sihir gibi.
Güzelliğinin farkında mıydı mesela aynaya bakarken? Gözlerinin nasıl baktığını biliyor muydu? Gülünce kıvrılan kavislerinin ona ne kattığını, dolgun elmacıklarının ısırılmak için yaratılmış gibi durduğunu, her bir zerresinin bir ressam tarafından özenle çizilmiş gibi olduğunu..
Tekerlekli sandalyeyi kaldırmış yerine değneklerimi getirtmişti. Birkaç gündür onlarla inip çıkıyordum. Ve bu beni daha da cesaretlendiriyordu.
Uzattığı değneklerimi düşüncelerimden sıyrılıp alırken gülümsedim. "Terasa çıkalım mı?" diye sorduğumda başını salladı. "Bir şey içmek ister misin?"
Dudağımı yaladım. "Cevabımı biliyorsun." Asansöre bindiğimizde parmak uçlarında yükselip kulağıma yanaştı. "Dudaklarım dışında." dedi fısıltıya yakın. "Sen ne içersen." dediğimde geri çekildi gülerek.
Bana terasa kadar eşlik ettiğinde kanepeye oturtup mutfaktan bir şeyler almaya indi. Onun ardından çalan telefonuna kaydı gözlerim.
Hakan Yalçın
Kaşlarım çatıldı. Nerden tanışıyor oldukları konusunda bir fikir yürütemezken telefon kapandı. Ardından mesaj bildirimi düştü.
'Aşık ettiğinden emin olduğunda, diğer plana geç.'

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sihirli
ChickLitGeçirdiği tafik kazasından sonra yürüyemeyen Çağan ve ona hayat vermeye çabalayan Naz.