2 Kasım 1993...

39 1 0
                                        

       10 yıl oldu karım öleli... 10 yıl. Bütün yıl şehir efsanelerine göz attım., 10 yıl önce evimizdeki neler olduğunu bulabilmek için ve Lawrence'de belki şehir efsanesi vardır diye Stull Kilisesi ile Eldridge Otel'e gittim. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca bazı çılgınlıklar yaptım ve bu günlerde bir adım geriye gidip nasıl bir çılgın olduğumu hatırlamak benim için oldukça kolay. 10 yıl sonra hala sabahları gözlerimi intikamla açıyorum. Ama bu yıl, Mary'nin ölmeden birkaç hafta önce Jimlerdeki görüntüsünü düşünüyorum... Ne zaman bunu düşünsem, onu nasıl tekrar görebilip onunla yeniden konuşabilecek miyim diye merak ediyorum. Gerçek şu ki, Jimlerde yaşananları denemek için korkuyorum, ve seanslar hakkında okuduğum her şeyde çok tehlikeli olduğu yazıyor. İletişim kurduğunuz ruhla birlikte kötü bir şeyler gelmesi oldukça kolay, çünkü seanslar onlar için bir kapı. O yüzden kendimi tuttum.

  İşte sizler için bi ironi. Bugün, bazı eski şehir efsanelerini okudum ve bunu bir yere yazmak istedim.

Bloody Mary (Kanlı Mary):  Karanlık odada ayna karşısına geçip 3 kere 'Bloody Mary' denildiği zaman kendisini gösteriyormuş. İkisinden birini yaparak seni öldürüyormuş: ya gözlerini oyuyor, veya yüzünü kesiyor... Kim, neden böyle bir şeyi yapar? Bazı versiyonlarda sizin için kehanette bulunacağı yazıyor. Diğer versiyonlarda ismi 13 kez tekrar ediliyormuş. Tarihte Bloody Mary, birçok defa bebeğini kaybeden İngiltere Kraliçesi 1. Mary'nin takma ismi... Hikayenin daha yeni sürümlerinde Mary, yakılan veya kazığa çakılan bir cadı, araba kazasında ezilen biri, ya da kendi çocuğunu öldürmüş veya çocukları ondan alınınca intihar etmiş biri. Bu değişik hikayelerin de farklı etkinleştirmeleri mevcut: Kederli bir anne hikayesinden
"Bloody Mary, I killed your baby."
(Kanlı Mary, senin bebeğini öldürdüm.)
Haksız yere büyücülük veya bebek katili olarak suçlandığı versiyondan
"I believe in Mary Worth."
(Mary Worth'a inanıyorum.) ve çocukları kendisinden alınan hikaye içinse
"Bloody Mary, I have your baby."
(Kanlı Mary, senin bebeğin bende.)

  Aynalar ortaya çıktığından beri neredeyse tüm kültürlerde aynalı kehanetler mevcut. Ondan önce, herhangi bir yansıtıcı yüzey, özellikle su kehanette ya da geleceğe ilişkin bir belirti yakalamak için kullanılmış. Aztekler, cıva dışındakileri kaseye dökerek tezcatlipoca "tüten aynalar"ı oluşturdu. Kraliçe 1. Elizabeth'in mahkeme büyücüsü John Dee, aynalarla kehanette bulunurdu. Çeşitli yerlerdeki halka göre, de ayna karşısında belirli bir ayin yaparsanız gelecekteki kocanızı göreceğinizi söyler. Bir elma yemek, saçınızı taramak, binlerce " bilge kadının " yerel bir ayini yönetmesi. Diğer bir varyasyon da bir kuyuya, güneş doğumunda ortaya çıkacak olan yansıma için ışık kuyunun içinde parlamaya baslar başlamaz kuyunun içine bakmak. Bu öykülerin çoğundaki tehlike, Ölüm'ün bir yanını görebilecek olmanız, bu da demek oluyor ki evlenmeden öleceksiniz.
   
    Ölüm anında bir gelenek de, evin içindeki tüm aynaların örtülmesi, böylece ruh ayrılırken kapansın kısılmaz. Eski Yunanlılar ve Hintliler, yansımalarda ruhların yer alıp su ruhları tarafından ele geçirildiklerine inanıyorlarmış.
Çeşitli Güney Pasifik (Andaman, Motumotu) ve Afrika (Zulu, Basuto) geleneklerinde ruhun bir yansıması olup ve yansıdığı zaman da savunmasız olduğunu belirtmişler. Basutos, timsahların bu ruhları almaya çalıştıklarına inandığını söylermiş.

Aynaların kırılması kötü şanstır çünkü onlar ruhların yansımasıdır, aynı zamanda geleceği barındırırlar...Bu yüzden 7  sene kötü şansla geçti. Senin geleceğin kırıldı.

John WINCHESTER's JournalBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin