11

102 10 3
                                        


9 ay sonra..

Regulus Black, sessizce bir köşede duruyordu. Ellerinde sıkıca tuttuğu küçük bir fotoğraf, yüzünde tuhaf bir duygu karışımı yaratıyordu. Fotoğrafta yeni doğan kızı  vardı. Regulus’un gözleri, küçük bebeğin yüzüne odaklanmış, hem mutluluk hem de kayıp acısıyla doluydu. Kızı’nın annesi, Regulus’un karısı, doğum sırasında hayatını kaybetmişti. Bu yüzden Regulus bir yandan sevinç, bir yandan da derin bir suçluluk hissiyle yanıyordu.

O sırada Lucius Malfoy, Bellatrix Lestrange ve Antonin Dolohov’un aralarında fısıldaşmaları kesildi. Bellatrix, her zamanki alaycı gülümsemesiyle Regulus’a döndü

"Ne duygusal bir manzara... Gerçekten dokunaklı. Küçük Regulus’un bir kızı olmuş. Tebrik ederim, kuzenim."

Lucius ise Bellatrix kadar coşkulu değildi ama yüzünde küçümseyen bir gülümseme vardı.
“Evet, aileye bir safkan daha katıldı. Adını yaşatmak için mükemmel bir fırsat, değil mi Black?”

Regulus, diğerlerinin alaycı tonlarını görmezden gelmeye çalışarak cevap verdi. Gözleri hâlâ kızının fotoğrafındaydı.

“Evet,”
dedi sakin bir sesle.
"Annesine benziyor,fazlasıyla."

Bellatrix kaşlarını kaldırdı, sesi bir kez daha iğneleyiciydi. “Annesine mi benzeyecek? Yoksa  bir süs bebeği mi yetiştireceksin?”

Regulus’un kaşları çatıldı ama bir şey demedi. Bellatrix’in imalı sözlerine cevap vermek istemiyordu. O an kapı gıcırdadı ve içeriye uzun siyah cübbesiyle bir figür girdi. Adam, Voldemort’un en yakın takipçilerinden biriydi,kimse tanımazdı. Yüzü maskeyle örtülüyken ve sert bir sesle söz aldı.

“Efendimiz sizi bekliyor,”

Regulus, Lucius, Bellatrix ve Dolohov, birbirlerine kısa bir bakış attıktan sonra ağır adımlarla büyük salona doğru ilerlediler. Voldemort’un odası karanlık ve sessizdi. Büyük bir şöminenin alevleri, odaya titrek bir ışık yayıyordu. Voldemort, şöminenin önünde ellerini arkada birleştirmiş, düşünceli bir şekilde dışarıyı izliyordu. Onların geldiğini fark edince yavaşça döndü.

“Gelin..”
Dedi tiz ama otoriter bir sesle. “Bugün size önemli bir görev vereceğim. Bu görev, sadakatinizi ve bağlılığınızı kanıtlayacak.”

Lucius, Voldemort’un önüne doğru birkaç adım attı ve neredeyse hazırlıklıymış gibi konuşmaya başladı.

“Efendim, konu Potterlarsa…Gözün arkada kalmasın. Onları sizin için ele geçirmek basit bir görev olacak.”

Regulus’un gözleri şaşkınlıkla büyüdü. “Potterlar mı?” diye mırıldandı. Ancak sesi duyulmayacak kadar alçaktı.

Voldemort, Lucius’un söylediklerini başıyla onayladı.

“Doğru söylüyorsun, Lucius. Potterlar… O doğacak olanın gereksiz kehanetle bağlantılı oldukları söyleniyor ama ben buna inanmak için vaktimi harcayamam. Kehanet ya vardır ya da yoktur. Önemli olan, bizim gücümüzü baltalamaya çalışan bu tür unsurların ortadan kaldırılmasıdır.”

Bellatrix heyecanla ileri atıldı. “Efendim, onların icabına bakmak büyük bir zevk olacak.”

"Sen Longbottomlara Dolohov ile beraber gideceksin. Black ve Malfoy Potterları alacak."
Voldemort, Bellatrix’e kısaca baktıktan sonra konuşmaya devam etti.
“Safkan olan James Potter’a dokunmayacaksınız. Ama karısı ve çocuğu… Onlar benim için birer hiç. Onları istediğiniz şekilde ortadan kaldırabilirsiniz. Yeter ki ölsünler,bu görevi size emanet ediyorum.”

Beyond the HousesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin