"O evden kurtulmanın sevincindeyim. O yüzden James Potter,kardeşimi bayıltığını daha sonra hatırlat."
James tok bir kahkaha atarken Siriusun ve Remusun kaldırımdan kalkmaları için elini uzattı.
"En azından Potterlar,yaraların hakkında seni sıkboğaz etmeyecek."
Remus Jamesin elini tutarak ayağa kalkarken aynı şekilde Siriusun da kalkmasına yardımcı oldu. Ofkeli ses tonu icindeki kurdu hemen ortaya çıkaracak güçteydi.
James ise Regulus’u sırtına almıştı. Çoğunluk ile Siriusun biraz hava alması için süpürgeyle gitmek yerine sokakta yavaşça yürümeyi tercih etmişlerdi.
Regulus, baygın gibi görünüyordu ama James’in omzundaki hafif hareketleri, onun hala farkında olduğunu gösteriyordu. Yanında Sirius ve Remus vardı; Sirius, anın ciddiyetini unutmuş gibi neşeyle bir şeyler anlatmaya başlamıştı.
“Yani Remus, gördün mü? Annemin suratını görmeliydin,James! Regulus’un da odasına girdiğimizi anlamış olsaydı, muhtemelen çığlıklarıyla tüm evi yıkardı."
dedi Sirius, kahkahayla gülerek.
Remus da gözleri Siriusun sırıtışında takılarak ona katıldı.
“Evet, ama onları uyandıran James’in Regulus’a o şekilde bağırması… Bütün ev James’in delirdiğini sanmıştır. Ki bende öyle düşündüm.”
"Aylak,Patinin halini gördükten sonra o evde birini daha bırakabilir miydim? Bırakırsam kafayı yerdim."
''Bizimkiler zaten yeterince deli,bir de sen çıkma başıma."
Remus buna karşı hatırladığı ile daha kudretli bir kahkaha attı.
"Harbiden,Sirius. Baban o camdan düşmeyi nasıl başardı?"
James, Sirius ve Remus’un konuşmalarını dinlerken hafifçe bir kahkaha attı ama yüzündeki gerginliği saklayamıyordu. Omzundaki yaradan sızan kanı hissediyordu, ancak şu an için daha önemli olan Regulus’u güvenli bir yere ulaştırmaktı. Orası da evi oluyordu.
Peter, sokakta ilerlerken yanlarından endişeyle seslendi.
"Hey, çocuklar! Şakalarınızı bir kenara bırakın. Bunun ne kadar ciddi bir şey olduğunu fark etmiyor musunuz? Black ailesi bizi öldürebilir. James, sen de o omzuna bir bak! Sürekli kanıyor, bu şekilde Potter evine varamayacağız bile.”
James, Peter’ın endişeli sesine kulak vererek söz aldı.
“Tamam, Peter. Biliyorum. Ama şu an en önemli şey, Regulus’u buradan uzaklaştırmak. O güvenli bir yerde olmalı.”
Sesi biraz yorgun ve ağrılıydı ama hala kararlılıkla konuşuyordu. Sirius, bir süre sessiz kaldı sonra James’e yaklaştı ve kardeşine baktı. Regulus’un yüzü hala solgundu ama nefes alışverişleri sabitti. Sirius’un gözlerinde hem endişe hem de kararlılık vardı.
“James, onu gerçekten bu kadar önemsediğini bilmiyordum,” dedi, hafif bir sesle.
“Ama haklısın. Eğer onu burada bırakmış olsaydık… kendimi asla affetmezdim.”
James, Sirius’a kısa bir bakış attı ve hafifçe gülümsedi.
“Sen onun abisisin, Sirius. Ama sanırım, bazen birinin onu her şeyden korumak için daha fazla çabalaması gerekiyor.”
"O biri sen misin?"
James buna başını sallarken Remus ekledi.
"Nereye kadar?"
"Gittiği yere kadar.''
Remus, Jamesin omzundaki çocuğa arada attığı bakışlar ile bu duygusal anını bölmek istemedi ama gerginliği dağıtmak için hafif bir şekilde ekledi.
“Pekala, evet bu çok duygusal oldu. Ama lütfen, bir sonraki maceramızda daha az kan ve daha az Black ailesi tehlikesi olabilir mi? James’in omzundaki yara ile,sana şükrediyorum sevgilim."
Kolunu Siriusun omzuna atarken Peter da gerginliği atmış olacak ki söz aldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beyond the Houses
Ficción General"Bu saçmalık! Slytherin ve Gryffindor öğrencilerini aynı odalara yerleştirmek de neyin nesi?" Onun baktığı listeye onun gibi yukarıdan bakan başka birinin ona doğru eğilmesiyle Regulus irkildi. Kafasını sola yatırırken yüzlerinin fazlasıyla yaklaştı...
