Lily, titreyen ellerini karnında hissedebiliyordu. Kapının önünde durdu ve arkasında bekleyen James ile Remus'a kısa bir bakış attı. Onların koruyucu bakışları üzerindeydi ama bir anne içgüdüsüyle bu durumu kendisi çözmek zorundaydı. Lily, kararlı bir şekilde kapıyı tıklattı. Kapı hemen açıldı ve hamile ablası, yüzünde korku ve endişeyle, onu içeriye davet etti.
"Iyi misin-"
"Gel, çabuk,"
dedi Petunia, sesi titriyordu. Lily, birkaç adım attı ve anında odanın köşesinde kucağında bir bebekle duran Regulusu gördü. Siyah paltosu ve karanlık auraya sahip duruşuyla Regulus, Vernon'un alnına yaslanmış bir asayla tehditkar görünüyordu.
Lily'nin nefesi kesildi. Bir an bile düşünmeden asasını çekti ve karnını korumacı bir şekilde kavrayarak söz aldı.
"Uzak dur onlardan!"
Regulus, sakin ama sert bir tonla yanıt verdi.
"Sakin ol, Evans. Sana ya da onlara zarar vermek gibi bir niyetim yok."
Aralarındaki gerilim tırmanırken Vernon öfkeyle bağırmaya başladı.
"Bu senin suçun! Senin yüzünden başımıza geldi bunlar! Senin lanet olası dünyandan nefret ediyorum!"
Petunia da, gözyaşları içinde, ablasına bakarak hışımla konuştu.
"Senin yüzünden, Lily! Sen ve o iğrenç büyücülerin yüzünden!"
Lily, bu sözlere dayanamadı. Gözleri kısıldı ve sesindeki otoriteyle tısladı.
"Kesin artık! Burada bir çocuk var!"
Regulus, Vernon'a doğru eğildi ve soğuk bir ifadeyle döndü.
"Evet, burada bir bebek var." Ardından Lily'ye döndü.
"Onların kızımın yanında seslerini yükseltmelerine izin vermeyeceğim."
Lily'nin çatık kaşları derinleşti. Bir adımla ona yaklaşan adama karşı bir adım geriledi. Yine de asasını indirmedi.
"Sana söyledim, Black. Benden uzak dur. Bu iş sana pahalıya patlar."
Regulus, bir adım daha attı, kucağındaki bebeği Lily'ye doğru göstererek konuştu.
"Beni dinle, Lily. Sana zarar veremem. Senin karnındaki bebek,kucağımdaki bebek varken olmaz.. bunu yapamam."
Lily, hâlâ tereddüt içindeydi. Çatık kaşlarını indirerek küçük bebeğe kısa bir bakış attı. Regulus, bir elini havaya kaldırdı ve güven vermek istercesine söz aldı.
"Sana güvence veriyorum. Asamı bırakmasam da niyetim başka."
Ardından, Vernon ve Petunia'ya bakarak asasını salladı ve soğuk bir şekilde dudaklarını araladı. "Stupefy"
İkili, sersemlemiş bir şekilde yere yığıldı. Lily'nin gözleri bir anlığına büyüdü ama bakışlarını sertleştirerek sordu.
"Ne istiyorsun? Neden buradasın?"
Regulus, yüzünde bir yorgunluk ve kararlılık karışımıyla Lily'ye baktı.
"Otur, Potter. Hamilesin ve ayakta duracak durumda değilsin."
Lily, asasını bırakmadan ve hâlâ tetikte, yavaşça oturdu. Gözlerini Regulus'tan ayırmadı.
"Anlat bakalım, neyin peşindesin?"
Regulus, kucağındaki bebeği koruyarak masaya doğru ilerledi. Derin bir nefes aldı ve başını eğdi.
"Potter'ları ilgilendiren çok büyük bir mesele var."
Lily, odanın içindeki atmosferin giderek ağırlaştığını hissediyordu. Regulus'un ciddi ifadesi, huzursuz bakışları ve söyledikleri arasında bariz bir tutarsızlık vardı. Lily, asasını biraz daha sıkarak karşısındaki adama dikkatle baktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beyond the Houses
General Fiction"Bu saçmalık! Slytherin ve Gryffindor öğrencilerini aynı odalara yerleştirmek de neyin nesi?" Onun baktığı listeye onun gibi yukarıdan bakan başka birinin ona doğru eğilmesiyle Regulus irkildi. Kafasını sola yatırırken yüzlerinin fazlasıyla yaklaştı...
