James kumların üzerine oturmuş, kollarını dizlerine dayamış bir şekilde Harry ve Ellie’yi izliyordu. Çocuklar heyecanla kumdan kaleler yapıyor, arada sırada birbirlerine takılıp kahkahalarla gülüyordu. Lily, biraz geride, küçük bir piknik örtüsünün üzerinde oturmuştu. Elinde bir kitap vardı ama gözleri sık sık çocuklarına ve James'e kayıyordu. Hafif bir gülümsemeyle, bu anın tadını çıkarıyordu.
Ellie, büyük bir taş bulmuştu.
"Bu kale kapısı olacak!"
diye bağırarak taşın yerini bulmaya çalışıyordu. Harry ise elindeki küçük kürekle ona yardım etmek yerine, Ellie'nin taşını sürekli başka yerlere koyarak ablasını kızdırmaya çalışıyordu.
“Harry!”
diye bağırdı Ellie, ellerini beline koyarak.
“Yapma şunu!”
James kahkahasını tutamayarak kumların üzerine uzandı.
“Tam bir Potter klasiği."
Lily kaşlarını çattı ve gözlüğünü burnuna indirerek eşine döndü.
"Takım çalışması mı?"
" Hayır, asla. Ama kaos? İşte bunda iyiyiz!”
dedi, gülerek.
Lily, başını kaldırıp ona baktı. “Evet, tamamen senden almışlar bu huylarını,” dedi alaycı bir gülümsemeyle. Sonra Ellie'ye seslendi.
"Ellie, o taş harika görünüyor. Ama kardeşini fazla üzme, sonra yine gelip bana şikayet eder!"
Ellie, annesine dönüp sevimli bir şekilde sırıttı.
“Tamam, anne. Ama Harry bu sefer başlattı!”
dedi, sonra hemen Harry'nin yanına koştu ve birlikte güle oynaya kale yapmaya devam ettiler. Ellie huysuzlukla kardeşinin kulesini yıkmaktan keyif alıyordu.
James, Lily’ye dönerek oturduğu yerden göz kırptı.
“Görüyorsun değil mi? Bana laf atıyorlar ama günün sonunda hâlâ beni idol olarak görüyorlar.”
"Kule yıkarak mı?"
Lily, başını sallayıp gülümsedi. “Tabii ki görüyorlar. Hem seni hem de dağınık saçlarını.." dedi ve ardından James’in saçlarını rüzgar savurmuş gibi parmaklarıyla karıştırdı.
James dramatik bir şekilde başını geriye attı.
“Dağınık mı? Lily Potter, bu saçlar tamamen genetik bir şaheser!”
Sonra hemen doğrulup çocuklara bağırdı.
“Hey, küçük Potterlar! O kale sağlam mı? Yoksa babanızın büyük dalgalarına dayanamayıp yıkılacak mı?”
Ellie ve Harry, kalelerinin önüne koşarak ellerini açtılar.
“Hayır! Çok sağlam! Bunu bile yıkamazsın!”
James gülerek çocukların yanına koştu. Birkaç dakika sonra çocukların kahkahaları, James’in asasından çıkan dramatik dalgalar yapma çabalarıyla birleşti. Kumlar her yere saçılıyor ama Ellie ve Harry inatla kalelerini savunmaya çalışıyordu. Lily bu sahneyi izlerken gözlerinde sevgi dolu bir parıltı vardı.
Bir süre sonra, Ellie koşarak annesinin yanına geldi.
"Anne, baba yine bizim kalemizi yıktı!''
Kollarını kavuşturmuş, ciddi bir şekilde ona bakan kızına döndü. Beyaz teni güneş altında fazla kızarmıştı ve Lily beş yaşındaki kızının bu halini tatlı buldu. Lily gülerek Ellie’yi kucağına aldı ve ona sıkıca sarıldı.
“Sanırım babanıza bir ceza vermemiz gerekiyor.”
dedi, sonra James’e bakarak ekledi.
“Belki de bulaşıkları yıkama cezası!”
James alayla başını iki yana salladı.
“Hadi ama! Çocuklar, anneniz yine çok sert!”
Harry araya girdi.
“Tamam, tamam! Baba, bizimle yeni bir kale yaparsan affederiz,” dedi, bir eli belinde, diğer eliyle babasına meydan okurcasına işaret ederek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beyond the Houses
General Fiction"Bu saçmalık! Slytherin ve Gryffindor öğrencilerini aynı odalara yerleştirmek de neyin nesi?" Onun baktığı listeye onun gibi yukarıdan bakan başka birinin ona doğru eğilmesiyle Regulus irkildi. Kafasını sola yatırırken yüzlerinin fazlasıyla yaklaştı...
