10

107 10 4
                                        


Regulus, geniş oturma odasında ayakta duruyordu. Etrafındaki ağır, karanlık mobilyalar ve Walburga’nın üzerindeki yoğun bakışları, sanki odanın havasını daha da sıklaştırmıştı. Orion, duvardaki şamdanlardan birini almış, sert adımlarla odayı turluyordu. Walburga’nın sesi odada yankılandı.

"Potter evinde ne işin vardı, Regulus? Bir Black, bir Potter'la aynı masada oturmaz, aynı havayı solumaz!"

Regulus derin bir nefes aldı, ancak sakinliğini koruyamıyordu.

“James’i seviyorum,”
Dedi bir anda patlayan bir volkan gibi.
“Bunu ne kadar hoşunuza gitmese de değiştiremezsiniz.”

Walburga, şok içinde olduğu kadar öfkeden titredi.
“Sevmek mi?” diye tısladı.

“Black ailesinin adı, onurumuz, bin yıllık kanımız! Hepsini bir Potter için mi çöpe atacaksın? Normal bir evlilik yapacaksın, kanımızın devamını sağlayacaksın!”

Orion, şamdanı masaya vurdu, ses odayı doldurdu.

“Walburga, bırak!”
dedi, sesi derin ve tehditkârdı. “Eğer o çocukla birlikte olmaya devam edersen, Regulus, asamın ucundan sadece senin değil, onun da hayatı kararır!”

Regulus, gözlerini kısarak babasına döndü.

“James’e dokunursanız... ona en ufak bir zarar verirseniz...”
dedi, sesi titrek ama tehlikeli bir tonda.
“Yemin ederim, kim olursanız olun, sizi yakarım. Her birinizi.”

Orion, karanlık bir kahkaha attı.

“O kadar cesaretin varsa, hadi dene!” dedi alayla.
“Ama unutma, Regulus... o çocuğa verdiğin değer onun sonu olur. Eğer Potter soyadını bir daha duymak zorunda kalırsam, Karanlık Lord’un öfkesini üzerinize çekeceğim. Potter soyadında tek bir kişi bile hayatta kalmayacak!”

Regulus’un yüzü bembeyaz kesildi. Orion, oğlunun sessiz tepkisinden güç almış gibi devam etti.
“Ağaçların arasında ona siper olduğunu gördüm. Bir Black, bir Potter’a boyun eğmez! Onların kanı bizim kanımızı lekeleyemez! Üstelik safkan olması onun erkek olduğu gerçeğini değiştirmez. Gördüğüm kadarıyla zaten yeterince pasiftin!"

"Önemli olan o mu? Sen biraz önce Jamese asa doğrulttun ve bu bir daha olmayacak."

"Zihnine seslendim,oğlum. Sana onu kendinden ebediyen uzaklaştır yoksa..gerisini biliyorsun. Bir daha yaklaşırsan uyarma gereksiminde bulunmam bile!"

Walburga da oğluna doğru bir adım attı.
“Senden normal bir hayat istiyoruz, Regulus! Black soyadını bu kadar düşürmeye hakkın yok!”

Regulus, bir adım geri çekildi, nefesi hızlanıyordu. Onların tehditleri ve nefret dolu sözleri arasında boğuluyor gibiydi. Ama içindeki korku ve öfke aynı anda kabarıyordu.

“Eğer James’e ve abime zarar verirseniz…”
diye tekrarladı, sesi bu kez fısıltıya yakındı ama gözleri kararlılıkla parlıyordu.
“O zaman ben de sizin için hiçbir şey yapmam. Ne bir Black olarak, ne de bir oğul olarak.”

Orion, oğluna yaklaştı yüzü tehlikeli bir sakinlik içindeydi.

“Senin kaderin bizim elimizde, Regulus. Sakın unutma. O çocuğu bırakmazsan… her şeyin sonunu kendi ellerinle getirmiş olacaksın.”

Walburga, oğlunun omzuna bir el koydu ama bu şefkatten çok bir uyarı gibiydi.

“Bu bir aile meselesi, Regulus. Aileye ihanet edenin yerini biz belirleriz.”

"Uzak duracaksınız,ikisinden de!''

"Sen de uzak duracaksan neden olmasın?"
Kadının derinleriyle Regulus titreyen ellerini cebine sıkıştırdı.

Beyond the HousesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin