6- gelme

193 17 18
                                        

Jungkook yurdun dar koridorunda arkasındaki alfa ile yürüyordu.

Gözlerini kapatıp açarken bile zorlanıyordu. Yankılanan iki ayak sesi, bu tip dar bir koridor, bir alfa, üzerine siyahca düşen uzun boylu bir gölge. Yutkundu.
Normal şartlarda böyle bir pozisyon onu yürüyemeyecek hale getirmesi ile sonlanıyordu. Nefesi tıkandı birden.
İçinden 'Düşünme' diye bağırsada olmuyordu. Birden tökezledi arkasına doğru. Eli ve sırtı o bedene çarpması ile ağzından bir bağırma çıktı. Ağzını eliyle kapattı.

Alfa iki elini cebinden çıkardı.
"İyi misin? Ne oldu?" Ellerini önündeki çocuğun iki tarafına koymuştu ki duyduğu ses ile birden durdu.

"Çek ellerini!"

Ellerini yumruk yaptı alfa. Dudaklarını sıktı.

Jungkook iki büklüm olup yere eğildi. Ve sakinleşene kadar nefes aldı.

"Anlamıyorum ben..." Alfa şaşkınca etrafındaki kapılara baktı. "Hangisi?"

Jungkook elini kaldırıp koridorun en sonundaki kapıyı işaret parmağı ile gösterdi. Birden ayağa kalkıp burnunu çekerek derin bir nefes aldı.
"İyiyim ben... Sadece biraz daraldım."
Kapıya adeta koşar gibi yapıştı. Ceplerini anahtarın yerini bilmiyormuşcasına aramaya başladı. Ezberi titriyordu. İçinden defalarca kendini ikna etmeye çalıştı 'Kimse sana zarar vermiyor! Vermiyor! Vermiyor!'
Sonunda anahtarı bulunca çevirip odaya kendini attı. Alnındaki saçları çekip terini sildi. Karşısında arkadaşları oturuyorlardı. Hızlıca gülümsedi.

"Aa Jungkook gelmişsin."

Hepsinin üzerinde dışarı kıyafetleri vardı. "Sizde yeni gelmişsiniz."

"Yok canım biraz üşüdükte." Derken Hoseok gözleri küçülene kadar gülerken ellerini birbirine sürtüp üşüme sesi yaptı.

Diğer herkesin bakışı birden ciddiyetle ona döndü. Hoseok telaşla yüzünü düşürdü.

Jungkook'un arkasından iri cüsseli bir alfanın girmesi ile herkesin bakışları oraya kilitlendi. Sanki onun kim olduğunu bilmiyormuşcasına şaşkındılar. Namjoon dışında, o elindeki mısırı yemeye devam etti.

Hoseok anidan bağırdı.
"Bu herifi gördüm ben! Şeyde... Aaahh. Geçen gün, alfa tuvaletinden Jungkook'tan sonra çıkmıştı. Jungkook oradan çıktıktan sonra bembeyazdı yüzü. O günü hatırlıyor musunuz?"

Jungkook'un yüzü hatırlar şekilde parladı. O gün, o tuvalette vücudunu alt üst eden o baskın alfa feromonlarını hatırladı. O bu alfa mıydı?

Jimin aniden ayaklandı.
"Ona bir şey mi yaptın seni sivke piç?!" Yumruklarını sıkıp alfaya doğru yürüdüğü sırada Jungkook konuştu.

"Yapmadı."

Taehyung başını sağ yana eğdi. Şaşırdı.
Aslında bu alternatif bir yalandı.

Jimin hâlâ kızgındı.
"Zaten bu adama hiç güvenmiyordum ben. Namjoon acaba içip mi aradı bu herifi diye düşünmüyor değilim."

Namjoon ağzındakini bitirmeden bağırdı. "Abartma ulan!"

"Ağzımızda bir şey varken konuşuyor muyuz?"

"Konu görgü kuralları ise eve ilk defa giren birine çok kaba davranıyorsunuz. Hoşgeldin Taehyung."

Herkes bir ağızdan hoşgeldin dedi. Jimin hariç, koltuğundaki yerine dönüp Namjoon'a eğildi. "Seninle sonra görüşeceğiz."

Taehyung 'Hoşbuldum' derken bir günde ne kadar çok şaşırdığını hesaplıyordu. Konuya girme ihtiyacı hissetti.
"Nerede çalışacağız?"

"Burada." Diyerek ayağa kalktı Namjoon. Diğerlerine kalkmaları için işaret verdi.
"Sende bizim yatak odasına gelebilirsin kardeşim."

Altın Melez -tkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin