7- gelme

156 19 18
                                        

Revirde iki kişi, yatağın üzerinde oturuyordu. Biri kızarmış yanağını ovuşturuyor diğeri patlamış dudağını umursamadan elini alnına koymuş ortadan kaybolmak istiyordu.

"Rica ederim." Dedi Hoseok, Jimin'e bakmadan.

Jimin iç çekti. Nasıl olsa vampirler erken iyileşiyordu.
Yerde bağdaş kurarak oturan Jungkook'a döndü. Yanında Namjoon kollarını birbirine dolamış duvara yaslanırken fayansları sayıyordu.
"Bakın... Jungkook'un numarasını istedi o kaçık." Elinin baş parmağıyla adamı işaret eder gibi yaptı.

Namjoon ona bakmadan cevap verdi.
"Yani? Hep yaparlar. Bize de soruyorlar. Geçiştirmek denen bi icat var." Sesi 'yine uğraşıyorum bunlarla' der gibiydi.

"Ama sadece o değil beni çok kızdırdı, çok ısrarcıydı. Asla önümden çekilmedi. Neyse. Ben sadece... Kötüyüm. Eve gidelim." Yataktan kalkıp dikildi.

Namjoon başını döndürdü.
"Sen git. Dersi kaçırdık, 14 dakika."

Hoseok güldü.
"Sen bize özet geçersin adamım, ne var?"

"Az ye de öğretmen tut. Gidelim Jungkook." Jungkook ayağa kalktı. Gitmeden önce Jimin'e bakarak kollarını kendine sarılır gibi doladı, başını yana yatırıp gülümsedi. Bu Jimin ile sarılmak isteyip yapamadığı her zaman için yaptığı bir şeydi.

Jimin kocaman gülüp elini 'bay, bay' diyerek salladı.

-

Diğer tenefüste Jungkook omega tuvaletinde yüzünü yıkarken tuvaletin bu kadar kalabalık olmasına sinirlenmemeye çalışıyordu. Bir kaç adımda biri yanına yaklaştı Jungkook'un.

"Hey oppa! Nasılsın? Uzun zamandır görüşmedik."

Başını lavabodan kaldırdı, yüzünü görünce tanıdı omegayı. Arkasında duran diğer omegalara bir göz attı. İçlerinden biri insandı. Geçen gün ısırılan kız.
"Aa merhaba Hana. İyi sayılırım, sen?"

"Bende stabil. Geçen gün seni alfalarla gördüm de."

Hana da Kore kökenliydi. Her zaman baktığı samimi gözleri ve kahküllü kısa saçları vardı. Hiç kendini gizlemeyen dışa dönük kişiliği ile giyimi çok rahattı. Jungkook'un imrendiği bir omegaydı.
Jungkook başını salladı.
"Evet..."

"Acaba hangisini daha çekici buluyorsun?"

Jungkook şaşkınca baktı.
Arkasındaki kızlar fısıldaşıyordu. Sonra aklına dank etti; herkes onun gibi alfalara karşı nefret dolu değildi tabi. Onları çekici buluyor, onlarla anlaşıyor, onlara ilgi duyuyor, onların sevgisini kazanıyor, onlarla yaşayabiliyorlardı... Ve onlarla yaşama olayını kabullenebiliyorlardı.
Onun ise... sanki cinsiyeti bile yoktu. İç çekti.

Jungkook'a en yakın cinsiyetteydi omegalar, kokuları alfalarınki kadar kötü gelmiyordu ona. Bu yüzden onlarla çok iyi anlaşırdı ama bu fikre verecek dürüst bir cevabı yoktu.
"Şey..."

Yanındaki kız hızlıca telefonunun ekranını uzattı. "Bunu tanıyor musun?"

Ekranda Jae vardı.
"Evet." İçinden 'bu herif neden her yerden çıkıyor' diye geçirdi.

"Gizlice çektim bu fotoğrafı. Çok yakışıklı değil mi yaa? Ona bayılıyorum."

Jungkook sadece kıza baktı.

Hana da bir fotoğraf gösterdi.
"Bende bu fotoğraf da var. Bahçede çektim."

"Aaa bunu bana att." Diyerek zıpladı bir omega.

Hana Jungkook'a tekrar başka birini gösterdi.
"İsmi Aizen. O da seninle konuşmuştu. Çok soğuk biri ama fotoğrafını çekmeye değer." Bir fotoğraf daha çevirdi hâlâ Jungkook'a karşı tutarken. Sonra hızlıca geçti o fotoğrafı.

Altın Melez -tkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin