10- gel

176 19 32
                                        

Yazım yanlışı varsa söyleyin.
Lütfen.
Meşgulüm kontrol edemiyom doğru dürüst

-

Hafta sonuydu.

Jimin elindeki yarısı dolu market poşetini tutarken az önce sokakta karşılaştığı karşı sınıftan omega ile konuşuyordu.
"Lila şey dedi işte 'O kızla konuşuyorsan kesin onunla yatmışsındır' İşte neymiş, kızgınlığında kimi aradığını görmüş."

Omega sesli güldü.
"Ne yani, sana yavşak mı dedi?"

Jimin vücuduyla ve yüzüyle güldü.
"Hayıır. O kadar da değil, ahaha.
Gerçekten beni aradın mı?"

Omega etrafına bakındı ve sırıtırken gözlerini kıstı.
"Elim çarptı gerçekten. Şey anlarsın yaa..." Elindeki telefonu iki eliyle tutup hafifçe salladı. "...ellerim titriyordu. Ayrıca cidden arasaydım arama uzun sürerdi, hemen kapattım yani."

Jimin'in gözleri omega kızın hareketlerini izledi. Yutkundu. Gözleri sahneyi hayal ettiğini söyler şekilde bakıyordu.
"A... Anladım. Her neyse. Yanlış bir anlaşılma."

Lila gülmeyi kesti.
"Bu kadar takma kafana. Birini işaretleyebilirsin ve kızışma dönemlerinde yardım edersiniz birbirinize. Sonuçta biz İnsanlar gibi değiliz. Evlilik merasimlerini güçlü aileler yapıyor genelde. Hem omegaların sahipsiz dolaşması gerçekten riskli. Dinliyor musun?"

Jimin başını asfalta bakarken salladı.
"Evet evet biliyorum. Yine de hayatına birini dahil etmek o kadar kolay değil. Flörtte iyiyim sadece ama daha ilerisi bok yoluna gidiyor...
Bana söylediklerin küçükken okuduğum masal kitabı satırlarına benziyor."

"O halde bağlanma sorunların var. Sana iyi şanslar." Omega el salladı ve veda etti, ters yöne yürümeye başladı.

Jimin yavaş bir tempoda el salladı ve dalgınca yurt binasına doğru ilerledi.
Aniden çalan telefonla irkildi ve ekrana baktı. 'Doktor Tan.' Hızlıca açtı ve kulağına götürdü. "Selam, doktor." Sesi biraz tiz çıktı.

"Selam Jimin. Endişe etme sadece bir kaç soru sormak için aradım. Bilirsin, klasik kontrol."

"Anladım."
Hâlâ yurda doğru yürüyor aynı zamanda dinliyordu Jimin.

"Jungkook'da bir değişim gördün mü hiç? Herhangi."

"Hayır. Sadece dün feromon hassaslığı geçirdi sanırım, bir süre. Onu kalabalığın içinden çıkardım ama yurda dönerken ayaktaydı tuhaf bir şekilde. Tabi yurda dönünce yine uzun süre duşta kaldı ama... Bilmiyorum."

"Hmm. Tuhaf diyorsun sadece yani."

"Evet."

"Teşekkürler Jimin. Sonra görüşürüz."

"Görüşürüz... Doktor."
Telefonu kapattı ve yurt binasına girdi. Hızlıca odasını buldu ve girdiği gibi gözleri iki kişiye kaydı, Namjoon ve Hoseok koltukta oturmuş konuşuyorlardı. Masada aparatif bir kaç yiyecek gelişi güzel koyulmuş bir kaç tanesi açılmış didiklenmiş ve dağınık bir görüntü oluşturmuştu. Yerlerde bazı kıyafetler vardı. Kirli bir çorap neredeyse bir cips paketinin içine giriyordu.

Hoseok'a bakarken mutfağa girdi Jimin. "Ne zaman geldin lan?"

"Az önce kaçtım benim odadan. Han denen herif uyumuyordu. Uyusaydı daha çekilir olabilirdi oda." Gözleri tekrar telefonuna döndü.

Jimin poşeti mutfağa koyduktan sonra ikisinin yanına gitmek için ortak odaya girdi, kapının oraya açıldığı koltuklar ve masa dizili hep dağınık olan o oda.

Altın Melez -tkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin