Hastanenin ona has olan o mayhoş ve endişe verici kokusu.
Bembeyaz duvarlar ve düzenli, ahşap bir masa. Üzerinde ödül plaketleri ve sponsor bardakları dizili.
Hafif açık bir pencereden vuran temiz hava. Pencereden görünen bulutsuz masmavi gökyüzü.
Duvarda asılı, kocaman Alfa Doktor Sante'nin bir fotoğrafı.
Bir duvara dizili içi dışı kağıt, kitap, dosya, defter dolu bir kaç ahşap dolap.
Evet burası Mooncenter'in en büyük hastanesi olan AlphaMed Hastanesi'nin müdürünün odası.
"Müdür Bey, bakın. Beni anlamıyorsunuz, buna çok ihtiyacımız var."
Müdür bıkkınlığını saklamaya bile tenezzül etmeden seslice iç çekti.
"Beni anlamayan sensin Doktor Tan. feromon bakanlığı melez bilimi için labaratuvar izni asla vermez."
Masanın üzerindeki kalemliğin üzerinde kırmızı bir kurt logosu olan bir işaret var, üzerinde Feromon Seçiciliği Vakfı yazıyor.
Bu vakıf kurtadamların feromon uyumluluğunun gerekliliğini savunuyor. Her doktorun bu vakfı destekleyip her ay katkıda bulunması ve toplantılarına katılması zorunludur. Okullar arada ordan birini çağırıp özel ders verdirirler öğrencilere. Her ay sokaklarda farkındalık adına panayırları kurulur. Her yerde afişleri asılıdır.
Bu tamamen kurtadamların vampirler ile birliktelik yaşamamaları ve melezlerin doğmalarını engellemek için kurulmuş.
Böyle bir logonun karşısında Bay Tan için hakkını savunmaya çalışmak gerçekten zor.
"Sadece sizin labaratuvarınızı bir kaç kere kullanmama izin verin. Dilekçe yazmayın, onay istemeyin. Lütfen."
Adamın kaşları havalandı.
"Yani sen diyorsun ki... İzinsiz sokayım seni oraya... Kurallara karşı gelmesini söylediğin kişiye bakmak ister misin?"
"Müdürüm... Kimse anlamayacak. Sadece oraya başka bir şey için girdiğimi yazın."
"Sen... Melez doktorusun! Başka bir şey için giremezsin oraya.
Bir bakanlığın kulağına giderse... İşimden bile olabilirim. Anlıyor musun?"
"Ama müdürüm-"
"Bu hafta Seçicilik vakfına gittin mi?"
Doktor Tan çaresizce başını masaya dayadı. "Siz gerçekten... Sadece küçük bir deney yapacağım." Doktor işaret parmağını kaldırıp müdürün yüzüne tuttu. "Bir kerecik..."
Müdür doktorun işaret parmağını avucunun içine alıp sıktı.
"O melezden son iki ayın ücretini almadığını biliyorum."
Doktor yutkunmak istedi ama yapamadı. Hazırlıksız yakalandı.
"Yoksa tüm bunlar onun için mi? Bir çocuğa ilgi mi duyuyorsun Doktor Tan?"
Doktorun yüzü buz kesildi.
"Hayır! Benim hakkımda ağzınıza aldıklarınıza dikkat edin!"
"Öyle mi? Peki ya neden yıllardır yalnızsın? Tüm kızgınlıklarını evde yalnız başına mi geçiriyorsun?"
"Haah...?" Doktor seslice nefes verdi. Elini hızla çekti. "Bu ne cüret! Bu kadar dedikodu dinlemeniz gerçekten..." Konuşmak için tüm enerjisi emilmişti doktorun. Sustu ve yuvarlak, yarım çerçeveli siyah gözlüklerini düzeltti.
"Peki... Konuşma burada bitsin."
Hızlıca cevap beklemeden sert adımlarla odadan çıktı doktor. Kapının tam önünde durdu ve soluklanırken bomboş koridoru izledi. Elini yüzüne çıkarıp gözlüklerinin altından gözlerini sıvazladı. Bu kadar berbat bir muamele gördükten sonra artık bundan epeyce sıkılmaya başlamıştı.
Burada doktorlara hastaları kimse ona göre değer verilirdi.
Başını iki yana sallayıp ikiye ayrılmış kahküllerini arkaya doğru tek eliyle taradı ve başına koyu kırmızı bir beyzbol şapkası geçirdi, üzerinde FS vakfının arması vardı, bunu herkes takardı bu yüzden bu şapkayı seçmişti. Müdürün kapısının önünde kameralar yoktu, yavaşça yürümeye başladı. Bir doktorun yanından geçtiği anda ona baktı. Sanki zaman yavaşladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Altın Melez -tk
FanfictionJungkook tarih dersinde hep en düşük notları almakla başı dertte olan bir melezdi, taki arkadaşı tarih dersi çalıştırmak için ona birini bulana kadar. İşte o zaman tek derdinin tarih dersi olmasını istedi. -Omegaverse
