sizi text bir bolumle birakacagimi mi sanmistiniz😼😼
bolum yazdigim en uzun nw bolumu oldu
en son dangerda bu uzunlukta bolumler yaziuordum dangera yazmaya yazmaya ozlemisim saka mi
bir kere daha kontrol edersem her seyi silecegim bu yuzden kontrol etmedigim bu bolume ugurluyorum sizi hadi iyi okumalar asklarum🤕🤕
+
Yirmi saatlik kış uykumdan yeni uyandığım için başımı yastığa koysam da tekrar uykuya dalamazken oflayarak yatağımda doğruldum ve oturur poziyona geçtikten sonra yüzümü sertçe ovaladım ellerimle. Hep uyusam ne güzel olurdu halbuki. Dün akşam Jungkook'un saat kaça kadar bahsettiği kişiyle dışarıda kaldığı, kaliteli zaman geçirip geçirmedikleri, ne zamandır görüştüklerine ya da belki de ilk görüşmeleri olması hakkında, bir de Jungkook'un görüşme boyunca beni aklından çıkarıp çıkaramadığı hakkındaki düşüncelerimi susturabilmiştim ne güzel. Gerçekten kafasını dağıtacak kadar iyi zaman geçirmiş miydi acaba?
Bir süredir boşluğu izlediğimi fark ettiğimde yine kafamı dolduran düşünceler canımı mümkün olabilirmiş gibi daha da sıkarken kısa bir nefes aldım. İğrenç bir histi. Jungkook'la kavgalı olmak ve ikimizin de doğru düzgün bir nedeni olmaması, ya da varsa bile bunu birbirimize söyleyemememiz iğrenç bir histi işte.
Kendimi arkaya bırakıp kafamı tekrardan yastığımla buluşturduktan sonra tavanı izlemeye başladığımda aklıma Jungkook'un kaşı geldi. Benden sonra tekrardan ilgilenmiş miydi acaba yarasıyla? Dün etraf hem karanlıktı hem de kaşını kapatan ıslak saçları onu görmemi engellemişti. Dünü hatırlayınca kısa bir nefes verdim.
Saçmalığın daniskasıydı bu tamamen. Onun dışında hiçbir şey düşünemiyor olmam ve düşüncelerimin beni bunaltmaya başlaması çok itici bir histi. Şu Jungkook'la acil barışmam gerekiyordu ama ne onun bana Sanwo olayını anlatmaya niyeti vardı, ne de benim parti gecesi hakkında ne korkunç düşünceler içinde bulunup bunları teorilerle çürütmeye çalıştığımı anlatmaya.
Bu düşünceler içerisinde boğuşur ve bembeyaz tavanımın ne kadar beyaz olduğuyla alakalı kendi kendime söylenirken karnımın guruldaması pek beklenmedik bir şey olmasa gerekti. Yaklaşık yirmi saattir uyuyordum yani yaklaşık yirmi dört saattir mideme bir şey girmiyordu. Ciddi anlamda bir şeyler yeme isteğim olmasa da karnım tekrar guruldayınca göz devirip vücudumu yere doğru ittirerek tek ayağımın üzerinde yataktan düştüm. Sonra hafiften doğrulup derin bir nefes vererek ileriye doğru yürüdüğümde pijamamın bacağının yukarıya toplandığını fark ettim. Yerimde durup diğer ayağımla toplanan kısmı aşağı indirmeye çalıştım, eğilemezdim şimdi sırf bunun için, ayağımla düzeltecektim tabi. Başarılı olamayınca sinir bozukluğuyla oflayıp mutfağın yolunu tuttuğumda midemdeki rahatsız edici baskıyı hissettim. Ağzıma tek lokma dahi atasım yoktu. Bu nedenle mutfağa indiğim gibi tezgahta bulunan sakız kutusundan iki sakız çıkarıp ağzıma attım.
Jungkook acılı sakızlardan severdi mesela, böyle ağız yakanlardan. Ben onlardan nefret ederdim, sakızın tadı tatlı olunca çıkıyordu fikrimce. Bu yüzden ağzıma dolan tadın memnuniyetiyle çilekli sakızımı çiğnemeye devam ettim. Bu sırada tezgahın üzerinde yarım paketimi, tamamı dolmuş kül tablamı ve çakmağımı bulmak hayatı biraz daha çekilebilir hale getirmişti sanki. Tezgahtaki zıkkımdan bir dal çekip çakmağımı da elime aldım. Ne yapacağımı bilememek ve hiçbir şey yapmak istememek beni çok rahatsız ediyordu. Kısa bir nefes aldım ve gerisin geri döndüm. Geldiğim yolu geri yürümeye karar verip odama doğru adımlıyordum ki önünden geçtiğim dış kapının zili çaldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
no way!
FanfictionEvinde verdiği partide kör kütük sarhoşken kör kütük sarhoş biriyle sevişen Kim Taehyung, bu kişinin en yakın arkadaşı Jeon Jungkook olduğunu bilmiyordu. for @methesa düz yazı&text. slow burn ftl. taekook ağırlıklı bangtan.
