kizlar ben bir sey yaptim.
okuyun.
(bir de bolumu yanlislikla yedi bucuk (7,5) bin kelime yaptik ya yazmaya yazmaya dangera donuyor bu fik ELIMDEN ALIN SUNU
(namjoon ve taehyung askerden dondu namjoon askerdeki anilarini (gercekten) aglayarak gunlugune yazmis SAKA YAPANLAR UTANIR MI
sanmam.
😭😭😭😭😭😭😭😭😭
WWSUEGD3D9WUDG9U3GGG97WG0A
OGLUSLARIMYA😭😭😭😭
+
Hayatın acı tadı büyümenin özüydü aslında. Köklerindeki zehre ulaşmak, hayata veda etmekti. Büyümek eyleminin damarlarına yayılıyor ve ileriye doğru pompalanıyorduk. Büyümenin zehri insanların kendisiydi ama asıl zehir köklerdeki ölüm zannedildi.
Uzun zamandır aynanın karşısında kendime uzun uzadıya bakmamış olmamdı zehir. Çene hattımın keskinliği, ensemdeki uzun saçlarım, yüz hatlarımın yerlerine oturmuş görünümü ve bedenimdeki ahenk. Ben büyümüştüm sanırsam ve buna engel olabilecek bir Tanrı'nın kulu yoktu etrafımda.
Çevresini koyu renklerle hafiften dumanladığım gözlerime baktım doğrudan. İçinde bana söyleyecek birçok şeyi olan bir insanı gördüm, kendimi. Konuşmadım ama, dudaklarım yalnızca onları ıslatmak için aradan kaydırdığım dilim nedeniyle aralandı. Ben büyümüştüm sanırsam ve bunu yalnızca, Jeon Jungkook'la aramıza düşen buz sarkıtlarının sesleri sayesinde fark edebilmiştim.
Onsuz bir hayat düşünemeyeceğimi hissettiğimde, bir kapağı düşük, diğer kapağı düzgün bir uyum içinde katlanmış gözlerimden çektim bakışlarımı. Kısa bir nefes aldığımda ve her iki elimle tuttuğum, koleksiyonum arasından seçtiğim saatlerime baktığımda başımı iki yana salladım.
Delilikti bu. Kendi kendime düşünmeye devam ederken burnumdan sert bir nefes verdim. Onunla eskisi gibi olmayı her şeyden çok istememe ve bu öneriyi ileri sürdüğünde severek kabul etmeme rağmen bir şeylerin yerine oturmadığı hissi bir delilikti. O konuşmanın hemen ardından Hyera'nın kim olduğuna ve Jungkook'a olan muhtemel yakınlığına kendi gözlerimle şahit olmak bir delilikti.
Çünkü o konuşmadan sonraki anların hiçbiri bana kendimi eskisi gibi hissettirmemişti. Blöftü bu tamamen. Benim Jeon Jungkook'la eskisi gibi olamayacağımı fark etmemdi işte delilik.
Şimdiyse çok önemli bir meseleymiş gibi elimdeki iki kol saatinden bir tanesini kombinime uydurmaya çalışmamdı mesele. Gözlerimi devirdim kendi kendime ve aynaya baktım tekrardan. Siyah transparan bir tülden oluşan, biraz daha zorlasa belimi açıkta bırakacak kısalıktaki üstüm ve siyah deri pantolonuma yakışacak olan altın rengi işlemeleri olan koyu renk kol saatim mi olurdu yoksa aynı işlemelere sahip açık renk saatim mi bilemediğimden bunalmış bir nefes verdim elbette. İkisinden birini seçememek bir anda bana fazla geldiğinden beni aşağıda bekleyen Namjoon'a danışma kararı aldım elbette.
Göz pınarlarıma dokundurduğum parlatıcının yüzük parmağımın ucundaki izini parmaklarımı birbirlerine sürterek geçirmeye çalıştığım sırada odamın kapısını açtım ve aşağı doğru seslendim. Her şeyim hazırdı, kulaklarımdaki altın rengi küçük piercinglere, yüzüklerime ve tokası işlemeli kemerime kadar hem de. Komodinin üzerindeki cüzdanımı ve telefonumu alıp ceplerime yerleştirdikten sonra her iki elime de aldığım kol saatlerimle merdivenlere doğru adımladım ve Namjoon'a seslendim. "Namjoon ya" dediğim sırada elimdeki saatlere bakıyordum. "Yardımın lazım!" diye seslendiğim sırada merdivenleri inmiş, oturma odasına ilerlemek üzere adımlıyordum ki başımı kaldırmamla oturma odasının açık kapısının pervazına yaslanan Jungkook'u görmemle olduğum yerde kaldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
no way!
FanfictionEvinde verdiği partide kör kütük sarhoşken kör kütük sarhoş biriyle sevişen Kim Taehyung, bu kişinin en yakın arkadaşı Jeon Jungkook olduğunu bilmiyordu. for @methesa düz yazı&text. slow burn ftl. taekook ağırlıklı bangtan.
