yirmi altı

1.5K 184 121
                                        



GELDIM

KIZLAR BEN YENI BOLUM ATANA KADAR  YENI ALBUMUN ADI ACIKLANDI ARIRANG GELIYOR HAZIR MUYIZ BEN HIC DWGILIM KUSUCAM GALIBA

bir de henuz spotide albumun on kaydini yapmadiysaniz bu bolumu okuyamıyormussunuz😔🙏

kosun kayıt yapın KIZLAR LUTFN🙁🙁🫂🫂🎀💕

bir de yni yorum yaparsanız gercekten mutlu olurum bu zavalli yazariniza bir sadaka niyetine gecer gercekten💔💔💔💔

cok az yorum yapıyorsunuz yani😔😔

OPUYORUM SIZI SIMDI KOSUN OKUYUN (yorum da yapın oy da atin😔🙏🧍


+




Sanki az sonra kapıyı çalacak olanlar çocukluktan beri tanıdığım insanlar değilmiş gibi altıncı kez aynaya bakıp enseme yayılan bir hayli uzun saçlarımı tekrardan düzeltirken üstümdeki beyaz boğazlı body ve düşük bel koyu mavi kot pantolona tekrar bir bakış attım şöyle. "Tamam hayatım, en güzeli sensin" diye içeriden bana seslenen annemin sesi bir anlığına beni irkilttiğinde kısa bir nefes verdim. "Bana mı diyorsun, dünya güzeli?" diyerek içeri doğru adımlarken annem buzdolabının kapağındaki düğmeye basmış, akan soğuk suyla sürahiye su dolduruyordu. "Git şuradan" dediği sırada onu gıdıklamaya çalışmama sinirleniyordu yapaycıktan. "Koskoca kadınım ben, deliye bak."

"Koskoca kadının koskoca oğluyum ben de" diyerek cevap verdiğimde benden daha kısa kalan annemin şekillendirdiği yumuşacık saçlarına bir öpücük kondurmuştum. Annemleri çok sık göremiyordum, bu sebeple arada bana haber vererek böyle ziyaretler yapmaları hoşuma gidiyordu. "Dana gibi oldun" dedikten sonra beni kovuşturmaya çalıştı başından, "Beni bebekleyip durma" diyerek cümlesini bitirdiğinde elimde olmadan sesli gülmeye başladım. "Neye gülüyorsunuz bensiz?" diye sorarak mutfağa giren babamın okuma gözlüklerini çıkarıp gömleğinin cebine koyduğu anı seyrederek konuştum. "Anneme gülüyoruz" dediğimde "Gülüyorsun yani" diyerek özneyi düzelten annemin lafını "E o zaman ben de güleyim" diyerek tamamlayan babam bir başkaydı gerçekten.

"Geliyor değil mi bizimkiler?" diye sorup babamın kahkahasını yarıda kesmeye çalışan anneme bakıp gülümseyerek başımı salladım. "Bayan Shin'in yemeklerini kaçıramazlardı herhalde" diye onu kast ederek konuştuğumda "Jungkook geliyor mu, Jungkook?" diye lafını tekrarlayarak aramıza giren bu sefer babam olduğunda içten bir duraksasam da onlara çok belli etmemeye çalışarak başımı salladım. "Geliyor" dediğimde babam, "Oturup benimle Go oynayabilen tek adam" diye anneme övünüp bana bir türlü Go kültürünü geçiremediğine yakınırken mutfak tezgahına yaslamıştım kalçamı.

Jeon Jungkook'un bahsinin bile resmi olarak karnımı gıdıklandırdığı evreye geçmiştik ama ortada bir gariplik vardı.

Kesik bir nefes verip göğsümde bağladığım kollarımı gevşetirken ellerimden biriyle yüzümü ovdum hafiften. Jungkook'a sabaha kadar seks yaptığımız geceden bahsetmiş olduğum ihtimali aklıma uğrayıp duruyor ama anında geri gidiyordu. Birkaç gece evvelki hallerimi gayet net hatırlıyordum. Söylememiştim.

Bunun yerine ondan cinsel olarak etkilendiğimi belirtecek hareketler sergilemiştim gerçi. Sanırım bunun farkında olmak da Jungkook'a bir hayli yetiyordu.

Göğsümü derin bir nefesle doldururken aklıma iki gün önceki deliliği uğruyordu. Öğretmenler odasında, hangi öğretmenin olduğunu bile bilmediğim o masaya beni yaslayıp şaşkınlığımı yaşamama dahi izin vermeden aklımı başımdan alarak beni allak bullak hâle getiren Jeon Jungkook'un bana, ona beslediğim hisleri beslediği bir gerçekti artık. Hiç kimse arkadaşının bedenini kıstırarak üzerine eğildiği noktada boynunda soluklanmaz veyahut dudakları dudaklarını teğet geçerken karşıdakinin tepkisini ölçmezdi.

no way! Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin