KIZLAR NASILSINIZ
sizi text bölümle bırakmazdım herhalde o yüzden yedi buçuk bin falan yazdım oku oku bitmeyecek nasılım👸👸😼😼
direkt bölüme geçelim derim ama şöyle bir durum var mlsf:
tw/panik atak🤕
iyi okumalar🫶
+
jungkook'un ağzından
Aklımın bir köşesinde, geçen gün yalnız başıma uğradığım aynı barın başka bir taburesinde kolunun altındaki gitarı tıngırdatan aynı amcanın sesi; bir başka köşesinde, cebimdeki paketin artık hoşuma gitmeyen tadındaki pahalı dalları, tabi kirli sesiyle şarkı söyleyen amcanın ağzının kenarındakiler de bu markadan olmadığındandı, o gitarının telleriyle bütünleşirken ben önümdeki bardakla bütünleşirim, onun da dudağının kenarında o ucuz sigaralardan olduğundan olmalıydı.
Ah, diye düşündüm. Hep bu ucuz dallar.
Nazal bir mırıltı, o şarkı aklımdayken mırıldanmam gerekiyordu sanki. Birinin başı baş ve işaret parmağım arasında, diğerininki işaret ve orta parmağım arasında iki gazoz şişesiyle önünde durduğum kapının kulbundaydı gözlerim. Burada ne yapıyordum? Hiç çabasız gelişmişti her şey. Sanki bardaklar devirdiğimde artık sesini bir melodi olarak duyduğum amcanın şarkısını dinlerken aklıma düşenler gibi. Ona en yakın yerde oturmak burnuma o ucuz sigaraların kokusunu getirdiğinde aklıma düşenlerin çoğuldan tekile inişi gibiydi her şey. Her düşüncemin tek bir noktada toplanması gibiydi. Kapıyı çalmadım o yüzden ama çok beklemedim de çünkü kapıyı açtı o bana.
Sanki orada olduğumu biliyormuş gibi, beni bekleyen bakışlarını gözlerime çıkardı. Kenara çekildi sonra ve içeri girmeme müsaade etti. Bu sırada ensesinden neredeyse omzuna yayılacak kadar uzamış saçlarını karıştırdı eliyle. Başını hafiften sağına doğru devirip kıtlattı ve konuşmak istediği ama ne söyleyeceğini bilemediği her zaman olduğu gibi dudaklarını hızla ıslatıp araladı onları. Ağzından hiçbir laf çıkmayınca burnumdan sert bir nefes vermeden edemedim. Duraksadığını hissettim ardımdan. Bense onun, bir duvarı kaydırılabilen camlardan oluşup giriş bahçesine açılan mutfağına ilerliyordum çoktan. "Neden gazoz getirdin?" diye sorduğunda ben çoktan onun meyveli gazozunun kapağını arabamın anahtarıyla açmış, diğerine geçiyordum. Sesinin yumuşaklığı ve çekingenliğine nasıl tepki vermem gerektiğini bilemiyordum. Bir süre kulağımda yankılanan bal sesinin tadını çıkardım sadece.
"Dolabındakiler bitmesin" dedim sadece. "Dolabı tekrar doldurmaya eriniyorsun sonra."
Varlığı, mutfağa adım attığı an etrafımı sarıyormuş gibi ürperdim bu sırada. Kısa bir nefes verdim ona bakmadan. Kırık beyaz tezgahına kalçamı yaslarken bir elimle ardımdan destek alıyor, diğer elimle kendi şişemi tutuyordum. Henüz bir yudum almadan konuştum. "Neden haber vermeden gittin?" diye sorduğumda başımı da kaldırmıştım. Bakışlarımı artık ondan kaçırmam mümkün değilmiş gibi ona baktığım zaman ürperdi yine içim. Ensesine yayılan o uzun saçlarının omuzlarına nasıl döküldüğünü benim gözümden göremediği için üzüldüm kısa bir süre. O bana bakarken onun dışında hiçbir şey düşünememem korkutucu bir hâl almaya başlamıştı. Neyse ki konuştu Taehyung. Bal gibi sesiyle "Kendimi iyi hissetmiyordum" dedi kısaca ve ben bu kısa cümlesiyle kendini ifade edemeyeceğini anladığımdan ruhunun her bir zerresine Rea'dan kıskandığı buselerimi kondurmak istedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
no way!
FanfictionEvinde verdiği partide kör kütük sarhoşken kör kütük sarhoş biriyle sevişen Kim Taehyung, bu kişinin en yakın arkadaşı Jeon Jungkook olduğunu bilmiyordu. for @methesa düz yazı&text. slow burn ftl. taekook ağırlıklı bangtan.
