16

41 4 14
                                        


"Sende mi kalırım? Rahatsızlık vermeyeyim." 

Hyunjin, Felix'den böyle bir teklif beklemiyordu. Beklenmedik bu teklif onun gerilmesine sebep oldu ve midesinde rahatsız edici bir sıkışmaya dönüştü.

"Yok oğlum saçmalama ne rahatsızlığı. Benimkiler evde değil zaten. Takılırız kendi halimizde."

"Gerçekten mi?"

Felix, Hyunjim'in masumca bakışları ve inanmayan tonuyla sorduğu soruya gülümsemişti. "Gerçekten tabii. Ne olacak?"

"Bu senin için sorun değil de Hyunjin'in sağlığı için riskli bir durum. Malum pisliğin içinde yaşıyorsun da." Jisung'un imaları yüzünden Felix onun kafasına vurmuştu. Jisung acı dolu sesiyle inleyerek geri çekilince Changbin ona kollarını açıp kanatları altına almıştı. Refleks olarak çocuğun başını okşamaya başladı, alışmıştı artık. "Sanki yalan söylüyor he! Pisliksin oğlum!"

"Sanki kaç kere geldiniz de!"

"Davet mi ediyorsun göt!"

"Napacaksınız benim evde kardeşim daracık ev zaten, buluşuyoruz ya işte!"

Hyunjin ne kadar pis olabilir ki diye düşündü. Arkadaşlarının abartmasıdır diye boşverdi. Çocuklar hâlâ Felix ile dalga geçiyordu.  Hyunjin çantasını zorla sırtına taktıktan sonra tekrar çocuklara baktığında Felix'in elinin Jeongin'in kafasını avuçladığını gördü. Bıraktığında elinde tutam tutam saçlar vardı. Çocuklara arkasını dönüp ilerlemeye başladı. 

"Yürü Hyunjin. Malikaneme gidiyoruz."

"Malikemmiş, götüm." Felix hemen arkasına dönüp Changbin'in götüne tekme attıktan sonra  arkasına döndü ve Hyunjin'in bileğinden tutup hızlı adımlarla ilerlemeye başladı. Hyunjin'in kalp atışlarını ne kadar hızlandırdığını bilmiyordu, onda bıraktığı etkiden habersizdi. 

Birlikte yürürlerken Felix elindeki telefondan otobüs duraklarına bakıyordu. Hâlâ hızlı yürüdüğünün farkında değildi. Hyunjin'in arkasından sürüklenir gibi gelmeye başladığını fark ettiğinde adımlarını yavaşlattı. Onunla denk adımlar atana kadar bakışlarını telefonunun ekranından kaldırmadı. 

"Otobüsle gideceğiz."

"Güzel."

Aralarında tuhaf bir sessizlik oluştuğunda ikisi de ne demeleri gerektiğini düşünmeye başladı. Felix uzanıp çocuğun çantasını almaya çalıştığında Hyunjin de bir adım geri çekildi.

"Ver ben taşıyayım."

"Gerek yok ben taşırım, teşekkür ederim."

"Ver işte." Felix tekrar öne uzandığında bu kez çantayı alabildi. Kendi çantası sağ omzuna takılıyken diğer çantayı da sol omzuna taktı. Tekrar yürümeye başladı ve yine hızlı gittiğini fark ettiğinde ıslık çalarak geri geriye yürüdü ve denk adımlara ulaştığında yavaş adımlarla ilerledi. 

Binaya girdiklerinde ve dairenin kapısına geldiklerinde Felix durdu ve hemen arkasındaki Hyunjin de sevgilisinin ailesiyle tanışmaya gelmiş biri gibi gergince duruyordu. Felix anahtarını çıkarmak için ceplerini kontrol etti ama bulamayınca omzundaki çantayı önüne sarkıttı. Karıştırmaya devam etse de bulamamıştı. Hyunjin hâlâ gergince bekliyordu. "Ben çantamı alayım istersen...?"  Felix gerginlikten çok hırs yapmıştı ve daha sert hareketlerle çantasını karıştırmaya başlamıştı. "Yok, bekle."  Yüzünden çantasına sinirlendiği belli oluyordu."Bir saniye." Hyunjin hâlâ bekliyordu. Felix pantolon ceplerini tekrar kontrol ettikten ve emin olduktan sonra elini tekrar çantasına attı. Önüne doğru çekiştirdiği çantasının içini kurcalarken eli sonunda metale değdiğinde zaferle sırıttı ve anahtarı çantasından çıkardı. Sırıtmaya devam ederek bu kez anahtarı deliğe sokmakla uğraştı. Sol omzundaki çanta aşağı kayıp duruyordu. "Ben..ala-" "Hşşt! Hallediyorum."  Hışımla çantaları arkasına attı. Bu kez anahtarı bulmaktan daha kolay olmuştu. Kilit açıldığında kapıyı sonuna kadar ittirdi ve eliyle Hyunjin'e "buyrun" işareti yaptı ve ayakkabılarını çıkardı. Onu izleyen Hyunjin de ayakkabılarını çıkardı ve yavaş adımlarla içeri girdi. Peşinden Felix de eşikten geçip ayakkabıları içeri alıp kapıyı kapattı ve kilitledi. "Çalmasınlar şimdi."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 04, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Anonim ||  HyunlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin