Taehyung gerçekten bomboş hissediyordu. Karanlığın içinde geçirdiği günlerde bütün hayatı tekrar eden bir film gibiydi. Uyanmıştı, bambaşka biri olarak. Jeongguk yokken geçirdiği değişimden farklıydı. O yedi yıllık zaman diliminde büyümüştü şimdi ise büyümeyecek ve sonsuza kadar garip bir yaşam sürecekti. Bunu sindirmek için zamana ihtiyacı vardı. Jeongguk'u affetmek için zamana ihtiyacı vardı. Öyle düşünüyordu. Hayatını kurtarmıştı ama beklediği basit hisler yerine kocaman bir boşluk içini doldurdu.
"Ne düşünüyorsun?" Jeongguk mırıldanarak tekli koltukta oturan esmerin tepesine dikilmişti. Kendine has olan kokusu yakından daha çok hissedildiği için gözlerini kapatıp birkaç saniye durmuştu öylece.
"Bilmiyorum. Her şey çok karışık. Kendimi böyle kabul edebilir miyim? Seni affedebilir miyim? Artık nasıl yaşayacağım? Ne yapmam gerekiyor? Sadece bilmiyorum işte." Taehyung hızlı hızlı sıraladı aklındakileri. Jeongguk ise onun omzuna elini koyduğunda hafifçe okşadı.
"Bir süre kendine zaman tanı. İstersen gidebilirim. Sessizliğe ihtiyacın varsa küçük vampiri yanıma alabilirim. Sadece kovman gerekiyorsa kov beni."
"Hayır... bunu tek başıma atlatamam. Bu farklı, basit gibi gözüküyordu ama değil. Uyumuyorum, yemiyorum ve kendim gibi hissedemiyorum."
"Sen aynı Taehyung'sun, sen aynı güzelliktesin ve aynı bedende aynı ruhu taşıyorsun. Sadece eskisinden daha güçlüsün, daha çevik ve daha hassas duyulara sahipsin. Kim bilir belki bizim gibi özel bir gücün vardır keşfedilmeyi bekleyen. Düşünerek kendini hırpalıyorsun."
"İçimde bir boşluk hissi var, geçmiyor Jeongguk."
"Dışarıya çıkmak ister misin? Belki biraz hava almak iyi hissettirir, hmm?"
"Bilmiyorum birilerinin benim saçmalıklarım yüzünden başını belaya sokmak korkutucu geliyor."
"Kimsenin başını belaya sokmayacaksın. Sen sadece kendi başını belaya sokuyorsun. Buna programlanmış gibisin." Jeongguk kıkırdadı ve kenarda duran bir şişe viskiyi alarak Taehyung'un karşısındaki koltuğa oturdu.
"Canın çok yandı mı?" Bardağa içkisini dökerken gözlerine bakmamıştı Jeongguk.
"Sürekli yaralandığım zamanlar oluyordu. Bu kadar acımamıştı ve ölüyormuş gibi hissettirmemişti."
"O bıçağı karnından çektiğin an kendini öldürmeye çalıştığını düşündüm. Çünkü o kanamayı durduramayacaktık ve sen vampirlerin arasındaydın."
"Vampirlerden korkmadım Jeongguk. Ölmek umrumda değildi. Sadece tekrar kaybetmek istemedim."
"Eğer ölseydin tekrar kaybedecektin." bardağından aldığı yudumun ardından eliyle ağzını silerken mırıldandı Taehyung'un dediğine karşı sonra kırmızı gözlerini kaçırdı.
"Ölmeme izin vermezdin."
"Canını bu kadar yakmana değmezdi. Yine, benim yüzümden neredeyse ölüyordun."
"Yine senin sayende tekrar hayattayım. Sana olan aşkım yüzünden burnum boktan çıkmıyor ama senden vazgeçemeyecek kadar seninle doluyum. Seni hayatımdan çıkaramıyorum çünkü çıkardığım an, tıpkı şu an hissettiğim gibi bir boşluk hissederdim." Taehyung uzanıp şişeyi aldığında Jeongguk lafa girdi.
"Artık sarhoş olmayacaksın."
"Hay sikeyim." genzinden çoktan geçen alkolün acılığı bile onu etkilemezken sarhoş olamayacağını söylemesi sinirlerini bozmuştu. Birkaç yudum daha alarak şişeyi sinirle geri bıraktı. Bu hareketine vampirin kahkahası eşlik ettiğinde gözlerini devirdi Taehyung.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beauty in death - taekook
FanfictionBazen ölümde güzellik vardır. ‧ : ❉ : ‧ . Yaş farkı! Vampir Jeongguk! Text, düz yazı! Sope, Nammin,
