Taehyung arabaya aceleyle bindiğinde telefonu kulağına ve omzunun arasına sıkıştırıp aramasının cevaplanmasını beklerken kontağı çevirip çalıştırdı. Yan tarafından gelen kapı çarpma sesiyle gözlerini devirirken sonunda cevaplanan telefonla derin bir nefes aldı.
"Izzy acil gelmeniz gerek. Benim ufaklığı kaçırdılar. Evet, Jeongguk yüzünden. Evet Izzy. Sen, Alex ve diğerlerinin yardımına ihtiyacım var. Lucian ile konuşacağım. Sanırım tarih tekerrür etmeyi seviyor. Tamam orada buluşuruz."
Arabayı hızla sürerken telefonu aceleyle eline almış ve tekrar bir numarayı tuşlamıştı.
"Nereye gidiyoruz?"
"Kapa çeneni."
"Hey Hudge, yardımın gerek. Yeri'i kaçırıldı. İzini sürmeniz gerekiyor. Evet, benim üzerimde kokusu var. Izzy ile konuştum, saçmalama tabii ki Asmodeus'un yanına gidiyoruz. En güvenli yer orası! Hudge kes şunu, Jeongguk yanımda ve ona kimse dokunmayacak." telefonu tekrar kapattığında Jeongguk'un keskin duyularıyla hattın diğer ucundan onun için söylenilenleri duyduğunu biliyordu.
"Rahatla Jeongguk. Seni kimse öldüremez, benim dışımda."
"Huh! Aman ne ferahladım ve rahatladım." kıkırtısı arabanın sessizleşmesine sebep olduğunda Taehyung kısa sürede vardığı o garip evin önünde ani frenle arabayı durdurmuştu. Üzerindeki anahtarı bile önemsemeden hızla inmiş ve büyücünün evine, Asmodeus'un yanına gelmişti.
"Bu ne güzel sürpriz fıstık! Yanında bir kaçakla üstelik..."
"Yardımın gerekiyor. Diğerleri birazdan burada olurlar."
"O pire torbalarını evimde görmekten hoşlanmıyorum."
"Bende senin gibi bir yaratıkla aynı ortamda bulunmayı sevmiyorum." Hudge aniden belirdiğinde Taehyung gözlerini devirmiş ve büyük, eski ahşap kapıdan içeriye çoktan girmişti.
"Jeongguk?" Hoseok gördüğü bedenle şaşırmıştı. Onun geleceğini tahmin etmemişti, özellikle Taehyung'un onu getireceğini.
Jungkook elini kaldırıp arkadaşına selam vereceği sırada Taehyung ağzını açmasına müsaade etmedi, "Şaşırmanın ve selamlaşmanın sırası değil. Daha önemli bir meselemiz var." ceketinin cebinden çıkardığı kutuyu Asmodeus'un tahta, yuvarlak masasına fırlattı. Saniyeler sonra parlak makyajlı büyücü, kalın sesiyle birkaç büyü mırıldandığında kutu çoktan masanın üzerinden uçarak avuçları arasına ulaşmıştı.
"Bu kutuyu cehennemde bile bulamazsın! Nereden buldun?"
"Cehennemin dibinde olan birkaç arkadaşım yardımcı oldu." Taehyung telefonuna bilmediği numaradan gelen başka mesaj olup olmadığını kontrol ederken büyük koltuğa oturarak ayaklarını tahta masaya uzattı.
"Ne istiyorsun?"
"Çocuğu kurtarmama yardım et."
Kimse sesini çıkarmadan ikisini dinliyordu. Hoseok kutunun ne olduğunu çözmeye çalışırken Jungkook çoktan anlamıştı ve kırgın bir şekilde kıvrılmıştı dudakları. Emanetine bunca sene sahip çıktığı halde vampir bir çocuk için onu böyle kolayca harcamasına bir anlam verememişti lakin Taehyung'un ne kadar kurnaz ve avcı biri haline geldiğini gerçekten görmediği ya da bilmediği için kafasının karışıklığı ona bir anlam kazandırmamıştı.
"Birileri çoktan onu kurtarmak için harekete geçmiş bile."
"Fiora?"
"Tam üstüne bastın ölümsüz." büyücü parmağını şıklatarak Jungkook'a göz kırpmış ve devam etmişti, "Adı her neyse olan ölümsüz arkadaşınız bu gece afacanı kurtarmak için ateşe koşmaya başlamış bile."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beauty in death - taekook
FanfictionBazen ölümde güzellik vardır. ‧ : ❉ : ‧ . Yaş farkı! Vampir Jeongguk! Text, düz yazı! Sope, Nammin,
