"Hayat her zaman size tüm yanıtları vermezdi ama yanınızda sevdiğiniz biri olduğunda hiçbir sorunun eksik kalmadığını anlardınız."
Bir Yıl Sonra
İhtiyacı olan kan bulunduktan sonra Gurur o tehlikeli ameliyattan çıkmayı başarmıştı. Çok ciddi bir ameliyat geçirdiği için uzun süre yoğun bakımda tutulmuştu, bu yüzden Melek'in cesedini uzun süre morgda bekletmiştik. O uyanmadan Melek'in naaşını kaldırmak istememiştik. Her şey sanki dün olmuş gibi Melek'in yokluğunu aşamıyorduk.
Gurur'un nerede ve ne hâlde olduğunu hiçbirimiz bilmiyorduk. Bir yıl önce hastanede uyanıp normal bir odaya alındığında hiçbirimizi görmek istememişti. Odasına girmemize bile izin vermemişti. Melek'in cenazesinden hemen sonra da arkasında en küçük bir iz bile bırakmadan gitmişti. Karun bir yıldır her yerde yana yakıla onu arıyordu ama kimse Gurur'un nerede olduğunu bilmiyordu.
En yakın adamı ve sağkolu Ali bile onun yerini bilmiyordu çünkü Gurur ona da çok kızgındı. Şeref hepimizi kirli bir tuzağın içine çektiğinde o gün Ali de oradaydı ve herkes gibi o da orada öğrenmişti Şeref'in Melek'in babası olduğunu. Ancak Ali bu çirkin sırrı Gurur'a nasıl söyleyeceğini bilemediği için sessizliğini korumuştu.
Günlüğü kimin Gurur'a ulaştırdığını da öğrenmiştik. Karun'un işten çıkardığı adamlardan biri ona kızıp Defne'nin günlüğünü gizlice almış ve Gurur'a vermişti. O herif aklınca Karun'dan intikam almaya kalkışmıştı ama Karun onu bulup oracıkta öldürmüştü.
Karun ve Çağıl'ın arasında da uzun süre soğuk rüzgârlar esmişti. Babasıyla ilgili gerçekleri uzun süre ondan sakladığı için Çağıl'ın tavrı da çok sert olmuştu. Melek'in cenazesinden sonra görevine geri dönmüştü ve altı ay boyunca Karun'u ne arayıp sordu ne de izin kullandı. Çağıl'ın eve hiç dönmemesinin tek nedeni Karun'a kızgın olması değildi, babasının Defne'ye yaptıklarıyla yüzleşmek onun için de hiç kolay olmamıştı.
Herkesin bazı şeyleri aşması için biraz zamana ihtiyacı vardı. Çağıl yılın yarısını herkesten uzaklaşarak geçirmişti ama daha sonra dayanamayıp bir gün eve dönmüştü. Karun'a kızarak Şeref'in geçmişte yaptığı o iğrenç olayı değiştiremezdi. Bunun üstesinden gelmeleri için her zamankinden daha çok birbirlerine tutunmalılardı. Onlar abi ve kardeşti, bir şekilde aralarındaki sorunları halledip barışmışlardı.
Çağıl sadece iki gün izin kullanmıştı ve o kısacık zamanı bizlerle ve nişanlısıyla geçirmişti. Ne yazık ki hemen sonra yeniden görevinin başına dönmüştü. Melek'in ölümünden sonra ne Çağıl ne de Çiçek ertelenen düğünlerini dile getirmişti. Hepimiz bir yıldır Melek'in yasını tutuyorduk, geçtiğimiz yılda düğün dernek kurmayı doğru bulmamıştık.
Bence artık bunu konuşmanın zamanı gelmişti çünkü Çiçek'in anneannesi hastaydı ve kadının son arzusu ölmeden önce torununun mürüvvetini görmekti. Erkek tarafını temsil ettiğim için Çiçek'in anneannesi Melike Hanım bana düğünü artık yapmamız gerektiğini çıtlatmıştı. Bu konuyu Karun'la konuştuğumda kardeşinin nişanının bozulmasını istemediği için kabul etmişti.
Çağıl'ın anne ve babası yanında olmadığından onun düğününü ben organize edecektim. Şeref ve Güzin artık yaşamıyordu, Gurur ikisini de öldürmüştü. Onları ne zaman veya ne şekillerde öldürdüğünü bilmiyorduk ama artık yaşamadıklarını biliyorduk. Karun, Çağıl ve Levent hiçbir zaman ebeveynlerinin nasıl öldüğünü merak edip sormadı.
Detaylarla canlarını sıkmak istemediler, ne de olsa onlar anne babalarıydı. Rezil insanlar olsa da hiçbir çocuk anne ve babasının nasıl öldüğünü öğrenip bundan zevk almazdı. Gurur'un onları en korkunç şekilde öldürdüğünü tahmin ettiklerinden detayları bilmek istemiyorlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu)
General Fiction"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Big...
