(62) FİNAL

159K 6.8K 9.8K
                                        

"Hayat hep biraz zor olacaktı ama artık yalnız değildim. Kocam ve kızım yanımdayken benim hikâyem burada bitmiyordu, biten şey korkularımdı."

Bige Efil Saka

Gurur'un bölge liderliğini Karun'dan devralması hepimize biraz nefes aldırmıştı. Amcasının devreye girmesiyle Karun'un iş yükü hafiflemişti, bu yüzden artık bizimle daha çok zaman geçiriyordu. Gurur bazen bizimle malikânede kalıyordu, yeğenleriyle aralarındaki tüm sorunları halletmişti. Sadece Karun'u değil, Levent'i de affetmişti. Tabii hâlâ her fırsatta birbirlerini kızdırıyorlardı ama bu onların birbirleriyle anlaşma şekliydi.

Gurur'un bölge lideri olması bizim için birçok açıdan iyi olmuştu ama bu en çok ona yaramıştı. Artık Kalenderlerin reisi olduğu için ilgilenmesi gereken çok şey vardı, yani başına gelenlere üzülecek zamanı bulamıyordu. Melek'in ölümünden sonra her anlamda kaybolduğundan daha yeni yeni toparlıyordu ama yalnız kaldığı her an gözleri uzaklara dalıp gidiyordu.

Defne ne zaman onun yanında Karun'a baba dese, Gurur buruklaşıyor ve kederli bir şekilde iç çekiyordu. Öyle anlarda Melek'i ve Melek'in ona baba deyişini hatırladığını biliyordum. Defne başlarda ondan çok korkuyordu ama zamanla ona alıştığı için ikisi artık iyi anlaşıyordu. Ancak Gurur için kimsenin Melek'in yerini dolduramayacağını iyi biliyorduk.

Sık sık Melek'in mezarına gidiyordu ve kızıyla uzun uzun sohbet ediyordu. Onu birkaç kez evinde de ziyaret etmiştim. Evi hep dağınıktı ama bir tek Melek'in odası temiz ve topluydu. Gurur o odada saatlerini geçiriyordu. Kadem'in de durumu ondan farklı değildi. Melek'in ölümünün üzerinden iki yıl geçmişti ancak tıpkı Gurur gibi Kadem de hep onu düşünüyordu.

Kadem eksiksiz her pazartesi sevdiği kızın mezarına gidiyordu ve Melek'in ona verdiği o yıldızı hep kalbinin üzerinde taşıyordu. Bizi üzmemek için her şey yolundaymış gibi davranıyordu, arada zoraki bir şekilde bize gülümsüyordu ama hayattan kopuk bir şekilde yaşıyordu. Sanki Melek'e kavuşmak için zamanın çok hızlı geçmesini ve bir an önce ölmeyi bekliyordu. Melek'ten sonra Kadem bir daha hiç eskisi gibi olmamıştı.

Bunun dışında hayatımızda iki iyi gelişme yaşanmıştı. Bunlardan ilki Çiçek'in hamile olmasıydı. Evet, yakında ailemize yeni bir Kalender daha dâhil olacaktı ve hepimiz bunun için çok heyecanlıydık. Çağıl baba olacağını öğrenince mutluluktan deliye dönmüştü. O kadar çok sevinmişti ki uzun süre evde sırıtarak gezmişti. Baba olmayı bu kadar çok istediğini bilmiyorduk.

Çiçek dört aylık hamile olduğu için yakın zamanda bebeğin cinsiyetini öğrenmiştik. İkisinin bir oğlu olacaktı ve çocuğun ismini daha şimdiden seçmiştik. Daha doğrusu karı koca bunun seçimini bana bırakmıştı çünkü Çağıl'la geçmişte yaptığımız bir anlaşmamız vardı. Bebeği karnında taşıyan Çiçek'ti, oğlunun ismini koymamdan rahatsız olabilirdi ve bunun için kimse ona kızamazdı.

Tüm bunları düşünüp Çağıl'la yaptığımız o anlaşmayı feshetmek istemiştim. Ancak Çiçek, Çağıl'dan daha çok ısrar ederek oğullarının isim annesi olmamı istemişti. Kocası benim ilk çocuğumun adını koymuştu, benim de onların ilk çocuğunun ismini seçmem için gerçekten çok ısrar etmişti.

Bunun gelecekte çocuklarımıza anlatacağımız tatlı bir anı olacağını söyleyince daha fazla reddedememiştim. Çağıl ve Çiçek'in oğullarının ismi konusunda çok düşünmüştüm. Doğuştan vatan sevdalısı bir askerin oğluna öyle alelade bir isim seçemezdim. Ailemizin yeni ferdine bir isim seçmek için uzun süre kafa patlatmıştım ve en sonunda bir isimde karar kılmıştım.

Dağhan Kalender.

Onlara bu isimden bahsettiğimde Çağıl ve Çiçek'in çok hoşuna gitmişti. Dağhan'ın anlamı güçlü ve yüce liderdi, aynı zamanda dağların hanı demekti. Dağların aslanının oğluna bundan daha iyi bir isim bulunamazdı. Çiçek doğurduğunda artık evimizde iki çocuk olacaktı, böylece Defne kendini yalnız hissetmezdi.

SAKA VE SANRI(Kitap Oldu)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin