"Güzel adamları sevin,şiirden anlayan adamları,size şarkı söyleyenleri,bir parça nazınıza ölüp bitenleri.Öküzleri değil.N'olur."
Dumanı içime çekerken gözlerimi kapadım,gözlerimi açtığımda tarifsiz bir huzur bulmuştum.Birbirimize bakıyorduk. O an, ikimizin de birbirimize ait olduğumuza,bunca zamandır birbirimizi beklediğimize adım gibi emindim.Tolga, kim olduğunu henüz bilmediğim ama ruhuma dokunabilen biriydi.Ona ne anlatsam devamını getiriyor, anlatamadıklarıma ise kelimeler buluyordu. Konuşurken hiç zorlanmadığım, hiç utanmadığım ve çekinmediğim biriydi. Nasıl desem,o çok güvenilirdi. Beni ilk başta görünüşüyle etkilemiş olsa da şu an o görüntünün derinlerinde daha da güzel ve etkileyici şeyler görüyordum.Yaz tatilinde ve ülkede kaldığım günlerde gözlemlediğim insanlardan çok farklıydı. Ön yargısı ya da egosu neredeyse hiç olmayan, algıları tamamen açık biriydi. Sadece konuşarak insanı uzak yerlere götürebilirdi. Bir tür medyumdu sanki; bilmediklerimi, farkında olmadıklarımı bana anlatan gizemli biriydi.
"Ya sen? Kütüphane haricinde ne yapıyorsun?" dedim.
"Felsefe yüksek lisansımda ikinci sınıftayım. Bu sene bitirdikten sonra kamuya açık ve daha çok halkı bilinçlendirmeye yönelik işlerde çalışmayı düşünüyorum. Televizyon ya da gazetede olabilir.Temel amacım insanların dünyayı anlamasını,burada ne yaptıklarını keşfetmelerini sağlamak ve insanların kaybetmeye başladığı umutlarını onlara geri kazandırmak. Çünkü çok fazla hayalimiz,umudumuz; ama az enerji ve isteğimiz var.Çok seviyor ama değer görmüyoruz. Bireysel ve toplumsal olarak moralini ve duygularını kaybetmiş durumdayız. Sadece bu ülke olarak değil; tüm dünya bu halde. Kütüphanede çalışmak da bu durumda eşsiz bir nimet oldu; bu yolda bana gereken ne varsa orada bulabiliyorum. Kitapları düzenlerken bana yol gösterecek ve ilham olabilecek ne varsa not ediyorum."
"Vay canına Tolga, gerçekten çok etkileyici bir yol seçmişsin. Şimdi neden medyum gibi konuştuğun anlaşıldı."
"Haha,hayır medyum değilim Sandra. Sadece bu evren hakkında hiçbir şey bilmediğini düşünen biriyim,bu yüzden felsefeyi seçtim."
"Ah hadi ama alçakgönüllü olma,yeterince zekisin,iyi birisin ve anlayışlısın. Sana rastlamak bu yaşıma kadar başıma gelen en güzel şey sanırım. Babamın çocukken bana anlattığı şeylere nasıl inanıyor ve büyüleniyorsam yıllar sonra aynı şey seninle karşılaştıktan sonra da oldu. İtiraf etmeliyim seni ilk gördüğümde biraz ürpermiştim ama buna gerek kalmadığını bana kanıtladın." Tolga utanarak gülümsedi ve kafasını sallayarak "Beni övmeyi keser misin?" dedi. Saatlerce birbirimizden bahsettik,ona neredeyse her şeyimi anlatmıştım ve o da bana neredeyse her şeyini anlatmıştı.O, hayatın kimsenin bakmadığı yönlerine bakmayı seviyordu. Hastanedeki yaşam savaşları, hayatta olma şansı, insanın potansiyeli gibi çoğumuzun fark etmediği ayrıntıların önemine göre hayatını düzenleyen biriydi. Günün sonunda nasıl uykuya yenik düşüyorsak, er ya da geç yaşamın sonuna geleceğimizi, o halde bu hayatta bizi üzen ve sevmediğimiz her türlü durumdan uzak kalmamız gerektiğini savunuyordu. Ona göre sizi mutlu etmeyen bir işten ne kazanırsanız kazanın günün sonunda kaybediyordunuz. Tolga hayatın sırrını çözmüş bir dehaydı. Onun güzelliğine, zihnine,ruhuna, her şeyine aşık olmuştum. Bu adam ve İstanbul; bana bahşedilen bir rüya,bir armağan gibiydi.
"Tolga, bu harika günü bitirmek istemiyorum; ama ne dersin kalkalım m? Yarın ikimiz de erken uyanmak zorundayız."
"Ah, saat on bir.Çok haklısın,gidelim artık.Afedersiniz, hesabı alabilir miyim?" o geriye dönüp garsona seslendiğinde, o fark etmeden onu seyrettim. Böyle yakışıklı bir çocuk, Türkiye'de, akıcı İngilizce konuşabiliyor ve süper anlayışlı. Hayran olduğum bu ülkede Tolga gibi biriyle randevum vardı ve ben dünyanın en şanslı kızı olmalıydım.
"Hey,merhaba! Sandra! Sandra!"
"Ah, Tolga!" Tanrım,lanet olsun onu izlerken nasıl da dalmışım, yine yüzüm ressamların tuvaline dönmüştü, utancımı gizleyip muzipçe gülümseyerek;
" Çok özür dilerim, yorgunluktan sanırım, dalmışım." deyip durumu kurtarmaya çalışıyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
REAŞKARNASYON
Misterio / Suspenso“Aşkım! Allah’ım affet,çok özür dilerim!” gözlerimi kapattım ve son gücümle devrilen sandalyeden aşağı atladım.İp ayaklarımı yerden kestiğinde boynum ölümüne bir acıyla gerilirken,nefessizlikten kıvranıyordum.İntihar etmenin,canıma kıymanın pişmanlı...