Dünyada mutlu olmak isteyen,bir kadının kalbine girsin; çünkü orası cennetten bir bahçedir ve cennette her dileğiniz kabul olur.
İnsanlar ibadetlerini eğilip kalkarak, oturarak ve en sonunda başlarını çevirerek yapıyorlardı. Yüzleri huzur doluydu. Bir an ben de gözlerimi kapadım,içeride okunan dualar ve o çeşitli sesler bir tür meditasyon gibiydi. Gözlerimi açtığımda yaşlar içinde kalmıştım, duygusal biriydim ve bu derece etkili bir ortama dayanamamıştım. Toplulukla birlikte gözlerimi silerek camiden dışarı çıktım.
Biraz ilerledikten sonra nefis bir et ve baharat karışımından gelen bir koku aldım, bu koku ve his tanıdık geliyordu. Bu, tatilde yediğim kebap adını verdikleri mucizeydi. Çocuk gibi koşarak kendime bir "dürüm" ve kola aldım. Birkaç saat süren bu geziden sonra kiraladığım eve gider gitmez duş aldım. Yabancı bir ülkedeydim ve öğrenecek çok şey vardı.Bu turist ruh hali, insanı gerçekten yormaya yetiyordu. Erkenden yatmıştım, rüyamda kütüphanedeki çocuğu görmüş, camiden yankılanan o sesi duymuş ve akan temiz sular görmüştüm.
***
09:45'deki dersim için hazırlandıktan sonra otobüse bindim. Yıllardır böyle kalabalık bir otobüse binmemiştim, gerçekten zor ve garipti. İnsanlar neredeyse birbirlerinin üstüne çıkmış şekilde yolculuk yapıyorlardı, yüzlerinden hoşnutsuzluk akıyordu. Bir an New York'taki rahat yaşamımı özlemiştim, böyle sorunlar orda yoktu.
Nihayet sınıftaydım ve dersi dinlerken gözlerim pencereden kütüphaneye kaymıştı. O an içimdeki liseli kızın hınzırca çığlık attığını ve göğsümün altındaki makinelinin tekrar ateşlendiği hissediyordum. Ders bittiği gibi kendimi kütüphanenin merdivenlerinde bulmuştum. Bu sefer onu ansiklopedilerin arasında gördüm ve hala bıraktığım kadar ateşliydi. Dudaklarımı ısıracak kadar biçimli vücudu ve dalgalı saçlarıyla tanrının gerçekten üzerinde vakit harcadığı biriydi. Onu izlemiş olduğumu hissetmiş olmalıydı ki arkasını dönmesiyle beni ona bakarken yakaladı.Sevinmişti,o muhteşem çekicilikteki gülümsemisini yüzüne takarak yanıma geldi ve tir tir titreyen elimle tokalaştı. Heyecanımı bastırmak için nefesimi tutmak zorunda kalıyordum.
"Merhaba, dünkü geziniz nasıldı?" diyerek gözlerime baktı. Ondan kaçırdığım ürkek gözlerime biraz cesaret yükleyerek tuttuğum nefesimi bıraktım. "Sultan Ahmet Camii inanılmazdı, sonra kebap yedim ve eve döndüm. Burası inanılmaz bir yer." diyerek heyecanla cevap verdim. Şaşırmış gözlerle beni dinlerken "Oh harika,yeni birine göre gayet iyi iş çıkarmışsın,bu arada ben Tolga" dediğinde gözlerime farklı bir heyecanla baktığını hissettim. "Ah, ben de Sandra" tanrım sonunda ismini öğrenmiştim.
Tolga...Ne kadar da etkileyici bir söylenişi vardı, ismi tam onun güzelliğine uyuyordu.
"Aksanından anladığım kadarıyla Amerikalısın sanırım."
"Evet, tam ortasından geliyorum, Manhattan'dan. Burada işletme yüksek lisansıma başladım ve dersler yoğunlaşmadan şehri gezmek istiyordum."
"Manhattan,New York. Vay canına Sandra, her zaman orada yaşamak istemişimdir.
"Yıllarca içinde olunca sıkılıyorsun işte, hayatımı değiştirmek istedim ve sandığın kadar da eğlenceli bir yer değil,güven bana."
"İyi düşünmüşsün, İstanbul büyük bir şehir, gezilecek çok güzel yerler var ve okuduğun bölüm de sana burada çok şey katacaktır elbette."
"Öyle umuyorum, şey ben zamanını almıyorum umarım şehirde yalnızım ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum, kütüphaneden başlamak istedim."
"Hayır,rica ederim aslında ben de şimdi çıkıyordum zaten bugünlük işim bitti."
"Ah, bu harika. Ben açlıktan ölüyorum, ev sahipliği yapmak ister misin?" diyerek gülümsedim.
"Çok isterim, o zaman hadi seni Haliç'e götürüyorum,balık ekmek yiyeceğiz.
"Balık ekmek mi, vay canına. Yani ekmek arasında balık mı demek istiyorsun?"
"Haha! Evet tam olarak bu, hayatında böyle bir şey yememişsindir, bayılacaksın.
"Kulağa güzel geliyor." elimdeki kitapları alarak yine o centilmen adamı gösteriyordu. Tanrım sanırım ona aşık oluyordum.
Kütüphaneden çıkarken etraftaki insanları Tolgayla karşılaştırıyordum ve dik duruşu,güçlü vücut yapısı,sorunsuz kesilmiş saçları,düzgün bir fiziği vardı. Kestane rengi dalgalı saçları bir kadının elini saçlarına bağımlı yapabilirdi. Sevgilisi var mıydı, bu ihtimali düşünmekten korkuyordum,şu an benimleydi ve bunu mahvetmek istemiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
REAŞKARNASYON
Mystery / Thriller“Aşkım! Allah’ım affet,çok özür dilerim!” gözlerimi kapattım ve son gücümle devrilen sandalyeden aşağı atladım.İp ayaklarımı yerden kestiğinde boynum ölümüne bir acıyla gerilirken,nefessizlikten kıvranıyordum.İntihar etmenin,canıma kıymanın pişmanlı...