Daha önce hiç görmediğim kadar güzel bir deniz kenarındayım. Etraf yemyeşil ve papatyalarla kaplı. Gökyüzü öyle derin bir mavi ki tüm maviler yanında sönük kalır. Hava hafif esintili. Benim ayaklarım çıplak ve kumda. Arada dalgayla birlikte ayağıma deniz suyu çarpıyor. Üzerimde kot şort ve bembeyaz bir tişört var. Etrafta bırakın insanı, canlı bir varlık bile yok. Etrafıma bakıyorum; bulunduğum yerin ucu bucağı yok. Koşarak papatyaların arasına giriyorum. Tam bir tanesine elimi uzatırken arkamdan bir el omzuma dokunuyor. Arkamı döndüğümde Serhat'ı görüyorum. Yeşillerini bana dikmiş öylece duruyordu. Tam bir tane papatyayı koparıp onun eline verecekken papatya elimde simsiyah oluyor. Ardından tüm papatyalar.. Ben daha ne olduğunu anlayamadan Serhat yok oluyor. Havada şimşekler çakmaya başlıyor ve siyah renge bürünerek az önceki mavilikten eser bırakmıyor. Korku sarıyor bedenimi. Ellerim titriyor. Öyle korkuyorum ki nefesim kesiliyor. Bir el boğazımı sıkıp beni öldürüyormuş gibi hissediyorum. Gökyüzünde oluşan hortum bedenimi içine çekmek istiyor ama direniyorum. Ben her direndiğimde kalbime bir ağrı saplanıyor. Her saniye daha çok ağrıtan cinsten bir şey. Bir dakika kadar direndikten sonra öldürücü darbeyi aldığımda nefesim tamamen kesiliyor ve yere düşüyorum.
"Kumsal uyan artık kızım, uyan yalvarırım bırakma beni" Gözlerimi hafifçe araladığımda annemin baş ucumda olduğunu gördüm. Ağlamaktan gözleri şişmişti. Gözlerimi açmamla "Şükürler olsun kızım çok korktum ben, sana bir şey olucak diye" diyip elimi tuttu. Gözlerimi kapıya çevirdiğimde Kaan, İlayda ve Selin bizi izliyorlardı. Kaan'ı hiç böyle görmemiştim. Bitik bir adam vardı karşımda. Kızlarında annem gibi gözleri kıpkırmızıydı. Benim uyandığımı görünce birbirlerine sarılıp ağladılar. Kaan gidip doktora haber vermiş olacak ki biraz sonra bayan bir doktorun içeriye girmesiyle annem de dışarı çıktı ve kapıyı kapattı. Hastanelerden nefret ederdim. Ama bu kriz yüzünden buraya ikinci gelişimdi. Hep aynı olay; vücuduma yayılan derin bir acı, hızlı kalp çarpıntıları ve nefes almamı engelleyen bir çift el. Kadın doktor ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı "Kumsalcığım geçen seferki gelişinde ciddi bir şey yoktu, aşırı stres ve üzüntüden geçirdiğin bir ataktı. Fakat böyle giderse ciddi şeyler çıkacağını söylemiştik. Bu seferki krizinde cam kırıkları nedeniyle vücudunda derin yaralar var fakat en derin olanı kalbinin üstüne isabet eden cam parçası. Ben nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama bunu bilmen gerek. Sana söylemeden yakınlarına bilgi vermek istemedim. O cam parçasını ameliyatla çıkardık ama kalbinde "ritim bozukluğu" denilen bir sorun oluştu. Sana iki tane ilaç vericem. Her sabah o ikisinide ard ardına kullanman gerekicek. Bu ilaçları birkaç ay kullanıcaksın etki gösterirse bir ay sonra ameliyata giriceksin. Etki göstermeme ihtimali de var. Bu sana bağlı. Bundan sonra üzüntü ve stresten uzak durman gerek. Bir kriz daha seni ölüme daha çok yaklaştırır." dediğinde gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Benim sevgim bana zarar veriyordu. İlaçları kullanıp üzülmemem lazımmış ama etkisi olmaya da bilirmiş. Yani ölebilme riskim var. Kalbimde bir acıyı da gömebileceğim bir yer yok. "Bu durumdan kimsenin haberinin olmasını istemiyorum doktor" dediğimde doktoru zorda olsa ikna etmeyi başardım. Kimsenin bana acımasını istemiyordum. Doktor odadan çıktıktan sonra annem, Kaan, İlayda ve Selin içeriye geldi. İlayda koşarak yanıma gelip "Korkudan öldük kızım, niye dikkat etmiyorsun kendine. Yanlışlıkla bardak dolu tepsiyi yere düşürüp bardakları kırmışsın. Üstüne bir de düşmüşsün. Bir cam kırığı kalbinin üstüne gelmiş. Ya ciddi bir şey olsaydı" diye söylendiğinde Kaan'a baktım. Bana göz kırptı. Demek ki onlara olayı böyle anlatmıştı. Bu işime gelmişti çünkü annemin benim üzüldüğümü bilmesini istemiyordum. Kaan beni bu durumdan kurtarmış olabilir ama bakışlarından daha sonra ağzıma sıçacağını da belli etmişti. Annem "Çıkış işlemlerini hallettim kızım serumun bitsin eve gideriz" dediğinde onayladım. Yarım saat kadar serumu bekledikten sonra hastaneden çıkarak arabaya bindik. Serhat'ı o kızla her düşündüğümde bile canım yanarken her gün onları birlikte görerek nasıl üzülmeyecektim?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DOLUNAY
Teen FictionBaba sevgisi görmemenin eksikliğiyle büyüyen ve erkeklere güveni olmayan bir kızın hikayesi. KUMSAL SOYKAN. Yeni okulundaki sarışın yakışıklıya aşık olup hayal kırıklığına uğrayacağını nerden bilebilirdi ki ? Ve tekrar gizemli bir yakışıklının yaral...
