BÖLÜM 3

11.1K 373 32
                                        

Yeniden düzenlenmiştir.

"It's been so long."

Siktir. Şu an hissettiklerimi tanımlayabilecek en az mustehçen küfür buydu. İkimizde donakalmış biçimde sadece el sıkışıyorduk.

"Deniz?" İlk konuşan o olmuştu.

"Barış?" diyebildim şaşkınlığımı ve sinirimi bastırmaya çalışarak.

"Anne neler oluyor?"

Çağla Abla ilk defa gülümsemek dışında bir surat ifadesi takınmıştı. Aynı endişeli yüzü babamda da görüyordum. Hala el sıkıştığımızı fark ettikten sonra elimi çektim ve soru soran bakışlarımı babama yönelttim.

"Şey biz, biliyorsunuz düğündü, taşınmaydı, evdi derken sizin eskiden aynı okulda olduğunuzu anlayamamışız." Konuşan Çağla Abla olmuştu. Babamın annem gibi zeki bir kadından sonra bu kadar dikkatsiz biriyle nasıl evleneceğini aklım almıyordu.

"Kusura bakmayın, sizin için önemli olacağını akıl edemedik." Babamın bu özründen sonra yanlarında daha fazla kalmama gerek yoktu. Kuzenim Zeynep'in yanına gittim. Eskiden her gün telefonlaşıp neler yaptığımızı anlatırdık. Dolayısıyla Barış'ın kim olduğunu biliyordu.

"Yeni kardeşimi takdim edeyim, Barış yılmaz." Zeynep'in de şaşkınlıktan gözleri kocaman açılmıştı, bana olduğu gibi.

"Şu 9. sınıftaki Barış?"

"Evet."

"Hani şu nerdeyse bütün arkadaşlarının yattığı playboy Barış?"

"Zeynep!"

"Tamam tamam abarttım. Belki iyi bir abi olur sana bence ön yargılı davranmayalım."

"Bilemiyorum Zeynep. Neyse nikah başlıyor hadi geçelim." Barış'ın iyi bir abi olacağına umutlanmak çocukçaydı. Hayatımdaki sıkıntılara bir yenisi daha eklenmişti.

Nikah bittikten sonra insanların tebrik ettiği ve sohbet etmeye başladıkları zaman gelmişti. Yanı benim için kaçma zamanıydı. Kimseyle göz teması kurmadan salonun arkasındaki terasa çıktım. Çantamdan sigaramı çıkarıp yaktım ve derin bir nefes çektim. Yine Ankara'nın soğuğu ciğerlerime dolmuştu. İstanbul'dan taşınmamızın belki de en iyi yanı Ankara'nın soğuk ve nemsiz havası olacaktı.

"Değişmişsin." Refleks olarak arkamı dönmek istesem de dönmedim sesinden Barış olduğunu anlamıştım.

"Sen de." Sakal bırakmıştı, boyu uzamıştı ve giydiği takım elbisenin içinde oldukça büyümüş görünüyordu. Yanıma geldi ve cebinden bir sigara çıkarttıktan sonra kravatını gevşetti. Kalabalıktan bunaldığı anlaşılıyordu.

"Sen ve sigara içmek ha? Doğa savunucusu Deniz'i bu halde göreceğim aklıma gelmezdi."

"Şimdi ne haldeymişim?" Ona dönüp sigaramdan son bir nefes aldım. Elini belime koyup beni kendine yaklaştırdı. Çıplak belime değen eli soğuk havada ürpermeme neden olmuştu.

"Bilmiyorum böyle bir soğuk prenses havasındasın sanki."

"Prenses mi?" Alay edici ses tonum onu pek etkilememişti.

"Tesadüflere inanır mısın soğuk prenses?" Elini belimden çekip uzaklaşmam için izin vermişti.

"İnanmam." dedikten sonra topuklarımın sesi eşliğinde terasın çıkışına yöneldim.

"İnanmamalısın zaten." dediğini duyar gibi olmuştum ama içeriden gelen sesler yüzünden tam anlayamamıştım.

Davetlilerin çoğu dağıldıktan sonra babamla ve Çağla Ablayla vedalaşıp halamların yanına gittim. İstanbul'da kalan bir kaç eşyamı toparlamak için onlarla gidecektim. Güzel anılarım olmadığı için İstanbul'a veda etmek çok zor olmayacaktı.

&

"Deniiizzz, Deniz hadi kalk kzım. Hadi bak kahvaltı hazır. Denizzz uyandın mı?"

"Tamam baba." diye bağırdım uykuya karşı bütün irademi kullanarak. Babamın sesinin her zamankinden mutlu gelmesi sinirlerimi bozuyordu. Üstümü değiştirmeye gerek duymayarak kalktım kapının kilidini açtım ve tuvalete doğru uzun bir yolculuğa hazırlandım.

Üvey KardeşBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin