Bu yazamadığımı düşündüğüm ve tuhaf bir eksiklik hissettiğim bölümü atıyorum çünkü Ece Louis feels geçirip Oğuz'umu Ünal'ımı bıraksın istiyorum
4N1K filmini heyecanla bekleyip, Oğuz Ünal'a, yani Cemrehan Karakaş'a gözünden kalp çıkararak bakanlardanım... Siz okudunuz mu?
Neyse hadi susayım da bölümü okuyun.
İyi okumalar!
Evelyn : Çocuklar ne olur söyleyin
Evelyn : Louis nerde ya ben çok özledim
Evelyn : En azından bir sesini duymam lazım
Harry : Görürsün yakın zamanda ya çok da şey yapma
Evelyn : Bok yesin yakın zaman
Evelyn : Bir şey oldu ona değil mi
Evelyn : Ama bana söylemiyorsunuz
Evelyn : Yakışır mı size bu
Niall : Bir şey olsa söylerdik
Niall : Sakinleş yani
Evelyn : O zaman nerde bu çocuk günlerdir
Debby : Gelir gelir
Evelyn : Hepinizden nefret ediyorum
Sinirle internetimi kapattıktan sonra bir kez daha Louis'i aramayı denedim, fakat aynı şekilde kapalı olduğunu vurgulayan kadının sesini duymuştum. Neden kapalıydı? Bir şey söylemeden nereye gitmişti? Yine temelinde Briana denen kadının yattığı bir olay varsa kendimi bir yerlerden atardım artık! Louis'yi o kadar çok özlemiş ve merak etmiştim ki ağlamamak için zor duruyordum. O yokken kendimi bomboş hissediyordum, sanki hayatımı yaşanabilir hale getiren tek kişi oydu. Ve böyle bir şey söylemeden çekip gitmesi sinir bozucuydu. İnsan en azından bir süreliğine son olduğunu söylerdi, ben de ona göre sarılır ona göre dinlerdim sesini.
"Abla, ben Liam ile buluşacağım!"
Bir de bu vardı, günler önce kapımı bavuluyla çalıp Debby'nin odasına yerleşen kardeşim. Debby ile bazen birlikte kalıyorduk, bazen o Niall ile kalıyordu. Sonuç olarak ev kirasını bölüşmüştük, eve gelmese de olurdu. Summer'a tüm sinirimi ondan çıkarmak istercesine baktım fakat masum yüzünü görünce sinirimin içimde kalmasının verdiği hırçınlıkla "Tamam." Diyerek önüme döndüm. O da gittikten sonra yalnız kalmıştım işte. Louis'ye sarılmaya o kadar çok ihtiyacım vardı ki ortaya çıktığı ilk an boğarcasına ona yapışacaktım. Sonra da beni böylesine merakta bıraktığı için gerçekten boğacaktım.
Kapı çalınca Summer'ın bir şey unuttuğunu anlayarak ofladım ve kapıyı açmak için ayağa kalktım. Yorgundum ve sinirliydim, beni böyle uğraştırmaması gerekiyordu. Dağılan saçlarımı düzeltmeden kapıyı açtığımda baygın bakan Summer yerine otuz iki diş gülümseyen Louis'i görmemle gözlerim şokla açıldı. Bir saniye bile beklemeden boynuna atladım. Saçlarım elektrik çarpmış gibi görünüyordu, üstümde pijama takımım vardı fakat şuan umrumda olan son şey bile değildi. Louis de aynı sıkılıkta bana sarılırken ellerinden birinin saçlarımı okşadığını hissettim ve başımı omzuna gömerek kokusunu içime çektim.
"Seni çok özledim, aptal." Diye mırıldandım o başımın üstüne dudağını bastırırken.
İçimde yine ona her sarıldığımda, onu her gördüğümde, ona her yaklaştığımda olan heyecan hissi oluşmuştu. Nasıl oluyordu da onu ilk görüşümün üstünden yıllar geçmesine rağmen hala aynı heyecanı hissedebiliyordum?
Kollarımı iki dakikanın sonunda boynundan çektikten sonra onu içeri alıp kapıyı kapattığımda sessizce hareketlerimi izliyordu. Ne kadar özlemimden dolayı saatlerce sarılmak istesem de konuşulması gereken bir konu vardı ve bunu halletmeden ona yaklaşmamak için kendimi zorlayacaktım. Ondan birkaç adım uzaklaştım ve kollarımı göğsümde birleştirerek kaşlarımı çattım.
''Habersiz gitmemelisin. Beni telaşa düşürüyorsun, en azından bir not falan bırakabilirdin.''
''Harry sana iki gün olmayacağımı söylemiş olmalı.'' diye kaşlarını kaldırarak yanıt verdiğinde derin bir nefes alıp kaşlarımı çatarak sinirli görünmeye çalıştım. Sesini duymamla tekrar midemde karmaşalar oluşmuştu fakat kendimi tutabilirdim. Zaten yüzünde hafif bir tebessüm olması da ayrı sinir bozucuydu.
''Benim rahat hissedebilmem için senin sesini duymam lazım. Ayrıca iki değil, beş gündür yoksun.''
''Merak mı ettin sen beni?'' dedi hafif gülümseyerek bana doğru adımlar atarken. Hızla iğrenç olduğunu hatırladığım saçlarımı düzelttim ve daha iyi göründüğünü umarken bana yaklaşışını izledim. Tam dibimde durduğunda nefesim boğazımda takılı kalmıştı, mavilerine bu kadar yakından bakabilmek harikaydı.
''Bir yerlere habersiz gidiyorsam altında bir sürpriz yatıyordur.'' diye fısıldadığında nefesini hissedebileceğim kadar yakındık. Yutkunmama engel olamadım. Yüzünü benimkine yaklaştırdıktan sonra bir süre gözlerini ezberlemek istercesine yüzümün her bir santiminde gezdirdi. Nefesimi tutmuş, gözlerindeki aşk duygusunun verdiği mutluluğu izliyordum. Biraz daha yaklaşıp dudaklarını burnuma değdirdi, sonra yavaşça dudaklarıma doğru inmeye başladı. Heyecandan deli gibi titremem yüzündeki tebessümü büyütmüştü fakat gözleri kapalıydı, bense her anı izliyordum.
''Seni çok seviyorum.''
Fazlasıyla hissettirecek bir ses tonuyla söylediği bu cümleden hemen sonra dudağı dudağımı buldu.
Bu ikinci kez oluyordu fakat bir öncekinden daha heyecan verici olmakla beraber tüm bedenimde elektrik çarpmış gibi bir etki yaratmıştı. Gözlerimin ne ara kapandığını bilmiyordum, tek bildiğim titreyen ellerimin kendiliğinden Louis'nin saçını bulduğuydu. Yumuşak saçlarıyla bir süre oynadıktan sonra nefesimin tamamen bitmesiyle dudaklarımızı ayırarak alnını alnıma yasladım.
''Ben de seni çok seviyorum.'' diye mırıldandıktan sonra Louis'nin alnını hafifçe geri çekmesiyle gözlerimi araladım. İki beyaz kağıt parçası duruyordu önümde. Gözlerimi kırpıştırarak görüntünün netlik kazanmasını bekledim.
İki uçak biletiydi.
Üstlerinde New York yazıyordu.
Ağzım hafifçe aralanırken gözlerim de büyümüştü. Öpücük sonrası sakinleşemeyen kalbim, şimdi birkaç kat daha hızlı atıyordu. Biletleri yüzünden çeken Louis, bana aşık olduğum gülümsemesiyle bakarak hafif pembeleşmiş dudaklarını araladı.
'' 'Beni New York'a götür, hep görmek istemişimdir.' demiştin, ben de bu isteğini yerine getirmeye karar verdim. Günlerdir tatil planıyla, uçak biletiyle, pasaportumla, otellerle uğraşıyorum; bu yüzden yoktum. Bir haftalık bir tatil, sen ve ben. Ne dersin, sevgilim?''
Wowowowow
Haram
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Favorite Girl / LT
FanfictionOf all the girls I've ever known its you, it's you *Beni böyle yapan, onca kızdan bir tek sensin My favorite, my favorite, my favorite, *En sevdiğimsin, en sevdiğimsin My favorite girl, my favorite girl *Favorimsin You take my breathe away, *N...
