Birden içimden böyle bir bölüm yazmak geldi, hep Evelyn mi anlatacak, biraz da Louis anlatsın dedim.
Son iki yazılım kaldı, Salı günü bitecek hepsi. Sizde durumlar nasıl? Nasıl geçti bu döneminiz?
Bir de yarın kitap fuarına gidiyorum, var mı ''Mutlaka okumalısın.'' dediğiniz bir kitap?
Yeni bir Niall text var aklımda, her şeyini düşündüm ancak yazamıyorum. İster miydiniz yazmamı? Belki biraz daha uğraşırsam büyük bir güç gelir de yazabilirim auyhdfpoauıd
Yorumlarınızı bekliyorum, ama cidden bekliyorum doldurun buraları! Biliyorum kısa bölüm ama etkisi olur diyorum. Umarım beğenirsiniz.
İyi Okumalar!
#Louis'nin Ağzından#
Çok sevmek zararlı mıdır?
Onun yanında nefesinin kesildiğini hissetmek veya elinin ayağının titremesini durdurmaya çalışmak? Bir şey istediği an sorgulamadan yapmak, günlerce onun için çabalayarak uykusuz kalmak, onun yüzündeki ufak bir gülümseme için saatlerce düşünmek...
Bir insanı kendinden çok sevmek zararlı mıdır?
Uyuyamamıştım, daha doğrusu bundan önceki tüm gecelerde yaptığım gibi uyumamıştım. Evelyn ile aynı yatağı paylaşmak, onun kokusuyla sarmalanmak o kadar güzeldi ki; uyuyup bu anının bir dakikasını bile kaçırmak istemiyordum. Hiç kıpırmadan saatlerce duruyordum kolları arasında. Bazen daha sıkı sarıyordu beni, bazen ellerini çekiyordu. Bazen dudaklarını şapırtadıyordu, bazen de anlamsız bir şeyler mırıldanıyordu. Onu uyurken izlemenin ne kadar güzel olabileceğini düşündüğüm yılların sonunda bunu yaşamıştım işte.
Onun güzel yüzüne baktığım her saniye aklımı onlarca düşünce dolduruyordu. Bir gün benden vazgeçer miydi acaba? Bir gün biçimli dudakları bana değil de bir başkasına sevdiğini fısıldar mıydı? Düşüncesi bile kalbime ağrılar girmesine neden oluyordu bu şeyin.
Evelyn'in saçında dolanan bir elimi çektim ve fazla hareket etmemeye çalışarak telefonumu elime aldım. Saat dokuzu geçmişti, onu uyandırsam iyi olacaktı. Bugün buradaki son günümüzdü çünkü, yarın öğle saatlerinde sorunsuz, stressiz geçirdiğimiz bu güzel tatil bitecekti ve kendi ülkemize dönmek adına uçaklara binecektik. Ne kadar üzücü olsa da ailemi ve arkadaşlarımı özlemiştim, bu üzüntümü biraz hafifletiyordu.
Uyandırmak adına dikkatimi Evelyn'e verdim. O kadar güzel uyuyordu ki kıyamıyordum öylece uyandırmaya. Yüzü bu dünya üzerindeki en güzel, en uyumlu yüzdü belki de. Dudaklarının ve burnunun şekli, kaşlarının yapısı, elmacık kemikleri ve en güzeli de pırıl pırıl parlayan yeşil gözleri. Ona baktığım her an hayatım daha da güzelleşiyordu sanki. Ona doğru yaklaşıp dudağımı omzuna hafifçe bastırdım ve birkaç saniye öyle kaldım. İnsanı sarhoş edecek kadar güzel kokusu mayıştırmıştı beni. Tabikii de bu hafif öpücük onu uyandırmaya yetmemişti.
"Güzelim." Diye mırıldandım yanağını okşarken. Bu huylanmasına ve mırıldanarak gözlerini aralamasına yol açmıştı. Yeşil gözleri birer elmas gibi parlarken gözüktüğünde hafifçe gülümsedim. O ise kafasını karnıma gömüp uyku pozisyonunu tekrar almıştı.
''Ya Louis... azıcık kilo alsana. Bu ne sadece kemik.'' diye homurdanarak kafasını geri kaldırdığında, saçları gözlerinin önüne gelmiş fakat çatık kaşlarını kapatmamıştı. Üfleyerek gözünün önüne gelen saçı engellemeye çalıştı, bu görüntüye karşı kahkaha atmama engel olamadım. Sonunda pes ederek bana arkasını dönmüş ve yastığına sarılarak her şekilde uyuyacağını kanıtlamaya çalışmıştı.
''Ben şimdi uyandıracağım seni.'' dedikten sonra hızla onu altıma aldım ve ellerimi beline yerleştirerek gıdıklamaya başladım. Attığı her bir kahkaha yüzümdeki gülümsemenin büyümesine neden oluyordu. Bir dakikanın sonunda, neredeyse gülmekten ölecek duruma geldiğinde onu bıraktım ve gülerek yanına uzandım. Kendini hala susturamamış, gülmeye devam ediyordu.
''Sen bittin Tomlinson!'' diye bağırdı hızlı nefeslerinin arasında ve ben daha ne olduğunu anlayamadan yastık savaşımızı başlattı.
Onu seviyordum. Onun yanında bu kadar rahat olmayı, onunla gülebilmeyi, onunla ağlayabilmeyi, onunla her şeyimi şüphe etmeden konuşabilmeyi seviyordum. Böylesine içten olmasını, anlayışlı davranmayı bilmesini, her zaman yanımda oluşunu seviyordum.
İşte o dakikalarda şunu anladım. Benim için doğru kız oydu. Kalbimin atmasını sağlayan, beni gülümseten oydu. Kaç yıl geçerse geçsin, bir gün o başkasını sevse bile, sevmekten bir an bile vazgeçmeyeceğim kişi oydu.
Ona da her zaman dediğim gibi, o benim en sevdiğimdi ve bir gün olur da yollarımız ayrılsa bile her zaman öyle kalacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Favorite Girl / LT
FanfictionOf all the girls I've ever known its you, it's you *Beni böyle yapan, onca kızdan bir tek sensin My favorite, my favorite, my favorite, *En sevdiğimsin, en sevdiğimsin My favorite girl, my favorite girl *Favorimsin You take my breathe away, *N...
