Tekrar merhabaaa :) Bu bölüm sanırım biraz uzun oldu. Okurların sayısı çok az olduğu için daha hiç multimedia yayınlamadım. Ama önümdeki bölümden itibaren karakterler,yerler hakkında resim yayınlayacağım. İyi okumalar :))
"Nasıl yani?"dedim. Karşımda benimle aynı yaşta veya bir kaç yaş büyük biri duruyordu. 348 ne demekti?
"Şimdi kafan çok karışacak gerçekten bunu çok düşünme. Sadece şunu bil: Yaşım dolayısıyla başka cadılardan daha fazla gücüm var."dedi. Bunu bir tehdit veya tehlike olarak algılamalı mıydım?
Yanına gidip bende yattım. Aman tanrım !Yatağı o kadar yumuşaktı ki günlerce burada yatabilirdim. "Yatağın mükemmel! Yumuşacık burda ömür boyu yatabilirim."dedim. Yüzüm tavana bakıyordu. Yüzümü Alexander'a doğru çevirince muhteşem bir parfüm kokusu geldi. Kalbim birden daha fazla atmaya başladı. Hey hey ne oluyordu ?Bu kalp atışlarım normal değildi.
O da bana doğru döndü."İstediğin kadar burda kalabilirsin."deyip gülümsedi. Nefes alış-verişlerini hissediyordum. Yüzünde o muhteşem gülümseme vardı. Yataktan kalkıp elimi tuttu."Sana göstermem gereken bir şey var."
Elimi tuttuğu anda o elektrik yine gelmişti.Sanki kolumdan yukarı doğru binlerce karınca çıkıyordu. Beni odadan çıkarttı. Merdivenlerden aşağı,bodrum katına,indik. Üç tane kapıdan önümüzde duran kapıyı açtı. İçerisi meditasyon odası gibi bir şeydi. Büyük mumlar,tütsüler, değişik ve renkli taşlar...
"Burası benim çalıştığım yer. Burdaki enerjiyi başka bir yerde çok zor bulursun.Bu yüzden seninle burada çalışmak istiyorum."dedi. Evet gerçekten farklı bir enerji hissetmiştim ama odasını daha çok sevmiştim. Burası daha bie garipti. Aslında yaşadığım her şey garipti.
"Peki nasıl çalışacağız? Ne yapacağımı hemen öğrenmek istiyorum."dedim. Annem aklımdaydı. Onun şu anda yanımda olması için her şeyi yapardım.
"En önemlisi senin kendi enerjin. Bu yüzden sana enerji noktalarını göstereceğim." Yerde serili olan bir kumaş gibi bir şey vardı. Elimden tutup oraya götürdü. "Şimdi buraya yat."
Dediğini yaptım.Ben yatar haldeyken, o bağdaş kurup yanıma oturdu. "Bak."dedi. Eliyle duvarda duran tabloyu işaret etti. Üstünde bir insan figürü ve onun üzerinde 7 noktada renkler vardı. Renklerin üzerinde ise garip işaretler,onların yanında da bir şeyler yazıyordu ama okuyamıyordum.
"Bunlar çakralar. 7 çakra var ve bunların hepsi insanın en çok nerde enerjisinin olduğunu gösterir. 1.si yani kök çakra burda." Elini-
Hey onun eli nereye gidiyordu? Eli kasıklarımın üzerindeydi. Tabloya baktığımda bir noktanında orda olduğunu gördüm. "Gözlerini kapat ve hisset."dedi. Bir şeyler hissediyordum ama bunun Alexander'ın bahsettiği şey olmadığını biliyordum. Eli ordayken benden ne hissetmemi bekliyordu? Kusura bakmasın ama dikkatimi dağıtan o.
"Evet hissediyorum."diyerek yalan söyledim. Bakışlarını gözlerimin içine çevirdi. "Bana yalan söylememeni tavsiye ederim."dedi. Yanaklarımın kıpkırmızı olduğuna emindim. Bir yandan da kendimi gülmemek için zor tutuyordum. "Ne hissetmemi bekliyordun ki ?"
Dediklerimi duymamazlıktan gelip elini karnıma koydu.Sonra göğüslerimin altına. Ben bakışlarımı ondan kaçırmaya çalışırken o bir şeyler anlatıyordu.
"Hadi kalk."dedi birden.
"Ne oldu?" dedim.
"Senin bir şey öğreneceğin yok."dedi. Aslında öyleydi. Şu anda evin diğer yerlerini gezmek isterdim. "Evini gezebilir miyim?"dedim. Kendimi küçük bir çocuk gibi hissetmiştim. O da bana gülümsedi. Bu evet anlamına geliyordu sanırım. Yattığım yerden kalktım. "Eee, ev sahibi sensin bana nereyi göstereceksin?"
İlk başta salona gittik. "Burayı görmüştün zaten."dedi. Salona bağlı bir koridor vardı. Tam karşıda mutfağın olduğunu gördüm. O yöne doğru yürümeye başladık. "Biliyor musun? Fazlasıyla açım yemek yedikten sonra sana geri kalanını göstersem ?"Aslında bende açtım. Yemek fena olmazdı. Mutfak yine siyah ve beyazın hakimiyetindeydi. Dolaplar,fırın,buzdolabı her şey siyahtı.Yerler ise beyazdı.
"Makarna yemek ister misin?"dedi. Kafamı salladım. Fayansa dayanıp etrafa baktım. Alexander bir yanda ocakta bir şeyler yapıyordu. "Dolapta yoğurt vardı. Çıkarır mısın?" Kendimi onun evdinde garip hissetmiştim. Sanki sevgilisi gibi... Ama bu düşünce saçmaydı. Sadece benim güçlerimle ilgili yardım edicekti. Başka bir anlamda bağımız olmazdı.
Dolabı açıp gözlerimle yoğurdu aradım. Yoğurt dolabın en üstündeydi ve biraz içerdeydi. Dolap fazla mı yüksekti acaba ? Parmak uçlarımda yükseldim. Hala tam olarak alacağım bir yerde değildi. Ama kapağının bir kısmı elime değiyordu. Onu çekince yoğurt biraz bana doğru geldi ama kapağı çıktı. Onu dolabın başka bir rafına koydum. Yoğurt kutusunu kendime çektim. Ama biraz fazla çekmiştim sanırım çünkü saçım,yüzüm her tarafım yoğurt olmuştu. Alexander benim o halimi görünce gülmeye başladı."Sadece yoğurt almanı istemiştim. Zor bir şey değildi."dedi.
Bana gülmesi beni sinirlendirmişti. Yüzümdeki yoğurdu sıyırıp üstüne attım."Demek savaş istiyorsu n Danielle ." Üstüme tezgahın üstünde duran çikolata sosunu sıktı. Bende dolabı açtım. İçinden ketçapı alıp üstüne sıktım. "Savaş isteyen sensin."dedim. Ben ona ketçap sıkmaya devam ederken o da çikolata sosunu üstüme döküyordu.İkimizde gerçekten çok eğleniyorduk. Elindeki çikolata sosu bitince ellerimi havaya kaldırdım. "Ben yendimm." dedim. Ama yüzümün her tarafında çikolatayla yoğurt karışmıştı. Yanına gidip ketçabı eline verdim. "Yenilginin bir hatırası olarak saklarsın."
Ketçabı fayansın üstüne koydu."Sende bunu kazancının bir hatırası olarak saklarsın."dedi. Beni kendine çekti.Kalbimin hızı on katına çıktığında dudakları dudaklarımın üstündeydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Black Eyes (Siyah Gözler)
ChickLitBana o kadar yaklaşmıştı ki kalbim duracak gibi hissediyordum. Muhteşem öpülesi dudakları ,dudaklarımın çok yakınındaydı. O aşık olduğum siyah gözlerini gözlerime dikmişti.Parfümünün kokusu bile beni etkiliyordu.Dudaklarını hafifçe ıslattığında onu...