Merhabalar,merhabalar :D Okul açılmadan hemen yeni bölüm atayım dedim. Biraz duygusal bir bölüm oldu. Ama bir o kadar da heyecanlı :) Olaylara yeni yeni başlıyorum. Bu sefer en uzun bölümü yazdım herhalde.Bu arada eğer sizinde hikayeniz varsa atabilirsiniz. Okuyup yorum yaparım :DMultimedia'daki Danielle'İn annesi. Yorumlarınızı bekliyorum. Vote'lamayı unutmayın. İyi okumlara XOXO :D
Tıklım tıklım olan alışveriş merkezinde zorla yürüyerek kasaya ulaştım. Sanırım yarım saat bekleyerek hamburgerimi aldım. Masalardan birine yürüdüm. Tek başıma Tom ve Jessica'nın gelmesini beklerken patatelerimden atıştırdım. Beş dakika boyunca geçen herkese baktım. Sıkıntıdan giydikleri şeyleri değerlendirdim.
Sonunda Tom ve Jessica -beraber gelmeleri garipti- yürüyen merdivenlerin başında göründüler. Nerede olduğumu görmeleri için elimi kaldırıp,salladım. Gülüşerek yanımda geldiler.
"Çok mu bekledin ?" dedi Tom beni yanaklarımdan öperken.Sonra karşımdaki sandalyeye oturdu. Jessica'da yanağıma iki sulu öpücük kondurduktan sonra yanıma oturdu.
"Sizinle burada yarım saat önce buluşacaktık." dedim sinir bir sesle. En azından zamanımın çoğunu sırada geçirmiştim.Ama sinirlenmemde haklı olduğumu götermek için bir şey demedim.
"Üzgünüz Danny, giderken lastiğim patlamıştı. Tom'da yardım etti. O yüzden geç kaldık."
Tom ve Jessica'yı tanıştırdığımdan beri çok iyi arkadaş olmuşlardı.Ne zaman sorsam Jessica ve Tom birlikteydiler. Alexander'ın yüzüne bile bakmıyordum. O gün ona olan tüm sinirimi boşalmıştım. Hangi günden mi bahsediyorum ? Ah,evet işte soru çözmeye kalktığım gün.
Duvardaki yazıyı görünce endişeyle karışık bir korku vücudumu ele geçirdi. Elimin titrediğini farkettiğimde tebeşir elimden yere düşmüştü.Bay Harris'in alaycı bakışlarının altında soruya tekrar baktım.
"Üzgünüm Bay Harris, gitmem gerekli." Bay Harris'in dediklerini duymamak için hızlıca çantamı alıp çıktım. Bu yazıda neyin nesiydi böyle ? Yazının normal bir şekilde yazılması ben çok korkutmayabilirdi. Ama kırmızı sprey boyayla yazılmış ve boyalar akmıştı. Daha da garibi yazı Latinceydi (!).
Koridorda ilerlerken Alexander köşeyi döndü. Onu gördüğüm anda yolumu çevirip arkamı döndüm. Ama Alexander beni çoktan fark etmişti.
"Danielle konuşabilir miyiz ?"
Dediklerini duymamazlıktan gelip daha hızlı yürüdüm. Ama arkamdan koştuğunu hissedebiliyordum. Birden çok sert bir şekilde kolumu tuttu.
"Kolumu bırak !" dedim dişlerimi sıkarak. Ona karşı öyle büyük bir nefret besliyordum ki içimde suratına baktıkça büyüyordu. Bana yalan söylemişti.
"Konuşmadan olmaz."
Ellerimi sıkıp , tırnaklarımı avcumun içine geçirdim.
"Sana kolumu bırakmanı söyledim." Karşısında dimdik duruyordum. Beni kandırdı, duygularımla oynadı ve üstüne yalan söyledi. Ama ben o her olumsuzlukta ağlayıp zırlayan kızlardan olmayacaktım.
"Bende konuşmamız gerektiğini söyledim."
Kolumu sert bir şekilde savurdum. Kolundan kurtulamayacağımı bildiğim için biraz büyüyü işe kattım. Benim etkimle duvara sert bir şekilde çarptı. Ona temas etmeden her şeyi yapabildiğim için kafasını bir kez daha duvara vurdum.
Başına aldığı darbeyle kendinin toparlamak için yere çöktü. Topuklu ayakkabılarımın çıkardığı sesler koridorda yankılanıyordu. İlerleyip önünde durdum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Black Eyes (Siyah Gözler)
ChickLitBana o kadar yaklaşmıştı ki kalbim duracak gibi hissediyordum. Muhteşem öpülesi dudakları ,dudaklarımın çok yakınındaydı. O aşık olduğum siyah gözlerini gözlerime dikmişti.Parfümünün kokusu bile beni etkiliyordu.Dudaklarını hafifçe ıslattığında onu...