Selam, ben geldim. Yeni bir bölüm ile. Bu sıralar biraz yoğundum ve bana ilham getiren biricik okurlarım sayesinde şu an buradayım. Umarım gitmemişsinizdir. Burada olanlar ses versin, bakayım.
İthaf kısmına gelelim. İki kişi çok yaklaştı ama en çok yaklaşan cinardamla oldu. Bölümü okuyarak nerede geçtiği kısmını öğrenebilirsiniz. 💙
Zihnimin içinde birbirine çarpıp duran kelimeler, en ücra köşelerimden birindeydi. Başıma saplanan ağrıyla gözüm seyirdi. Ortamın sessizliğine eklenen tiz topuk sesleri ağrının şiddetlenmesine etki ediyordu.
Sandalyemi geriye iterek alnıma yapışan saçları geriye doğru yatırdım. Biten kahvemi yenilemek için ayağa kalktığımda sessizlik hükmünü sona erdirmiş, yerini televizyondan yükselen seslere bırakmıştı.
"Ünlü iş adamı Paul Storkey esrarengiz bir şekilde evinde ölü bulundu. Boynundaki halka izleri bir iple boğulup öldürüldüğünü gösteriyor. Kamera kayıtlarına gülümseyerek selam veren şahıs için arama başlatıldı."
Bir an cebimdeki telefona giden elimi serbest bıraktım. Kahve makinesine doğru adımlarımı hızlandırdım. Koridoru dolduran kahkaha sesiyle irkilerek arkamı döndüm. Sarana Dewitt. Muhteşemliği yüzünden okunan kadın.
"Ah, tatlım! Sen hâlâ burada mı çalışıyorsun?"
Ardından gözlerini kıstı. Saçlarını savurdu.
"İşini elinden almak her zaman planlarımın arasında olacak."
Sarana'nın sesindeki kibir, vücudumu kaplayan agresif enerjiyi ortaya döküyordu. Ellerimi yumruk şeklinde sıkarak Sarana'nın yüzüne baktım ve güldüm.
"Uzun zamandır buralarda değildin. Söylemeyi unutmayayım, Sarana. Ben burada genel müdür yardımcısı olarak çalışıyorum. Senin gibi hayatımı bir hiç uğruna satarak yaşamıyorum."
Gerilen Sarana alnından akan ecel terleriyle boğuşurken bir yandan da kısa eteğini düzeltiyordu. Kollarımı göğsümde birleştirip şuh bir kahkaha patlattım.
İnsanlar hayatlarında sadece bir kere öleceğini sanardı, aslında her gün öldüklerini bile bile. Yeniden doğar, yeniden büyür ve yeniden ölürdü.
Kibrini öldürüp içine gömenler, kusursuzluğunu gözlerimize batırırlardı. Sarana kendi hayatını öldürmüştü ancak yeniden doğamamıştı. Bir boyuta sıkışmış ruhsuz kadının tekiydi.
Kollarım gevşedi ve bakışlarım kendini güvenli gösteren bir görünüşe devretti.
"Sen de sıkılmadın mı, Sarana? İnsanları kininle elde etmeye çalışmaktan. Ben sıkıldım. Senin bu kibirli, kendini kusursuz gören hallerinden bıktım. Kendini kusursuz gören herkesin bir kusuru vardır. Kusurun ta kendisi sensin, bunu unutma."
Son cümleyi bastıra bastıra söylemem üzerine yüzüne yayılan öfke yanaklarının kızarmasına yol açmıştı.
"Hâlâ susmayı tercih ediyorsun, ha? Buna sevindim. Seni görmek dahi istemiyorum. Hiçliğinde kaybolmaya devam et. Belki doğru yolu bulursun."
Koridorda yankı yapan topuk seslerine aldırmadan, kahvemi almak için asansöre bindim ve bir kat aşağıya bastım. Sarana ile aramızda geçen münakaşa her ne kadar haklı olsam da sinirlerimi bozmaya yetmişti. Haksız olduğunu bildiğinden dolayı lafı ortaya atıp susmayı tercih etmişti.Asansörde çalan müzik kulağımı tırmalıyordu. Sonunda açılan asansör kapısıyla birlikte derin bir nefes aldım. Kahve makinesine kavuşmanın verdiği huzur ile yüzüme yerleşen tebessüm, küçük bir çocuğun eline verilen umut gibiydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kızıl Senfoni #Wattys2018
Mystery / ThrillerWATTYS 2018 UZUN LİSTE HİKAYESİ* "Cezalı bir oyun ve kurallarını sen belirledin. İnsanların hayatları senin ellerinde. Oyuna bir kere başladıysan... bırakamazsın. " Kapak Tasarımı: rei-nia Başlangıç 29.07.2017 Wattpad'de Kızıl Senfoni isimli ilk v...