Ortamdaki gerginlik seviyesi gitgide düşerken Lilium'un dengesizliği sonucunda tekrar artış gösteriyordu. Sabrının son damlalarında olan Carl şakaklarını ovaladı. Ardından derin bir nefes alarak koltuğa uzanmış gülen Lilium'a seslendi.
" Sana bir fincan kahve getirmemi ister misin Rose?"
Lilium gülmeye devam ederken sıkıntılı bir şekilde nefesini dışarı veren Carl, adımlarını mutfağa doğru sürükledi. Boynunu sıkmaya başlayan kravatını gevşetip çıkardı ve gömleğinin birkaç düğmesini açtı. Vücudunun gevşediğini ve rahatladığını hissetmişti. Ardından hızlıca mutfak dolaplarını karıştırarak büyük beyaz bir kupayı tezgâhın üzerine koydu. Sert bir kahve yaptı.
Kupayla birlikte Lilium'un bulunduğu odaya girdi. Yüzüne yorgun bir gülümseme yerleştirerek başıyla onu selamladı. Yüzüstü uzanan Lilium'u kaldırarak masanın üzerine bıraktığı kahve kupasını eline aldı.
"Şimdi bunu içersen seninle daha güzel anlaşabiliriz diye düşünüyorum. Ne dersin?"
Başını onaylarcasına salladıktan sonra gözlerini ovalayan Lilium, makyajının daha da yüzüne dağılmasını sağlamıştı. Kahve kupasını Carl'ın elinden kaparak küçük yudumlarla içmeye ve etrafında oluşan buhara odaklanmaya başladı. Bir şarkının sözlerini daldığı noktaya doğru mırıldanmaya başladı.
"Bugün kayboldum, yolumu bulamadım.
Adımlarım bana yine onu gösterdi.
Duygularım sadece onun üzerine titredi.
Sadece ona koştum, onunla birlikte göklerde süzüldüm.
Ama o da bir yalancıydı, herkes gibi. Senin gibi, benim gibi."
Yüzünü aydınlatan loş ışıkta Carl'a döndü. Gülümsüyordu ve onu izliyordu.
"Hiç kolay değildi ardımızda bir ışık bırakmak, söndürdüğümüz gecelerin."
Carl'ın sesi üzerine yüzünü ona çevirdi. Ardından gülümsedi ve konuşmak için biraz daha Carl'a yaklaştı.
"Demek küçük bestelerimden haberin var, seni yaramaz çocuk."
Gülümsemesi yüzünde genişlerken eli saçlarına doğru gitti. Ortam bir anda sessizliğe düşerken tek ses, yüzlerindeki gülümsemelerdi. İçinde alevlenen bir yangının başlangıcı Rose'u hedef olarak seçmişti. Masum bir tesellinin aslında ne kadar masum olmadığını gösteren bir yangının alevleriydi. Sessizliği bozan da Lilium'un sesiydi.
"En son bu kadar yakın olduğumuz zamanlar kavga ediyor olurduk. Sonra gülüp birlikte bir şeyler yemeye giderdik. Çılgın zamanlarımızı düşündüm de... Çok aptalmışız ama yine de seninle kavga etmeyi seviyordum."
Ardından Carl'a biraz daha yaklaşıp başını omzuna yasladı. Dudaklarında kıpırdayan gülümseye engel olamayarak tek eliyle kendinden küçük olan bedeni sarmaladı.
"Benim yüzünden edindiğin kötü alışkanlıklardan şikâyet etmeni seviyordum. Beni kırdığın zaman elinde bir poşet çikolata ile kapıma dikiliyordun haylaz çocuk. "
Ardından ikisi de kıkırdadı.
" Tam bir çatlaksın. Bunu biliyorsun değil mi? Kahve seni açmış bakıyorum."
Lilium kolunu dürterek başını göğsüne yaslayarak kıkırdadı.
"Seni özlemişim. Umuyorum ki sen de beni özlemişsindir yaramaz çocuk."
Sıcak nefesini vücudunda hissederken başına minik bir öpücük kondurdu.
"Ben de seni özledim çılgın Rose."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kızıl Senfoni #Wattys2018
Mystery / ThrillerWATTYS 2018 UZUN LİSTE HİKAYESİ* "Cezalı bir oyun ve kurallarını sen belirledin. İnsanların hayatları senin ellerinde. Oyuna bir kere başladıysan... bırakamazsın. " Kapak Tasarımı: rei-nia Başlangıç 29.07.2017 Wattpad'de Kızıl Senfoni isimli ilk v...