Yalanlar

680 32 6
                                        

“Son bir şey daha; bana artık değer vermiyorsun değil mi?” Dedi bir umutla gözlerimin içine bakarak. Gözlerim yandı, dolmaması için bir iki saniye kapatıp açtım. Tek bir cevabım her şeyi değiştirecekti. En az Austin kadar bende çaresizdim şu an. Ve sanırım ne cevap vereceğimi buldum.

 

"Ne zaman değer verdim ki?" Dedim titrek sesimle. Cevabım içten değildi ama böyle gerekti. Dudaklarını kapatıp, başını sallayıp gitti. Öylece bakakaldım arkasından. Ağlamaya başladım.

 

“Ona çok değer veriyorsun oysaki.” Dedi Luther.

 

"Yanlış bir şey mi yaptım ben?"

 

“Hayır, yapmadın. O şu an senin onu böyle şeyler yaptığı için umursamadığını düşünecek, sürekli düşünecek. Şu an sana yaptığı ihanetleri, yalanları, kötülükleri düşünecek… Düşünceler beynini yiyip duracak. Pişman olacak.” Dedi.

 

"Peki şimdi ben ne yapacağım?"

***

     Yeni bir okul haftası daha geldi. Gitmek istemiyordum ama zorundaydım. Ve sanırım Austin'i özledim. Cuma günü o olaydan sonra Luther'ın konuşması beni az da olsa iyi hissettirmişti. Ne kadar istemesemde sıcacık yatağımdan kalkıp üzerimi değiştirdim. Dışarı çıktığımda Erica her zamanki yerinde beni bekliyordu. Okula yürümeye başladık...

     İlk ders başladı ve Austin yok. Pencereden dışarı boş boş bakıyordum.

 

"Psst." Kafamı döndürdüğümde Erica'yı gördüm. Sırıtıyordu.

 

"Yine dalmışsın hayallere." Deyip güldü. Parmağımı dudağıma götürdüm 'sessiz ol' anlamında. Anlaşılan bugün Austin gelmeyecek. Hem ben neden onu bu kadar düşünüyorum? Dediğim şeyler için pişmanlık, acıma, zannettiğim kadar kötü birisi değildir, o benim hiçbir şeyimken herkesten kıskanma, aşk... Aşk? Emin değilim. Duygularımı kontrol edemiyorum.

     Okul çıkışı direk eve geçtim. Annem küçük kardeşim Adam'la ilgileniyordu, Adam ise kedim Ciklet'le. Ellie henüz okuldaydı. Mutfağa gidip biraz bir şeyler atıştırdım. Ardından patenlerimi alarak büyük alana gittim. Büyük alan, evimizin oradaki, paten, kaykay, bisiklet sürmek için yapılmış bir yer. Arkadaşlar da oradaydı. Pateni sürmeye başladığım anda her şeyi unutuyordum. Çok geçmeden telefonumun titrediğini fark ettim. 'Dışarı çıkabilir misin? Biraz konuşalım.' Yazmış Luther. Buna karşın: 'Büyük alandayım şu an. Yakınsan buraya gel.' Dedim. 10 dakika sonra Luther geldi.

 

"Selam." Dedi.

 

"Selam."

 

"Nasılsın?"

 

"Sence?" Diye sordum.

 

"Bugün bir şey dedi mi sana?"

 

"Gelmedi ki."

 

"Angela anlaşılan sen bu çocuğa aşıksın. Ama bunu söyleyemiyorsun kendine. O kötü, onu sevmem ben gibi şeyler diyorsun ama kandırıyorsun sen. Onun için gözyaşı döktün sen, sürekli aklın onda. Şu an o da senin için aynı şeyleri yaşıyordur belki." Dedi.

KÖREBEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin