İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

EYLÜL

1.3K 52 0
                                        

Sene:1980
Aylardan Kasım,
Bu sene Aralık ayının dokuzunda tam yedi yaşında olacağım.

Annem: Bey, memlekette olay olay üstüne kavgalar, adam öldürmeler bitip tükenmiyor.Kızın yaşı da geldi. Okula bu sene vermemiz gerekiyor.
Ne yaparız bilmiyorum.
Okulların durumu da malum olaylar bitmiyor. Sadece okullar olsa ülkenin dört bir yanı karışık.

Babam:"Çok doğru söylüyon hanım Toplumun bölündüğü karşılıklı nefret duygularının kabardığı bu dört yıllık süre zarfında üniversiteler, lokaller, kahvehaneler,meydanlar çatışmaların merkeziydi.

Annem:"Millet temel gıdaları bulmada zorlanıyor Bulsan dahi sıra var kuyruk var bey; tüp kuyruğu,ilaç kuyruğu,ekmek kuyruğu..."

Babam:
"Türkiye zor bir süreçten geçiyor. İnsanlar korku içinde evlerde huzur yok her gün bir aileye baskın yapılıyor şiddet uygulanıyor. Gencecik gençler öldürülüyor bir hiç uğruna.

Babam:
"Can ve mal güvenliğimiz yok. Allah sonumuzu hayır etsin hanım."dedi babam ve ekledi:
Hanım bu sene vermesek mi kızı ne dersin? Seneyi bekleyelim belki durulur ortalık bu böyle gitmez."dedi

Annem:"Olur olur doğru diyon"

Bense konuşulanları dinliyor anlamsızca bir babama bir anneme bakıyordum.

Bir an önce yaşıtlarım gibi okula gitmek istiyor,okul özlemiyle yanıp tutuşuyordum.Okulun ne olduğunu biliyordum,daha önce anneme sorduğumda söylemişti bana.

Her sabah annem beni Gazi Mahallesi'nde sokağa çıkartır ellerinde defter kitap ablaları görürdüm.
Anneme sorduğumda okula gidiyorlar sen de büyüğünce gideceksin derdi. Ben büyüdüm kocaman oldum fakat gidemiyorum.

Herkes gibi ben de okula gitmek,okumak istiyordum.Bu benim en doğal hakkımdı.
Fırsat buldukça da ailemi sıkıştırıyordum.Yine bir gün Annem bulaşıkları yıkarken,
-Anne,ben okula ne zaman gideceğim?dedim.
Annem; Tabiki sen de yaşıtların gibi okula gideceksin.Babanla konuşuyor,bir karara varmaya çalışıyoruz.Sen de biliyorsun ki sokağa dahi çıkmazken, okula nasıl göndereceğiz kızım bilmiyorum.
İnan çok üzülüyoruz.Elbette baban da ben de okumanı senden çok istiyoruz. dedi.

Günler,haftalar hızla geçiyor. Ben okul hevesimden bir an bile vazgeçmemiştim.

Altı yaşımı bitirmiş,yedi yaşıma basıyordum. Bütün günümü evde kardeşlerimle ve annemle geçiriyordum.Bazen can sıkıntısından pencerenin önüne oturuyor,dışarıyı seyrediyor,bazen de evde ki dört sandalye ve dört kırlent imdadımıza yetişiyor. Onlarla ev yapıp içine girip oynuyorduk.
Sokağa çıkamıyor,tüm gün evin içinde gün yüzü görmüyorduk.
Dışarısı ayaz ve don. Sabah kalktığımızda camlar buz tutar.
Ankara'nın soğuğu ve ayazı hiç bir şeye benzemez. Bir kaya gibi sert ve jilet gibi keskindir.İnsan yaşamını felç eder.Annem günde sobanın kovasını iki kez değiştirirdi.

Ankara'da olmak da yaşamak da çok zor.Kuru bir ayazı var,soğuğu iliklerinize kadar hissedersiniz. Öyle ki ağızınızdaki tükürmüğünüz dahi donar. İnsanı felç eder bu soğuk. Hele de sabah okula,işe gidecekler için tam bir işkencedir. Siz ilerlemek yürümek istersiniz fakat sert esen rüzgar buna izin vermez . Bir adım dahi ilerleyemezsiniz. Görüş açınız daralır,gözünüzün önünü göremezsiniz. Her mevsim farklı yaşanır Ankara'da ...
Günler aylar bir su gibi akıp gidiyor...

Hani derler ya daha dün gibi..
Hatırlar mısın ne de çabuk geçti onca seneler?
Aylardan Mart,
Yavaş yavaş kış bizlere elveda demeye başladı. Baharın belirtileri az da olsa belirmeye başladı.Karla karışık yağmurlar yerini kırk ikindi yağışlarına bıraktı. Kıştan kalma soğuk az da olsa geceleri kendini gösteriyordu.

Dönüm Noktası                                        Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin