Sürpriz

769 19 23
                                        

Sene:1984

Aylardan: Mart

Gecenin bir yarısında uykunun en tatlı yerinden uyandırıldım. Neyse ki bu gün okulun son günü yarın ise hafta sonu tatiliydi
"Nuray haydi kalk kızım sular akıyor.
Bana yardım et de şu sularımızı dolduralım."
"Anne kalkmasam biraz daha uyusam olmaz mı? Ne olur anne,biraz daha sonra söz kalkarım.

"Kızım olmaz,biliyorsun sular bir gitti mi gelmiyor.
Doldurduk doldurduk suları bir
daha gör ki ne zaman gelir. Haydi kalk diyorum.Suyumuzu doldurduktan sonra yine uyursun."

Bir çocuk için dünyada en kötü şey,
rüyanın en tatlı yerinden uyandırılmak.Uyku bu kaçtı mı bir daha gelmiyor.

Sıcacık yatağımdan oflaya tuflaya gözlerimi ovuşturarak istemsizce doğrulup yatağıma oturdum. Sobanın ateşi çoktan sönmüş, ev bir hayli soğuktu. Esnemeye başladım, ardından bir titreme geldi içime. Yerimden doğrulup ayağa kalktım. İçim zangır zangır titriyor, yarı uykulu bir halde sallana sallana mutfağa girdim.Mutfağa girmemle çıkmam bir oldu vazgeçmiş olmalıyım.
Ne yaptığımı biliyor muyum sanki uyku sersemliğiyle... Titremelerim daha çok arttı beni bu halde gören annem anlamış olmalı ki yatak odasından kazakla döndü.

Şimdi kardeşlerimin yerinde olmayı ne çok isterdim sıcacık yataklarında uyuyorlar diye iç çektim.

Bu böyle olmayacak deyip önce banyoya girip bir güzel yıkadım elimi yüzümü. İçimin ürpermesi gitmedi su da çok soğuktu. Şimdi daha iyiyim.

Kaç ay oldu bilmiyorum. Su aka aka yüzümü yıkamıyalı.

Mutfağa tekrar döndüm.Birde ne göreyim mutfağın ortasında abartısız on-onbeş bidon.Yok artık ! dedim.Bu bidonların dolması bir iki saati alır.Neyse ki su tazikli akıyor.Beş-on dakikaya doluverdiler.Bitmedi ki daha kapının önünde su tankı var.
Sadece bunlar mı?
Tabi ki "hayır"
Bahçedeki ağaçlar var.

Annem kapının önünde ki su tankını doldurdu.Sıra bahçede ki ağaçlara gelmişti ki kardeşim Murat kalkmıştı.Murat anneme sesleniyordu.
Annem telaşla içeri girdi.
"Kızım sen bahçeye in ben birazdan yanına geleceğim"dedi.

Ben ne çare evin arkasına dolanıp tahta bahçe kapısından içeri girdim. Benim için işin en zor kısmı şimdi başlıyor.

Gecenin bir yarısında tek başına on yaşında bir çocuk.
Şimdi aklıma geliyor da büyük cesaret söylenecek söz bulamıyorum.
Evin odaların pencereleri bahçeye bakıyor.
Etrafta ne bir ev var ne bir dükkan.
Sadece babamın diktiği meyve ağaçları sıra sıra karanlıkta birer adam gibi duruyor.

İçime bir ürperti geldi,vücudum titredi.Ağaçlar karanlıkta birer insanı anımsatıyor.Gecenin karanlığı ve sessizliği ürkütüyor etraf belli belirsiz.
Ağaçlar taze birer fidandı.En hafif rüzgarla nazlı nazlı sallanarak birbirlerine gizli bir şeyler fısıldıyorlar.
Ne çok isterdim şimdi güneşin doğup sabah olmasını.
İç sesimle konuşurken az ilerde bir çıtırtı duydum.

Ses yaprak hışırtısına benzemiyordu. Sesin geldiği yöne doğru baktım,hızlı hareket eden bir cisim ne olduğunu tam olarak göremedim alaca karanlıkta.
Bir an bacaklarımın bağı çözüldü ellerim ayaklarım buz kesti.
Yeri hissetmiyorum.Bağırmak istiyorum sesim çıkmıyor.Kaçmak uzaklaşmak eve gitmek istiyorum cesaretim yok.
Heykel gibi kıpırdamadan kala kaldım oracıkta.Tüm vücuduma felç indi.Korkudan küçük dilimi yutmak üzereydim.Beynim elektrik çarpmış gibi tiken tiken oldu.
Gördüğüm neydi acaba?

Yine o tuaf ses. Çıtırdı ve arkasından o tuaf hışırtı.Az ilerde ağaçların arasında ki otların içinde bir kıpırdanma var.
Korkudan ölmek üzereyim.

Dönüm Noktası                                        Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin