1970'lerde köyde geçmektedir. Sıcak kolları ile sarıp sarmaladı onun yanında cılız ve küçük kalan bedenimi. Buz gibi günahlarım onunayken yerle yeksan oldu. Kimsesiz ruhuma yabancılaşmadan öksüz bedenime sahip çıktı , yalnız onun yanındayken ruhum b...
MERHABA ARKADAŞLAR KİTABIM HENÜZ ÇOK YENİ VE OKUYAN VAR MI BİLMİYORUM AMA BÖLÜM BİR GÜN GECİKTİ LÜTFEN KUSURA BAKMAYIN
BUNDAN SONRA HER ÇARŞAMBA VE PAZAR BÖLÜM ATMAYA DİKKAT EDECEĞİM
İYİ OKUMALAR DİLERİM
SATIR ARASINDA DÜŞĞNCELERİNDEN BENİ MAHRUM ETMEYİN
ÖNERİLERİNİZİ YAZMAYI UNUTMAYIN
Fotoğraf Ömer Ağa ve Mahur temsili
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Ağam..." Dedim belli belirsiz. Ne diyeceğini bilmez haldeydim, dilim lal olmayı seçti. Tek kelime dahi etmedim. Benim suskunluğuma karşın o da susmayı tercih etti.
Suratım asılmadı değildi. Ayşe'nin dediğine göre köyde laf hemen dağılırdı, o ona, o diğerine derken belki de dilden dile ismim Ömer ağanın yanında geçecekti. Oysa ben bu köyde tek biz iz dahi bırakmadan çekip gitmeyi yeğlerdim.
"O kadar mı kötü benim yanımda görünmek. Karadeniz'de gemilerin battı sanki." Deyip gülümsedi. Dudakları öyle az yukarı kalktı ki sanki gülüp gülmemek arasında kararsız kalmış gibiydi.
"Yok ağam yanlış anladınız, köyde yeniyim ya laf söz olur diye. Sizinle bir ilgisi yok."
"Laf söz olsa ne olur? Yavuklun mu var yoksa?" O an benden laf almaya çalıştığını anlamayıp büyük bir tepkiyle, "Yok ağam n yavuklusu." Demiştim boş bulunup. Dudaklarım,o, şeklini almış, şaşkınlığımı mimikleri de belli eder olmuştu.
"Sorun ne o vakit? Genç bir kızsın elbet ismin birileri ile anılacak."
"Ben bu köyden gideceğim yakında. Köyde iz bırakmadan ismimin unutulmasını sağlayıp gitmem gerek. Üç günlük kızın adını koskoca ağalarının yanında anmasınlar. Belki sizi de bir şey derler."
"Orada dur hele! Kim bana bir şey diyecek?" Büyük bir özgüvenle kurmuştu cümlesini. O kendinle övüle dursun ben ise onun büyük adımlarına yetişmek için öyle hızlı yürüyordum ki az kalsın koşacaktım. Nefes nefese kalmıştım. "Ağam biraz yavaş." Dedim nefes nefese.
Derin bi iç çekti ve olduğu yere mıhlandı. "Öyle küçüksün ki..." İç çekişini yineledi. "Adımlarıma bile yetişemiyorsun. Kim bilir..." Deyip sustu.
"Ağam sizin cüsseniz ile benim cüssem bir midir? Elbet benden hızlı yürürsünüz. Hem niye sustunuz, kim bilir...?" Dedim soru sorarcasına.
"Yok bir şey hadi biraz hızlı yürü de gidelim bir an önce.".Bundan gayr-ı konuşma geçmedi aramızda. Sanki kôr gibi bir sessizlik kapladı etrafı.