Selam aşklarım
Kitabı umarım okuyan vardır 💖
Diğer bölüm önümüzdeki hafta içinde gelecek
Sınırımız 2000 satır arası yorum
Lütfen beni yalnız bırakmayın
Ayrıca tiktok ve Instagramda kitaba video yaparsanız tanıtım amacıyla çok mutlu olurum
Umarım kitabın basıldığını da görürüz
20. BÖLÜM: Ayrılık
Ben Mahur. Küçük yaşta hem öksüz hem yetim kalan Mahur… Önce amcasının evine sığmaya çalışıp istenmeyen, sonra teyzesinin yanında büyüyen Mahur. Şimdilerinde yirmisine girecek, evlendiği adam tarafından satın alınan Mahur.
Acı beni yavaş yavaş etkisi altına alıyordu. Bayılırken duyduğum cümleler çığ gibi sesini büyüyerek kazındı aklıma. “Biz o kızı sana 500 milyona karın yap diye satmadık.” Beynimden vurulmuşsa döndüm. Olayları idrak etmek istiyor muyum yoksa hepsi hayal olarak mı kalmalı anlamlandıramıyordum.
“Peşini bırakalım diye sattık.” İkinci darbeyi yedim. Beni kocam tıpkı bir mal alır gibi satın almıştı. Acizliğime ağladı ruhum bilincim ise daha uyanık olmadığından tepkisizdi. Cayır cayır yandım acılar içinde, kıvrandım ama sesler kesilmedi. Beni bitirmeye ant içmiş gibilerdi.
“Madem evlenmişsin fiyatı arttı.” Benim kocamla aramdaki ilişkinin bile fiyatını biçmişlerdi. Ben kocam dediğim adama satılıştım ve gecelik fiyatım bile belliydi. Artmış mıydı değerim? Allah’ım bunlar rüya olsun diye isyan ederken buldum kendimi. Neydim ben hayat kadını mı?
“Bize o miktarın beş katı daha öde yoksa karın herkesin karısı olur.” Bu ise gerçeklerin birer birer üzerime yıkımı oldu. Enkaz altında kaldım, burada tek başımaydım. Sağ çıkıp çıkmayacağım belli değildi. Yanımda olduğunu sandığım, ailem dediğim adamın ihanetine uğramıştım. Bunun altından tek başıma nasıl kalkabilirdim?
Uyanmak istemiyordum. Bu acıyı bedenime yüklemek zordu. Uyumalı ve bir daha uyanmamalıydım belki de. Gerçekle yüzleşmek istemeyecek kadar korkaktım. Ömer’in karşısına çıkıp hesap soramayacak kadar yorgundu bedenim. Gerçekleri duymak istemeyecek kadar da seviyordum. Evet, asıl sebebi buydu. Ben Ömer’i seviyordum ve her şeyi onun ağzından dinledikten sonra onunla aramda sevgi kalmayacaktı. Ben Ömer’den nefret etmekten çekiniyordum.
Sevdiğim adamın gerçek yüzüyle yüzleşecek kadar cesur değildim. İşte şimdi tekrardan kimsesizdim. Ailem oldu derken yalnızlığa terk edilmişti içimdeki kız çocuğu. Benim kaderim kötü yazılmıştı bir kere. İyi ve güzel şeyler belki de benim defterime yakışmıyordu. Bu dünyaya acılar çekeyim diye gönderilmiştim. Allah’ım, diye yakındım kendi kendimi isyana sürükleyerek. Allah’ım parayla satılan bir kul olmasaydım keşke.
Korkarak gözümü hafif araladım. Başımda bekleyen büyük ihtimalle sadece Ömer olacaktı ama ben onun yüzünü görmeye dahi tahammül edemeyecektim.
Dudaklarımı dilimle ıslatma gereği duydum hafif kıpraşarak. “Su.” Dedim gayriihtiyari. Dilim damağım kurumuştu. Gözümü tam açamadığımdan mı bilinmez etrafı bulanık ve yarım görüyordum. Bana bir bardak uzatıldı ve camı dudağımda hissettim. Kana kana içtim uzatılan suyu. İçimin yangınını söndürmesine dua ederek içtim. Oysa daha da harlandı yüreğimdeki acı. Tüm bedenimi yakacak kadar gürdü şimdi. Sönmesi de kolay olmayacaktı.
İçirilen suyu büyük yudumlarla hemen bitirdim. Yarım araladığım göz kapaklarımı ise tamamen açtım. Karşıma gördüğüm insanla mideme kramp girdi. Elim hemen kanımın üstüne gitti, oraya baskı yaparak mide bulantı engellemeye çalışsam da nafileydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYKIŞLI
Historical Fiction1970'lerde köyde geçmektedir. Sıcak kolları ile sarıp sarmaladı onun yanında cılız ve küçük kalan bedenimi. Buz gibi günahlarım onunayken yerle yeksan oldu. Kimsesiz ruhuma yabancılaşmadan öksüz bedenime sahip çıktı , yalnız onun yanındayken ruhum b...
