• yarı texting •
b. selamlar, yahuda.
kimsiniz?
b. ben isa
b. dudaklarını unutamıyorum, yahuda.
b. ihanetin sigara koktuğunu sen öğrettin
b. ve kanın tatlı olduğunu
b. seni ellerimle öldüreceğim, sevgili yahuda, ve kalbim kırık
b. çünkü kimse arkan...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
T H R E E
"hey, j! biz yemeğe çıkıyoruz, geliyor musun?"
"hayır, hayır," dedi jesus kafasını sallayarak. boğazına kadar şu cinayet davasına gömülmüşken dikkatinin dağılmasını istemiyordu.
ayrıca dava dosyasını birkaç kere okuduktan sonra pek iştahı da kalmamıştı açıkcası.
bay ve bayan anderson, 54, 49, salı günü akşam altı civarında, birden çok defa bıçaklanarak öldürüldü.
elinde üç ana şüpeli vardı, birincisi, ölümleriyle bütün mal varlıklarına sahip olan meteliksiz oğullarıydı, fakat bu genç adam on yıldır ailesiyle bir bağlantı içinde değildi ve ona cinayeti haber vermek için ulaşabilecekleri bir numarası bile yoktu.
ikincisi; bay anderson'un fransızca dersi verdiği genç kızdı, rahmetli bayan anderson'un bu kızdan nefret ettiğini tüm kasaba biliyordu. kadın her fırsatta onun bir şeytan olduğunu ve eşinin aklını ahlaksızca düşüncelerle doldurduğundan bahsediyordu.
üçüncüsü ise miles judas'tı. andersonların yeni aşçısı. jesus'un onunla ilgili bildiği pek şey yoktu. biraz çelimsizdi, ama gözlerindeki zeki pırıltı onun kendi başının çaresine bakabilecek biri olduğu söylüyordu. bu küçük kasabaya dört ay önce gelmişti, yani epey yeniydi. andersonların yanında kalıyordu, markete gitmek haricinde çok evden çıkmıyordu, belki de bu yüzden teni hayalet kadar beyazdı.
cinayeti ilk fark eden de o olmuştu, jesus, gördüklerini anlatırken genç adamın ses tonundaki dehşetin rol gereği olamayacak kadar gerçek olduğunu biliyordu.
andersonların gizli paraları, saklı ilişkileri, bayan anderson'un şeytan olmakla suçladığı genç kızdan başka düşmanları yoktu.